~Işıl~
"Ee ne diyorsun Işıl? Var mısın yok musun?" iyice düşünüp ikisinede dikkatlice baktım. Mecburdum.
"Varım." dedikten sonra Gamze hemen yanıma atlayıp bana sarıldı. "İşte benim kızım be." kollarını benden ayırmaya çalıştım. "Birazdan kızın nefes alamadığından geberecek." dedim. Hemen kollarını benden ayırıp "pardon." dedi mahçupça.
Doğrulup boğazını temizledi. "Sana bütün planı anlatıcağız ama şunu bilmen gerekiyor ki kılık kıyafetin değişmeli role uymalısın." Kaşlarımı çattım. " 'Rol' derken?"
Ömer konuşmaya başladı. "Bu gece bir sergiye gidiyoruz. Ev sahibi sadece Fox adıyla bilinen bir milyoner. Hepimiz oraya davet edilen normal misafirlermiş gibi gireceğiz."
Düşündüm. Böyle bir kıyafetim olması gerekiyordu. "Işıl bir giyinip gelsene." dedi Gamze. "Daha ne giyineceğimi bile bilmiyorum nasıl giyinim." dedim.
Dudak büzüp "sen mi bilmiyorsun? İşte buna gülerim. Hadi kalk hadi." giyip beni koltuktan kaldırdı ve ittmeye başladı. Oflayıp odama gittim ve dolabımın karşısına geçtim.
Dolabımın karşısındaki 10. dakikamdı ve hâlâ birşey bulamamıştım. Sinirlenmeme çok az kaldı. Artık bütün eşyalarımı yere atıp aramaya başladım. 5. dakikada zafer sırıtmasıyla üstümü giyinmeye başladım.
???????????
Akşam olmuştu ve bir saat sonra Gamze ve Ömerle buluşacaktım. Üstüme hemen mavi dar elbisemi giyinip altımada altın renginde topuklu ayakkabı giyindim. Bir kaç altın takı katıp elime yine altın renginde bir çanta aldım. Evet hazırdım.
(Işılın elbisesi)
Aynanın karşısına geçtiğimde kendimi inceledim. Belime gelen siyah saçlarımı maşaladığım için dalgalılardı ve güzel duruyorlardı. Mavi elbise mavi gözlerimi belirginleştirmişti ve bu da göze batıyordu. Elbise dar olduğu için bütün vücudum belliydi, dolgun ama çokta büyük olmayan göğüslerim , ince belim , dolgun kalçam her şey belliydi.
Vücudumu seviyordum hiç bir şikayettim yoktu. Burnum düzdü sadece ucu çok hafif kalkıktı, yani ne büyük ne de çok küçük. Dudaklarım standart dolgunluktaydı, bana çok dolgun yakışmazdı. Ten rengim bembeyaz olduğu için yüzümdeki küçük benler ilgi çekiyordu. Birtanesi dudağımın biraz üzerinde, diğeriyse yanağımın üstündeydi. Ama şikayetçi değildim , seviyordum.
Genel olarak güzel bir kadındım , bunu çoğu kez duymuş ve biliyordum da. Kendini beğenmişlik değil sadece naz yapıp ve iltifat almak içim 'hayır ya' gibi sözler söyleyemezdim. Çok çocukça.
Gerçekten hırsızlık için o davete gittiğime inanamıyordum. Aslına bunu yapmazdım , onları onayladıktan sonra kendi kendime yine düşündüm 'bunu yapabilir miyim?' ama Ömerin anlattıklarından sonra bunu yapmaya kesinlikle karar verdim.
Ömerin büyük babası en yakın arkadaşından kazıklanmıştı. Onun en yakın arkadaşı ona ait olan pulları çalmış ve ortadan kayıp olmuştu ve bunu duyan Ömer'in büyük babası kendini öldürmeye kalkmıştı. Arkadaşı olan adam meğersem Foxun adamıymış ve onun o puları çalması için görevlendirmiş. Yani aslında Ömere ait olan şeyi geri alıyorduk ve bu beni bir nebze rahatlatıyordu.
Saate bakıp hemen çıkmam gerektiğini anladım. Son kez üzerime parfüm sıkıp evden çıktım.
30 dakikanın ardından Gamze ve Ömerle buluşmuştum. Hepimiz şuan o binanın asansöründeydik. Bu bina baya lüks bir binaydı ve oldukça büyüktü , etrafıma çaktırmadan baktığımda heryerde kamera olduğunu gördüm. Şaşırmamalı sonuçta büyük ve lüks biryer. Asansör yukarı varmadan önce , hemen işimi garantiye alıp ordaki bütün kameraları etkisiz hale getirdim.
"Davetiyeler burda tabi bunlar sahte , orijinalleri almak pek mümkün değildi." dedi Ömer. Onu incelemeye başladığımda üzerinde koyu mavi bir smokin olduğunu gördüm , icinde de beyaz bir gömlek. Saçlarını arkaya doğru jelleyip güzel görünmesini sağlamıştı. Ömer aslında yakışıklı bir çocuktu sanırım 26 yaşındaydı yani Gamzeden ve benden 4 yaş büyüktü. Kahverengi saçları ve kahverengi gözleri vardı. Dümdüz burnu , ne kalın ne de ince dudakları vardı.
Yani genel olarak yakışıklıydı Gamzeyle yakışıyorlardı .
Gamzeye baktığımda üzerinde askılı ,dar , sarı bir elbise olduğunu gördüm. Esmer tenine yakışmıştı sarı rengi. Saçları göğüsüne kadardı ve saçlarının arasında sarı röfleler vardı. Burnu yapmaydı onu ameliyat boyunca çekmiştim , 'ahh Işıl çok acıyor' 'Işıl güzel oldu mu?' bilmem daha nelerle başımı şişirdi. Burnu küçücük ve kalkıktı , gözleri ise kapkaraydı. Güzel bir kızdı ama şu dudaklarını bu kadar şişirmemesini 100 kere söylemiştim ama dinletemedim. Dudakları çok kalındı ve botoks olduğu her halinden belliydi. Eğer dudakları bukadar şiş olmasaydı modelik bile yapabilirdi.
Yani kısacası ikisi birbirlerine yakışıyorlardı.
Ömer onları incelediğimi anlamış olucak ki gülümseyip bana göz kırptı. Yalandan göz devirip hafifçe gülümsedim. Asansör nihayet açıldığında hepimiz çıkıp kocaman sıranın arkasına geçip beklemeye başladık.
Bu ne sıraydı böyle?
Sanki beleşe birşey dağıtıyorlarmış gibi. Nihayet 10 dakikanın ardından sırayı geçip problemsizce güvenlikçiden de geçebilmiştik.
"Herşey süper gidiyor aynı planladığımız gibi." dedi heyecanla Gamze. "Tam olarak değil. Pulların bu odada olması gerekiyordu ama hiçbir yerde göremiyorum." dedi Ömer. "Kesin Foxun özel odasında o pular ama nerde olduğu hakkında hiç bir fikrim yok." diye ekledi.
"Bunu daha önce düşünmen gerekmiyor muydu?" diye sordum bir kaşımı havaya kaldırarak.
Sinirle Gamzeye baktı. "Evet zamanım olsaydı bu katın heryerini inceleyecektim ama bir hanım efendi süsüne çok düşkün olduğu için ve 3 saat bir butikten çıkamadığı için zamanım kalmamıştı." Gamze sinirle kaşlarını çattı. "O elbisenin içinde beni sikerken bir problem yok ama değil mi!" yüzümü buruşturup ikisinin arasına girdim. "Cinsel hayatınızı kendinize saklayın ve şu puları nasıl bulucağımızı düşünün." dedim.
İkisi birbirine düşmanca bakmayı kesip düşünmeye başladılar. "Off bilmiyorum , sence Işıl ne yapmalıyız?" diye sordu Gamze. "Bence başka bir zaman burayı inceledikten sonra gelip planı sürdürmeliyiz çünkü böyle, bişeyi bilmeden hiçbirşey yapamayız."
"Bu şans yine elimize geçer mi bilmiyorum Fox çok akıllı biri." dedi Ömer düşünceli bir şekilde. İç çekip burdaki insanları saymaya başladım taki gözlerim birisinin üstünde takılı kalana kadar.
"Ve işte Venüs'ün bir portresi, Aşk tanrıçası, geçmişteki Barok'dan."
Bu ses... bu sesi heryerde tanırdım. Bakışlarım insanları şimdiden etkileyen sergi küratöründe takılı kaldığında anladım her şeyi. Sanki zaman durmuştu , bu gece burda niye olduğumu bile unutmuş bir vaziyetteydim. Bütün ilgim ve düşüncelerim ona gitti...
Ateş Arslanoğlu.
Çok değişmişti... onu en son 5 yıl önce görmüştüm ve bu zamana kadar bukadar değişmesi inanılmazdı.
Hayır eskiden çirkin felan değildi o zamanlar bile yaşına göre yakışıklıydı ama şimdi...
Simsiyah saçlarını jelle sürülmüş ve çok güzel duruyordu. Açık teni ve koyu yeşil gözleri hayla bir uyum içindeydi. Biçimli kaşları , dümdüz burnu, standart dudağıyla çok çekiciydi. Uzundu bende bir buçuk kafa büyüktü , ve yapılıydı. Giydiği siyah smokinin altında olan karın kasları belli oluyordu , ve kol kaslarıda aynı şekilde. Yeni olan şey göğüsünde ve kollundaki dövmeydi ama gömleği yüzünden o da çok belli olmuyordu.
Gerçekten yakışıklıydı. Bunu doğrulayan şey ise bütün kızların onu yiyecekmiş gibi bakmalarıydı.
Sanki ona baktığımı anlamış gibi birden bu tarafa döndü , bense hemen kafamı ayna olan tarafa çevirip onu görmemezliğe geldim ama aynadan onu görebiliyordum. Beni fark ettmişti , beni gördüğünde gözlerinde sanki kısa bir ışıldama gördüm ama hemen kendisini toplayıp yine profesyonel pozisyonuna geçmişti.
Onu taekwondo kursundan tanıyordum. O zamanlar aynı kurstaydık.
Acaba beni hatırladı mı?
Öğrenmenin tek yolu var.
Kadehimle birlikte resimlere bakıyormuş gibi yapıp birisine çarptım ve kadehin birazını üstüme döktüm , aslında çoğu göğüsüme gelmişti. Saniyeler içinde Ateşte yanımda belirir. Bana yüzündeki sırıtışla bir mendil uzattı.
"Teşekkür ederim." diyip medili alıp üstümü silmeye başladım. Sildikten sonra ona döndüm ve "bu resim hakkında birşeyler anlatır mısınız?" dedim.
Aslında resim felan umrumda değildi amacım konu açmaktı. Sırıtışı genişledi.
"Seve seve ama ondan önce bana tanıdık geldiğinizi belirtmek isterim. Biryerlerde karşılaştığımıza eminim." diyip şarabından bir yudum aldı.
Sanırım beni hatırlıyordu.
Alayla sırıttım. "Hadi ama bu numarayı kaç kişide denediniz?" bu sefer o alayla sırıttı. "Bu gece burda taekwondo kraliçesi Işıl'ın olaması gerçekten çok şaşırtıcı."
Biliyordum , beni hatırlıyordu. Ozamanlar yanık olduğum Ateş Arslanoğlu beni hatırlıyordu.
"Hmm aslında taekwondo kursunda birini hatırlıyorum. Gözlerini benden hiç alamayan birisini ve sizin gözleriniz ona çok benziyor." İşaret parmağını bardağında gezdirdikten sonra bir yudum aldı. "Ee bu gece sizi buraya ne sürükledi? İş mi yoksa zevk mi?" diye sordum.
"Foxun özel davettinden sorumluyum , sadece bana güvenir." dedi ve tilki bakışlarını odada gezdirdi. Demek Ateş sadece burada çalışmakla kalmıyor söz hakkınada sahip biri olarak geçiyor. O zaman o özel odanın nerde olduğunu biliyordur. Ama Ateşi hafife almamalıyım. Çok akıllı biri , o zamanlar sınıftaki en akıllı kişilerdendi. Eğer o odaya girmek istiyorsam Ateşi bir şekilde ikna ettmeliyim.
"Görünüşe göre Fox güvenini , sadece kızlarda gözü olan bir genç adama veriyor öyle mi?" dedim ona yakınlaşarak. "Demek o zamanlar seni bir tilki gibi gözetlediğimde hoşuna gidiyordu öyle mi?" diyip o da biraz yaklaştı.
"O gözleri unutmam lazım." dedim ciddiyetle. "Niye?" diye sordu Ateş. Ve yine kendimi o yeşil gözlerde kayıp ettim. "Çünkü o gözlerin beni yine çılgına döndürmesine izin veremem." Ateş biraz daha yaklaştı ve saçıma dokunup bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı.
"Çılgına dönmek istiyor musun?" diye sordu. Hiç düşünmeden "evet" dedim. "Yalnız kalacağımız bir yer olursa neden olmasın?" diye sordum göz kırparak. "Bir yer var ama Fox ve benden başka oraya kimse giremez." dedi Ateş ciddiyetle. "Sen nezaman kurallara uydun ki şimdi uyasın?" dedim sırıtarak.
"Seni oraya götürürsem uslu durucağına söz verirmisin?" diye sordu. "En yaramaz kız olucağım." dedim kısık sesle. Sırıtmaya başladı. "İşte beklediğim cevap." diyip elimden tuttu ve beni arkasından sürüklemeye başladı.
Odaya vardığımızda heryeri dikkatle incelemeye başladım. Her küçük deliği bile gözümle kontrol ettim. Sonuçta pullar küçük bişeydi ve heryerde saklanmış olabilirlerdi. Gözüm pahalı olan belli olduğu bir tabloda takılı kaldı. Onun arkasında olabilirlerdi ama bunu farkettiğimi Ateş anlamamalıydı onu birşekilde oyalamaya çalışmalıydım.
Ateş kapıyı kilitleyip hemen üzerime gelmeye başladı. Sexy'ce önüme gelen saç tutamını parmağında çevirdi. "Oyun oynamak için bir neden yok , kafanda neler geçtiğini biliyorum küçüğüm."
Maalesef bilmiyorsun Ateş'cim çünkü o pulların peşinde olduğumu bilseydin çoktan çıldırmış olurdun.
"Aynı benim bu akşam seni gördüğümde ki gibi. Yıllar sonra yine karşılaşmamız ve senin benim üzerimde olan etkin hâlâ geçmemiş olması sencede şaşırtıcı değil mi?" diyip kulağıma eğildi ve "ozamanlar o dar taytında 'Flying Side Kicks' yaparken seni izlemek...kendimden geçmemi sağlıyordu." diye fısıldadı.
Nefesi boğazıma değdiği için bütün vücudumda bir karıncalanma hissettim.
"Bir leopar kadar çeviktin ve seni izlemek çok güzeldi küçüğüm. O zamanlar sevgilim olduğu için seninle birlikte olamıyordum ama şimdi..." diyip dudağını boğazıma götürdü ve küçük öpücükler kondurup dudağıma çıkmaya başladı. O zevkle gözlerimi yumup o anı akışına bıraktım.
Tam dudaklarımız değiyordu ki kendisini durdurdu. İşte bu fırsatı değerlendirmem gerekiyordu. "Bir dakika Ateş." diyip bir adım geriye gittim. "Sana kendimi bu kadar kolay vereceğimi düşünmüyorsun herhalde?" Ateş sırıtıp yine aramızdaki mesafeyi kapattı. „Yani bana eziyet ettmek mi istiyorsun? Beklememi... aynı o zamanlardaki gibi." bir adım arkaya gidip kollarımı birleştirdim.
"Bunu kendin çözmen gerekiyor." diyip sırıttım.
"Ne zaman?" diye sordu Ateş. "Ben duş aldıktan ve şu iç çamaşırımı çıkarttıktan sonra." kaşlarını havaya kaldırdı. "Seni izleyemeyecek miyim?" diye sordu.
Göz devirdim.
"Ben o okul zamanındaki kızlar gibi değilim. Bacaklarımı açıp öylece 'gel buyur' diyecek biriside değilim. Ama bunu sen zaten çok iyi biliyorsun." diyip sırıttım. Yine yanıma geldi ve saçımla oynamaya başladı. "Elbette biliyorum güzelim." diyip göz kırptı.
"Ciddiyim bana bir kaç dakika vermen gerekiyor şu iç çamaşırımdan artık kurtulmalıyım. Bir gentleman ol ve beni dışarda bekle." diyip sexy'ce onu göğsünden kapıya doğru ittim. Eğer izin vermese bir adım attıramazdım ya neyse.
"Beni çok bekletme." diyip son kez suratıma baktı ve kapıdan çıktı.
Oh be!
Hiç beklemeden çerçeveye gidip arkasını aramaya başladım ama aklımda yine sadece o vardı. Yıllar sonra bu kadar yetişkin ve yakışıklı olucağı aklımın ucuna bile gelmezdi. Açıkcası onunla bu geceyi geçirmek çok isterdim ne kadar kendime bunu itiraf edemesemde bu böyle. Resmen ilkimi ona vermek istediğimden bahsetiyordum....
Işıl kendine gel.
Birden bire açıl çıkış kapısına biri vurmaya başladı. Bunlar Ömer ve Gamzeydi. İkisi girdiğinde Gamze bacağındaki aleti çıkardı.
"Baya hazırlıklısın." dedim şaşkınca Gamzeye.
"Şakasına gelmedik ya. Hadi işin başına." diyip resmi duvardan alıp incelemeye başladı. "Işıl ne düşünüyorsun sence ne kadar vaktimiz var?" diye sordu Ömer. "Pek emin değilim ama çok bekleyecek bir adam değil." dedim.
Gamze bir bıcak çıkarıp o tablonun arka kısmını kesmeye başladı. Kestikten sonra hepimiz içine baktık ve BİNGO!
Pullar onun içindeymiş. Bir küçük çuvalın içindeydiler ve bu çuvalın kesilmesi gerekiyordu. "Işıl bunu yapabilirmisin?" diye sordu Gamze. "Evet ama zamana ihtiyaçım var." dedim. Birden kapıya vurulmaya başladı.
"Işıl giyinik misin?" diye sordu Ateş. "İçeri geliceğim giyinmiş ol yada olma." gözlerimi pörtlettim.
"Kahretsin!"
Tabloyu hemen yerine asıp Ömer ve Gamzeyi yatağın altına itmeye başladım. "Hadin çabuk girin oraya." bunu der demez ikiside eğilip yatağın altına girdiler. Hemen banyoya girip üstümdeki herşeyi çıkardım ve havluya sardım zaten Ateşte odaya girmişti.
Beni görür görmez hemen üstümü inceledi. "Ateş daha bittmedim." dedim. "Sorum değil , iç çamaşırlarınla olman sıkıntı değil bence."
"Ama daha iç çamaşırımı değiştirmeliyim." dedim sırıtarak. "Senin şu mükemmel vücudunu duşun altında düşünmek , yaptığım tek şey." diyip belimi tuttu ve ve bana yaklaştı. Dudaklarımız buluşuyordu ki Ateş durdu ve kaşlarını çattı. Bu sefer ben devreye girip elimi alıp yüzüne koyup okşamaya başladım. Yine içine hava çekti ve "bu koku sanki..."
"Vanilya?" diye sordum. "...Formaldehit." dedi. "Ne?" dedim şaşkınlıkla.
Siktir! Gamze ve Ömer buraya gelmeden önce aletleri temizlemiş olmaları lazımdı!
Ateş yeşil kurt bakışlarını odada gezdirdi ve dikkatlice heryeri kontrol etti. Boğazımı temizledim. "Saçmalıyorsun , neden Formaldehit koksun ki burası?" dedim ciddiyetle. "Haklısın ama eğer birşeyin yanlış gittiğinden şüphelenirsem bu konun peşinide bırakmam." dedi ve etrafı incelemeye devam etti.
"Burada sadece daha fazla kalmak için bunu yapıyorsun çünkü bu havlunun altında ne olduğunu bilmek istiyorsun." diyip sırıttım.
Onu bir şekilde oyalamam gerekiyordu gerçekten birşeylerden şüphelenmişti.
"Hadi ama bana biraz zaman ver de üstümü giyineyim üşüteceğim yoksa." diyip bakışlarını üstüme çektim. "Giyinmekte istediğin kadar zaman ayırabilirsin , bu odadan kimse biryere gittmeyecek." dedi kesin bir dille.
Şaşırdım. " ne demek istiyorsun?" analiz eder gibi gözlerimin içine baktı ve "dışarda güvenlikçiler var ve bir hırsızı arıyorlar."
işte şimdi bittik.
Biz burdan nasıl çıkıcaktık? Hem birkere neden insanların üstlerini arıyorlardı ki? Bu gece birisinin birşey çalıcağını biliyorlar mıydı?
Birden yatağının altından bir hapşırma sesi geldi. Bittim!
"Bunu duydun mu?" dedi Ateş ve o tarafa baktı çatık kaşlarıyla. Burdan bir çıkayım Ömeri öldüreceğim! Ateşi hemen birşekilde oyalamam gerekiyordu!
"Haber verdiğin için sağol Ateş ama güvenlikçilerden korkmuyorum , sonuçta sakladığım birşey yok." diyip rahat birşekilde yatağa oturdum. "Bilmiyorum , burda birşeyler yolunda gitmiyor." diyip cebinden sigara çıkardı ve odanın ortasında bir sigara yaktı. Şüpheleniyordu bu hiç iyi değildi.
"Bahane. Şu havlunun arkasında ki bedeni görmek için bahane arıyorsun." güldü. "Bahane değil güzelim ama doğru o havlunun arkasındakini merak etmiyor değilim. Zaten öyle yada böyle bu odadan kimse dışarı çıkamayacak." diyip yine sigarasını ağzına aldı.
"Oyun oynayalım." dedim birden ve ayağa kalktım. İlgisini çekmiş olacağım ki gözleri parladı ve bana baktı. Ateşin oyunlara bayılırdı, onun zayıf noktasını yakalamıştım.
"Kuralları anlatmadan önce , ödülünü söylemek istiyorum. Eğer kazanırsan istediğin bir şeyi yapmak zorundaydım." resmen avıymışım gibi bana bakıyordu.
"İstediğim herşeyi öyle mi küçüğüm?" sırıttım. "İstediğin herşeyi." sigarasını söndürüp bir kutuya fırlattı ve bana doğru gelmeye başladı. "Oyunu anlat bakalım." düşünüyormuş gibi yapıp konuşmaya başladım. "İlk önce gözlerini kapatacağım." dedim ve elimi öne uzattım kravatını çıkardım. "Ondan sonra iç çamaşırımı bu odanın biryerine saklayacağım ve eğer sen iç çamaşırımı 5 dakka içinde kapalı gözlerle bulursan kazanırsın." hmm'ledikten sonra konuşmaya başladı. "Bir şartla."
"Neymiş şartın?" dedim bir kaşımı havaya kaldırarak. "İlk önce iç çamaşırını koklayabileceğim." gülümsedim. "Anlaştık, arkanı dön ozaman." dediğimi yapıp arkasını döndü bende kravatıyla gözlerini sıkıca bağladım. Ondan sonra iç çamaşırımı alıp ona verdim. İç çamaşırımı profesyonellikle okşayıp burnuna götürdü ve koklamaya başladı. "Yeterli mi?" dedim ama cevap bile vermedi sadece iç çamaşırımın kokusunu içine çekti.
"Oyun sırasında gözlerini açamazsın aksi takdirde kazanan ben olurum." ben konuştuğumda Gamze ve Ömerde yatağın altından çıkmışlardı , kapıya doğru gidiyorlardı ki Ateş yine bir kurt gibi koku almaya başladı. "Yine aynı koku..." dedi ve kaşarını çattı. Gamze hemen bir elini ağzına götürüp ses çıkarmamak için gayret etti.
Ateş birden elini kravatına götürüp kravatı çözmeye başladı...