Salonda müebbet yemiş gibi hırsla volta atarken gözümün önünde Burak'ın o gözleri dolu dolu kızı teselli eden halinin görüntüsü canlanıyordu. Her seferinde kapıyı açıp tekrar tekrar çemkirme hissiyle dolup taşarken güçlükle "dur" diyordum kendime ki bunu yapmamak için iki arada bir derede aldıklarımızı dolaba sokuşturmuştum sakinleşmeyi umarak. Burak bu tavrımın onun için olduğu hissine kapılır ve bu hislerimden emin olursa var ya... Kapı nazikçe tıklandığında kendime çeki düzen verip kapıya doğru ilerledim. Hiç kimse az önce o kapıyı bile isteye çarptığımı kanıtlayamazdı. Rüzgar gibi fiziksel bir gerçek vardı ortada sonuçta! Az önce öfkeyle kadının üstüne yürüyen ben değilmişim gibi bir sükunetle araladım kapıyı gülümseyerek. Şüpheyle ve biraz da dalgayla süzüldüğümün farkındaydım ama o

