Günler birbirine benzemeye başladı. Sabah erken kalkış, çocukları hazırlamak, evin işi, yorgunluk… ama Havin her şeye rağmen düzen kurmaya çalışıyordu. En çok da çocukları için.
Bazen elinde olmadan dalıp gidiyordu. Köydeki çocukluğunu, zor geçen yılları, verilen kararları düşünüyordu. Ama uzun süre o düşüncelerde kalmıyordu. Çünkü hayat durmuyordu.
Şehirde olmak ona kolaylık getirmemişti, sadece sorumlulukları artırmıştı. Ama Havin artık şunu öğrenmişti: kolay olmayan hayatlar, insanı ya kırar ya da güçlendirirdi.
O kırılmıştı… ama tamamen dağılmamıştı.
Bir gün çocuklarından biri ona “Anne, sen hep yoruluyorsun” dediğinde Havin kısa bir süre sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Yoruluyorum ama geçiyor,” dedi.
Ama içinden şunu biliyordu: bazı yorgunluklar geçmezdi, sadece insan onlarla yaşamayı öğrenirdi.
Ve Havin, tüm yaşadıklarına rağmen ayakta durmaya devam etti. Çünkü artık geri dönme şansı yoktu… sadece ileri gitmek vardı.
Ve o, sessizce ileri gitmeyi seçti. Aldatılmayı bile aldırmadı o bir anne anneler herşeyi afeder.
Günler birbirine benzemeye başladı. Sabah erken kalkış, çocukları hazırlamak, evin işi, yorgunluk… ama Havin her şeye rağmen düzen kurmaya çalışıyordu. En çok da çocukları için.
Bazen elinde olmadan dalıp gidiyordu. Köydeki çocukluğunu, zor geçen yılları, verilen kararları düşünüyordu. Ama uzun süre o düşüncelerde kalmıyordu. Çünkü hayat durmuyordu.
Şehirde olmak ona kolaylık getirmemişti, sadece sorumlulukları artırmıştı. Ama Havin artık şunu öğrenmişti: kolay olmayan hayatlar, insanı ya kırar ya da güçlendirirdi.
O kırılmıştı… ama tamamen dağılmamıştı.
Bir gün çocuklarından biri ona “Anne, sen hep yoruluyorsun” dediğinde Havin kısa bir süre sustu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Yoruluyorum ama geçiyor,” dedi.
Ama içinden şunu biliyordu: bazı yorgunluklar geçmezdi, sadece insan onlarla yaşamayı öğrenirdi.
Ve Havin, tüm yaşadıklarına rağmen ayakta durmaya devam etti. Çünkü artık geri dönme şansı yoktu… sadece ileri gitmek vardı.
Ve o, sessizce ileri gitmeyi seçti.