Bölüm 3 Kader Mülakatı

680 Words
Ev sahibi ağacın altında ağlayan çocuğu gördü.Hemen yanına gitti. Ev Sahibi: “İyi misin evlat?Kimsin, nesin?” Akça korkuyla geri geri sürüklendi. ya bana zarar verirse? Adam onu korkutmamak için diz çöktü. “​Korkma paşam… Korkma,” dedi. Akça bir an duraksadı.Paşam demişti.Aynı Sarı abisi gibi. Ağlaması azaldı.Korkusu yatıştı. Ev Sahibi: “İyi misin paşam?Benden korkma.Gel içeri geçelim.Sana mercimek çorbası ısıtayım.Sever misin?” Akça mercimek çorbasını çok severdi.Ama hâlâ tedirgindi. Ev Sahibi: “Bak paşam, korkma.Benim adım Turan.Gel tanışalım.Senin adın ne?” Akça kısık sesle adını söyledi. Turan: “Ooo…Ne kadar güzel bir isim.Beyaz, temiz, günahsız demek.Kim koydu senin adını?” Akça Sarı abisinin söylediklerini hatırladı. Akça: “Sarı abim koydu.” Turan: “Vay be…Ne mert adammış o Sarı abin.” Turan onu eve girmeye ikna etti.Çorbayı ısıttı, önüne koydu. Turan: “Hadi paşam, iç bakalım.Sonra uyu.Merak etme, benden sana zarar gelmez.” Akça çorbayı içmeye başladı. Turan, Akça iyice rahatlayınca sordu. Turan: “Anlat bakalım paşam…Kimsin, nesin?Ailen nerede?” Akça: “Ben yetimim.Yetimhaneden kaçtım.Sarı abimi bulacağım.Sonra birlikte Gül’ü bulacağız.” Turan gülümsedi. “Paşam, ben de yetimim,” dedi.“Sen çorbanı bitir, uyu.Sabah ararız Sarı abini.” Akça çorbasını bitirdi.Yatağa geçti.Sarı abisini bulma umuduyla uyuyakaldı. Turan uyuyamadı.Eski fotoğraflara baktı.Anılarını yad etti. O da yalnızdı.Eşini bir kazada kaybetmişti. Sonra uyuyan Akça’ya baktı.Anladı. Allah ona birini göndermişti.Babalık etmek zorundaydı. Sabah Akça’yı uyandırdı. Turan: “Bak paşam…Sokaklarda aramakla olmaz.Önce yetimhaneye dönelim.Seni evlat edineyim.Sonra abini ararız.Olur mu?” Akça sevinçten konuşamadı.Sadece başını salladı. Birlikte kahvaltı yapıp yetimhaneye gittiler. Yetimhanede panik vardı.Herkes Akça’yı arıyordu. Uzaktan Akça’yı gören kapıcı bağırdı. “Akça geliyor!” Müdür kapıya koştu.Elini kaldırdı. Tam tokat atacaktı ki Turan elini tuttu. “Kimse benim oğluma dokunamaz,” dedi. Herkes buz kesti. Müdür: “Oğlun mu?” Turan: “Artık Akça benim oğlum.Evlat edineceğim.Gerekli işlemleri başlat.” Müdür odasına çıktı. Turan Akça’ya döndü. “Arkadaşlarınla vedalaş paşam.” Akça arkadaşlarının yanına gitti. “Hepinizi özleyeceğim,” dedi “Sarı abim gelirse beni bulsun.” Vedalaştı.Bavulunu aldı.Yetimhaneden ayrıldı. Akça yıllarca Sarı abisini ve Gül’ü aradı.Ama hiçbir iz bulamadı. Yıllar geçmişti.Akça liseyi bitirmiş, Harbiye’yi kazanmıştı.Teğmen olmuş, ardından Özel Kuvvetlere girmiş Birincilikle mezun olmuştu. Mezun olduğunda atanacağı timi seçme hakkı vardı.Ankara’da Kuzgun Timini seçti. Ama Kuzgun Timine girmek kolay değildi.Her birinci olan kabul edilmezdi. Bir akşam evden çıkmak üzereyken babasının sesi geldi. Turan: “Akça oğlum, geç kalma paşam.Türkiye’nin maçı var, beraber izleyelim.” Akça: “Tamam baba.O saate kadar gelirim.Devreler çağırdı, gitmezsem ayıp olur.” Turan: “Tamam paşam.” Akçanın en yakın dostu Eril Alperendi harbiyeden devresi sırdaşı dostu onun yanına gidecekti Akça evden çıktı.Arabaya binecekken arkasından bayıltıcı bir iğneyle vuruldu.Olduğu yere yığıldı. Gözlerini açtığında dar bir odadaydı.Sandalyeye oturtulmuş Ellerini ve kollarını bağlamışlardı. Önünde içi su dolu bir varil Etrafında yüzleri maskeli, ellerinde otomatik silahlar olan dört kişi duruyordu. İçlerinden biri Akça’ya yumruk attı. “Kendine gel lan!” diye bağırdı. Akça’nın ağzı kan dolmuştu.Ona yumruk atan adamın yüzüne tükürdü. Adam sinirlendi.Akça’nın kafasını su dolu varilin içine sokup çıkarmaya başladı. Akça bir bordo bereliydi.Nefes tutmak onun için sorun değildi. Adam: “Kuzgun Timindeki askerlerin rütbelerini ve isimlerini söyle.Yoksa ölürsün.” Akça hızlı hızlı nefes alıp verdi. “​Siktir lan,” dedi. Adam: “Söyle, yoksa seni öldürürüz.” Akça biliyordu.Konuşmazsa gerçekten öldüreceklerdi. Eğitimde komutanının söylediği sözler geldi aklına:Düşmana bir şeyler söyle ki zaman kazan. “Okey… Söyleyeceğim,” dedi. Aklına yetimhanedeki arkadaşlarının isimleri geldi. “Yüzbaşı Büyük İskender. Üsteğmen Maradona. Üsteğmen Pele.” Adamlar dalga geçildiğini anlayınca Akça’ya daha çok vurmaya başladılar. Ama o sırada Akça sağ elinin baş parmağını çıkarıp iplerden kurtuldu.Parmağını yerine takar takmaz adamları tek tek etkisiz hâle getirdi. Etrafında kimse kalmamıştı. Tam o sırada kapıya doğru birinin yaklaştığını duydu.Kapının kenarından baktı. Gelen kişi Kuzgun Timinin komutanı Yücel Albaydı. Akça o an anladı. Bu bir mülakat, dedi kendi kendine. Yücel Albay odaya girdi.Akça esas duruşa geçti. Yücel Albay Akça’nın alnından öptü. “Aferin evlat. Aferin,” Albay: “Kuzgun Timine hoş geldin.” Akça: “Sağ ol.” Albay: “Yarın sabah 05.40 içtimasında hazır görücem seni.” Akça: “Emredersiniz komutanım.” Akça artık Kuzgun Timindeydi.Ama kader, onu geçmişine sandığından daha yakın bir yere sürüklüyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD