Bölüm 1 İlk Vedalar
O gün İzmir’de, bir ayrılığa ağlar gibi yağmur yağıyordu.
Yetimhanenin kulbu kopmuş pencereleri rüzgârla çarpışıyor, korkutucu sesler çıkarıyordu.
Çocukların bir kısmı korkudan uyuyamıyor, büyükler küçüklerin korkmaması için onlara hikâyeler anlatıyordu.
Akça, Sarı lakaplı Ömer abisinin anlattığı hikâyeyi can kulağıyla dinliyordu.Yağmurun, gök gürültüsünün hiçbir önemi yoktu onun için.Korkmuyordu.Hikâyeye o kadar odaklanmıştı ki etraftaki sesleri bile duymuyordu.
“Sonra ne oldu Sarı abi?” dedi Akça.
Sarı gülümsedi.
“Sonrası paşam… Karadayı, tüm şehrin hâkimi olmuş.Uyuşturucu sattırmamış, silah kaçakçılığı yaptırmamış.Kimseyi ezmemiş, ezdirmemiş.”
Akça çok etkilenmişti.Bir an için, ben de Karadayı gibi olacağım diye geçirdi içinden.Ama sonra aklına Gül geldi.
“Hiii… Gül çok korkmuştur,” dedi.“Ben onu bulmaya gidiyorum.”
“Dur lan, koşma!” diye seslendi Sarı.Ama Akça çoktan ayağa kalkmıştı.
Akça biliyordu.Gül korktuğu zaman yemekhaneye kaçar, en köşedeki masanın altına saklanırdı.
Yemekhaneye girdi.Gül’ü korkutmamak için onun en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı.
“Caddelerde rüzgâr,Aklımda aşk var.Gece yarısında eski yağmurlar şarkı söylüyorlar sessiz usulca,Özlediğim şimdi çok uzaklarda…”
“Akça! Buradayım!” diye bağırdı Gül.
Korkudan ayıcığına sarılmıştı, kıpırdayamıyordu.
Akça masanın altına girdi.Gül onu görünce ağlamaya başladı.
“Sen hep gül kız,” dedi Akça.“Sana boşuna mı Gül dedim ben?”
Gül’ün adını Akça koymuştu.Çünkü gülüşünü çok seviyordu.
Akça, Sarı abisinin anlattığı hikâyeyi Gül’e anlatmaya başladı.Gül yavaş yavaş sakinleşti.Korkusunu unutur gibi oldu.Meraklı gözlerle Akça’ya bakıyordu.
“Eee… sonra ne olmuş?” diye sordu Gül.
“Sonrası Gül’üm…Karadayı tüm şehrin hâkimi olmuş.Uyuşturucu sattırmamış, silah kaçakçılığı yaptırmamış.Kimseyi ezmemiş, ezdirmemiş.”
Gül başını Akça’nın bacaklarına koydu, uzandı.Akça mutluydu.Gül sakinleşmiş, uyumaya başlamıştı.
Ama Akça’nın içinde bir burukluk vardı.Çünkü Sarı abisi, yarın on sekiz yaşını dolduracak ve yetimhaneden ayrılacaktı. Bir anda yemekhanenin kapısı açıldı.Akça, sandalyelerin arasından kim geldi diye baktığında Sarı abisini gördü.Sessizce elini masanın yanından yukarı kaldırdı, buradayız dercesine.Sarı, sakin adımlarla yanlarına yaklaştı.
Gül’ün uyuduğunu fark etmişti.
Sessizce Akça’ya baktı.
Sarı:
“Gül’ü yerine yatıralım abicim.”
Akça:
“Tamam abi.”
Sarı, Gül’ü kucağına aldı.Birlikte onu yatağına yatırdılar.Sonra kendi taraflarına doğru yürümeye başladılar.
Akça’nın boynu eğikti.Yere bakarak yürüyordu.
Sarı:
“Noldu lan, niye eğdin boynunu?”
Akça bir şey söyleyemedi.Tek bir kelime etse ağlamaya başlayacağını biliyordu.
Sarı bir anda durdu.Akça’nın önünde diz çöktü.İki eliyle onun omuzlarını tuttu.
Sarı:
“Bak abicim…Yarın gidiyor olabilirim ama bu, bir daha beni görmeyeceksin demek değil.Seni sık sık ziyaret edeceğim.Bir iş bulacağım.Her geldiğimde sana hediyeler getireceğim.Her hafta geleceğim.Söz, oğlum.”
Akça biraz olsun rahatlamıştı.Sarı abisi verdiği sözleri hep tutmuştu.Bunu da tutacağını biliyordu.
Yatakhaneye geldiklerinde Sarı, Akça’yı yerine yatırdı.Saçlarını okşadı.
“Uyu hadi Karadayı,” dedi.
Akça’nın içi huzurla doldu.Karadayı gibi olmanın hayaliyle uyuyakaldı.
Sabah olmuş Güneş doğmuştu ama içi karanlıktı.
Gördüğü ilk şey Sarı abisinin bavuluydu.
İşte o an, çocukluğu biraz daha küçüldü.
Bir an, acaba ben de bu bavula sığar mıyım diye geçirdi içinden.Ama sonra Gül geldi aklına.
Onsuz ne yapardı?Bu düşünceden vazgeçti.
Koşarak Sarı abisini bulmaya gitti.Yetimhane müdürünün odasındaydı.Sesleri duymuştu.Kapının önünde beklemeye başladı.
Müdürün kapısı açılır açılmaz fırladı.Sarı abisine sarıldı ve ağlamaya başladı.
Sarı:
“Ağlama paşam.Her hafta geleceğim, söz.”
Sarı’nın da gözleri dolmuştu ama çaktırmadı.
Akça:
“Abi gitme…Ya da Gül’le beni de al yanına.”
Sarı:
“Bak Akça…Sana neden Akça dedim biliyor musun?Kötülük düşünmeyen, iyi niyetli, günahsız birisin.Karadayı’sın oğlum sen.Bu çocuklara benim yokluğumda iyi bakacaksın.Biliyorum.”
Akça hiçbir şey söyleyemedi.Sadece sıkı sıkı sarıldı.
Yavaş yavaş yetimhanedeki tüm çocuklar kapıya doğru yürüdü.Sarı abilerini uğurlamak için.
Kapıya vardıklarında Sarı çocuklara döndü.
Sarı:
“Bizim bir ailemiz yok diye sakın üzülmeyin.Hepiniz bir ailesiniz.Ben varım.Sık sık geleceğim.Başka abileriniz var, ablalarınız var.Yanınızdalar.Korkmayın.Bu hayatta kimsede olmayan ama sizde olan bir şey var: merhamet.İçinizdeki merhameti öldürmeyin çocuklar.Hepinizi çok seviyorum.Söz, geleceğim.”
El salladı.Sarı arkasını dönüp gitti.
Akça o an ilk kez gerçekten yalnız kaldığını hissetti.Ama asıl yalnızlığı henüz başlamamıştı…
Sarı İyice uzaklaştığında hıçkırarak ağladı.Ama çocuklara verdiği sözü tutmak için hayata sıkıca sarılacaktı.