2: 🤍ilk bakış🤍

1897 Words
6 YIL SONRA ZEYNO Bu altı yıl boyunca hayatımızda bir kaç şey değişti. Ben on yaşındayken annem hamile kalmıştı, ama babam yüzünden annem karnındaki bebesini yedi aylıkken kaybetti. O gün babam sarhoş eve gelmişti. ikinci karısı yine ölü Bebek doğurmuş, tabi anneme kızarken duymuştum. Yine annemi suçlamıştı. Annemi bayıltana kadar vurduktan sonra karnına tekme vurmuştu!. Sonra annemi ve beni ahıra kitlemişti. Babam bizi ahıra kitledikten sonra çok geçmeden annem karnını tutmaya başladı, çığlığı tüm köyü inlettiğine çok eminim. Kan vardı hemde çok kan vardı. Annemin çığlıklarına ebe abla gelmişti. Babam mı çağırdı yoksa köylüler mi orasını hiçbir zaman öğrenemedim. Gerçi babam vicdanlı biri değil, köylüler de babamın korkusundan çağırmayacağını düşünüyorum. Sonuçta biri ebe ablayı çağırmıştı. Annem ölmemişti onun için şükrediyorum. Ebe abla gözümün önünde annemin karnındaki bebeği çıkarttı. Bebek ölmüştü. Annem ve bebek kanlar içindeydi. O anı hiç bir zaman unutamayacağımı biliyorum. Zaten unutulacak gibi değildi ki. O gece ebe abla ölen kardeşimi yıkayıp mezara koydu. Fatiha bilmediğim için okuyamamıştım. Ama en azından ebe abla okumuştu. Kimse yoktu. Genelde bu gömme işini bildiğim ve gördüğüm kadar erkekler yapardı. Lakin yanımızda bir erkek bile olmadığı için ebe abla gömmüştü. Annem akşam bebeğini kaybettiği halde sabah erkenden kalkıp işlerimizi yapıyorduk. Ona ne kadar 'ben yaparım' desemde, annem beni dinlemeyip işleri yapmaya devam etmişti. Annem şuan yine sekiz aylık hamile, babam bu sefer annemi dövmüyordu. Ebe abla 'zaten doğumuna birşey kalmamış' demişti. && "Zeyno... Zeyno çıksana dışarıya, kız çıksana dışarıya" aynur'un sesiyle evden çıktım. "Aynur burada bağıracağına neden gelmiyorsun içeriye" dedim. Omuz silkip tahta kapıyı ileri geri oynatmaya başladı. "Anamı biliyon, kimsenin evine girmeme izin vermiyir" dedi mahçup şekilde. Gülmeye başladım "hangimizin anası öyle değil ki" dedim. Aynur da gülmeye başladı "de ğaydi gız gel içeriye anam dışında kimse yok" dedim. Gülüp "beni nasıl igna edeceğini biliyon ha" "ee... Kimin arkadaşıyam" Salondaki minderlerin üstüne oturduk. Annem "Aynur gızım nesilsın?" "iyiyim Hatice ana. Sen nasılsın" Aynur anneme hep ana diye seslenirdi. "vâllâh gızım Allahu Teala öldürmediği ğalde iyiyim" "Allah iyi edeceğ inşallah Hatice ana" "inşallağ gızım" "Hatice ana agşama suphi amcanın, oğlunun düğünü var gelceğsiniz?" "he gızım gelcez inşallağ... Anan gelceğ?" "he ana, anam ile gelcez" "iyidir gızım" "Ana. Kirli çamaşırınız varsa Zeyno ile gideğ yıgayağ" "he vardır gızım. Zeyno gızım galk hele çamaşıraları getir" ayağa kalktım "tamam ana" banyodan kirli elbiseleri büyük leğene koyup salona götürdüm. "Gızım geç galmayın ha" "tamam ana" dedim. Aynur ile dışarıya çıktık. "Senin leğen nerede?" "evde. Begle geliyom şimdi" Aynur evine gitti. Çok geçmeden başında mavi leğenle geri geldi. Ben de yerde ki leğeni başımın üstüne koydum. "De ğaydi gidelim" dedim. Köyün yolundan dere kenarına geldik. Kirli elbiseleri yıkarken Aynur ile konuşmaya devam ettik. Aynur konuyu değiştirip "Zeyno düğüne kim gelcek biliyon?" "yoo kim geleceğ" Aynur elindeki çamaşırı leğene koyup ayağa kalktı etrafına baktı. Bizden uzakta iki kadın çamaşır yıkıyordu. Aynur yanıma gelip sesini kısık tutarak "yılmaz ağa ve Zeliha hanım ağa gelceğ" "eee banane, bizene Aynur. İşimize bagalım" Aynur kolumu çimdikledi, elim köpüklü şekilde kolumu sıvazladım. "Gız Allah seni bildiği gibi yapsın ha. Gasabanın ağasından bağsediyorum. Sen ne diyorsun" "öff banane ağaysa ağa" dedim. "Zeyno. Zeliha hanım ağa gelip beni isteyecekti lakin yılmaz ağa istememişti" "dağa gücüksündür ondandır" "Zeyno Allah seni bildiği gibi yapsın emi. Gız ben iki ay önce oldum ya anam haber salmış görücüler artık gelip bana talip olabilirler" Burada kızlar adet gördükten sonra anaları kadınlara "kızım artık evlenme yaşına gelmiş" derler. Kadınlar bu cümleyi dilden dile dolaştırır. Sonra o kadın olan kızları istemeye giderler!. Aynur benden iki yaş küçük 13 yaşında. Buğday tenli, kahverengi saçlı, kahve mi yoksa siyah mı bilmediğimiz bir renkte gözü vardı. Rengini bilmiyoruz. Herkese göre Aynur benden önce kadın olmuş ama öyle değil ben daha dokuz yaşındayken kadın oldum. Tabi bunu bir tek ben, annem ve amcam tek biliyor. Başka da bilen yok. "Aynur. De ğaydi işimizi yapalım agşama düğün var ha anca yetişiriz" "son bir şey daha diyecem sana" "söyle" "duyduğuma göre ağa bu köyden gız isteyecek. Başge göylere gitmemişler. Bu göyden de bir tek beni isteyecağlardı ama Yılmaz ağa istememiş beni. Sence sıradagi kimdır?" "Aynur egmeg Kur'an çarpsın umurumda değil ha. Yaw banane ağadan. Le geç camaşırının başına" "tamam ha tamam" Çamaşırları yıkadıktan sonra çok olan suları gitsin diye çalıların ve ağaç dallarına serdik. "Zeyno benim biraz işim var, çamaşıralara sağip çıg" dedi. "Tamam çabuğ gel ha" O iki kadın da bizden önce işlerini bitirip onlar da çamaşırlarını alıp gittiler. Bende kimse yokken elbisemin eteğini belime bağlayıp pijamamı dizimin üstüne kadar çektim. Bir kaç yıl önce karnıma kadar gelen dere şimdi dizime kadar geliyordu. Annemin ve babamın boy genetiğini çok iyi almışım. İlk başta dereye adımı mı attığım da çok soğuktu, biraz bekleyince hemen alışmıştım soğuk suya. Derenin fazla derin olan yerlerine gitmeden suyun içinde yürüdüm. Akıp giden suya baktım. Keşke dertlerimiz bu su gibi akıp gitse, o zaman hayatımız daha güzel olurdu!. Benim ne baba korkum kalırdı, ne de gelecek hayat korkusu. Başımdaki Kara örtüyü çıkartmak isterdim. Gelin olmak istemediğimi söylemek isterdim. Lakin Kader bize çok kötü gülüyor 'siz kim mutluluk kim' der gibi gülüyor. Tıpkı bu az olan su daha çok olan suya aktığı gibi dertlerimiz de öyle bir şey az'ken çok olur!. Aynur gelince dereden çıkıp üstümü düzelttim. Kirli çamaşırları leğene koyup başımızın üstüne koyduk. Köy yolundan giderken aynur'un babası geldi. "Aynur gızım" "baba" Aynur'un başındaki leğeni alıp kendisi taşıdı "benim gızım taşımasın ben taşırım" Gözlerim dolmuştu neden benim babam da böyle değil diye?. Aynur'u kıskanmadım. Sadece kaderime gözlerim dolmuştu. Ahmet amca aynur'un başını okşarken gözlerimden yaş aktı. Keşke babam da beni böyle sevseydi. Çok şey istemedim allahım sadece benim de babam beni böyle sevsin istedim. Dayanamadım bir Baba'nın kızını böyle sevmesine izlemeye dayanamadım. "Aynur ben gidiyorum anam bekler" Boğazım düğümdü konuşurken zorlandım. Konuşmasına izin vermeden hızlı adımlar attım. Ben kötü birimiyim ki babam beni sevmiyor. Babam da beni sevsin istiyorum 'kızım' deyip bağırına bassın istiyorum!. Eve nasıl geldi bilmiyorum. Annem evde değildi, muhtemelen ahırda ineklere bakıyordur. Gözümden yaş akarken leğendeki elbiseleri ipe astım. Benim de babam başımı okşamasını istiyorum. Eve girdiğim de annem beni gördü. Hızla kollarımı tutup "ne bu halin, niye ağlıyon. Söyle gızım biri sana Bir şey mi yaptı?" yavaş akan gözyaşlarım şiddetlendi ağlarken nefes almaktan zorlandım. "Gızım, yavrum söyle biri sana birşey mi etti?" ağlayarak "ana... Babam..." "Baban mı sana Bir şey etti he gızım?. Baban mı sana birşey etti?" başımı salladım "ana babam neden beni sevmiyor" Annem beni göğsüne çekti başımı okşayarak "sevmesin gızım. İnşallağ seni sevmez de" "ana neden babamın beni sevmesini istemiyon" "Sevmesin o gevur baban seni. Seni severse ben ölürüm. Dayanamam gızım. Bu anan dayanamaz!" "ana..." "Sus gızım. Bir dağa bunu deme. Bir dağa 'babam neden beni sevmiyor' deme. Kur'an'ıma anan dayanamaz!" Annemin neden babamın beni sevmesini istemediğini bilmiyorum. Bir anne neden 'baban seni sevmesin. Dayanamam' der ki. Ben bunu neden dediğini anlayamıyordum. Güneş batana kadar ağladım. Annem de ağladı ama şükrettiği için ağladı babamın beni sevmediği için şükretti. Akşam olduğunda annem düğüne gideceğiz demişti. Hiç gitmek istemiyordum. Ama mecburen gidecektim. Annemin diktiği siyah fistanı giydim saçımı açık bıraktım üstüne de siyah şalımı koydum. Şalın altından sarı saçım görününce çok güzel duruyordu. Aynurlara gittik. Neşe anne, Aynur, ben ve annem ile düğüne gittik. Gelin ve damat daha gelmemişti. Burada kadınların ve erkeklerin alanına küçük bir perde koymuştular. Erkeklerin olduğu tarafı görüyorduk. Tabi onlar da bizi görüyordu. Yani araya koydukları perde boştu. Gelin ve damat kornalar çala çala geldiler. Gelin kendisine hazırladıkları sandalyeye oturdu. Damat'ta erkeklerin olduğu tarafa gitti. Damat yerimili yaşında gibi gözükürken, gelin 12 yaşındaydı. Yine bir çocuk gelini yaşanıyordu. Bu çevredeki tüm kızlar genç yaşta evlenir. Bunda değişen bir şey yok. Düğün başlamıştı. Halaylar çekilirken birden şarkı durdu. İki siyah araba geldi Kadınlar fısıldamaya başladı "hanım ağa geldi" tabikide bu pahalı arabalar onların olacaktı. Yanımdaki sandalye de oturan Aynur eğilip kısık sesle "bak hanım ağa geldi" arabadan Zeliha hanım ağa ve küçük oğulları indi. Diğer arabadan da genç biri indi. Aynur resmen kısık şekilde çığılık atarak "işte... Yılmaz ağa da geldi" önüme baktım. Zeliha hanım ağa kadınların tarafına gelince oturan herkes ayağa kalktı. Herkes elini öpüp başına koyuyordu. Hanım ağaya hazırlanan gelin masasından bile güzel olan masaya oturdu. Erkekler tarafından bir erkek sesi yükseldi "ağalar çalıp oynamaya devam edin" sonra halay şarkısı çalmaya başladı. Kadınlardan halay oynamasını bilen oyanamaya başladı. "Zeyno. Ğaydi galg bizde oynayağ" "istemiyorum. Sen oyna. Belki hanım ağanın gözüne girersin" zira o aylık şeyinden olmuştum ve kan çok akarsa değiştirmeye fırsatım olmazdı. Aynur gülmeye başladı "yaw ben sana ne diyorum. Ağa beni istemiyor" deyip masadan kalkıp oynamaya başladı. Halay durup yemek dağıtmaya başladılar. Yemekler yenirken başımı kaldırdığım da erkekler tarafında sandalyeye oturan ağa'yla göz göze geldim. Gözlerimi hemen indirdim. Yemeğimi yemeye devam ettim. Bir yanımda annem otururken diğer yanımda oturan Bahar yenge konuşmaya başladı "ağğğ... Ali ile evlenmemiş olsaydım bu ağayı almağ için neler yapardım neler" Bahar yenge 19 yaşında üç çocuklu olmasına rağmen başka adamlara neler diyordu. Ben Bahar yengenin bu söylediğini abime söylesem abim yengemi değil beni döver. Ğazal yengem ve diğer yengelerim gülmeye başladı. Annem ve ben susuyorduk. Aynur annesinin ve yengelerinin yanına oturmuştu. Yengemlerle de konuşmak isetmediğim için susuyordum.  Takı töreni yapıldıktan sonra herkes yavaş yavaş gitmeye başladı. Tabi gitmeden önce hanım ağanın elini öpüp öyle gidiyorlardı. Bizde kalktık. Annem hanım ağanın elini öpüp kenara çekildi. Bende öptüm. Hanım ağa birden elimdeki elini sıkıp, elini bırakmamı istemedi. Diğer elini başıma koydu. Bunu hiç kimseye yapmamıştı. Hanım ağa bana bakarak "kadın olmuş musun güzel kızım?" annem benim yerime konuştu "yoğ ğanım ağam. Gızım daha gadın olmadı" Hanım ağa gülümseyerek "olduğunda ilk benim haberim olsun" o an kalbim duracak gibi oldu. Bu cümleyi bilerek herkesin içinde demişti 'bu kız benim gelinim olacak. Kimse gidip istemesin' manasına geliyordu. Ebe abla "ilk senin haberin olacak hanım ağam" dedi. Anneme baktım bir şey demeden hanım ağaya bakıyordu. "Müsedenle ğanım ağam" dedi annem. "Müsade senin hatice" Annem elimi tuttu yürürken sanki toprağa basmıyor gibiydim hala o cümledeydim. 'olduğunda ilk benim haberim olsun' toprak sanki su gibi akıyordu ve bende o suya Basar gibiydim. Dengem sürekli bozuluyordu. Yol boyu ne annem konuştu ne ben konuştum. Eve geldiğimizde ahırdan bir ses geldi. Annem elimi bırakıp "sen eve gir. Ben bir bağayım. İneğin doğum zamanı da gelmişti. Doğum yaptı herhal" "Tamam ana" annem ahıra giderken bende evin kilidini açtım. O an sanki nefes alamaz oldum elimi kalbimin üstüne koydum. Biraz bile iyi olmamıştım hala kalbim sıkışıyordu. Diz üstü yere oturdum. Kalbim sanki duracak şekilde sıkışıyordu. Elimi yumruk yapıp göğsüme vurdum. Fayda etmiyordu. Nefes almaya çalıştım, nefesim sanki daha da daralıyor gibiydi. Bir süre öyle kaldım. Kalbimin sıkışması biraz olsa dinmişti. Ayağa kalktım. Kapıyı açtım. Işığı açtım odaya girip odanın ışığını açtığımda camın önünde eli arkasında camdan dışarıya bakıyordu. "Baba" dedim. Ağır ağır bana döndü. Gözleri kıpkırmızıydı. Yine içki içmişti. Bir iki adım attı "zeyno" adımı uzatarak dedi. "Gel buraya Zeyno" ilk başta korksam da yanına gittim. Yere oturdu dizinin yanına vurarak "otur" dedi. Galiba hanım ağanın dediklerini konuşacaktı. Dedi kodu bu köyde bir kuşun bir kere kanat çırpması kadar hızlı yayılıyordu. Yanına oturdum. "Zeyno" yine adımı uzatarak dedi. "Ne gadar güzel gız olmuşsun!" başıma dokundu. Gözlerimi kocaman açarak karşıya baktım. Eli omuzuma indi. "Ağa herkesin içinde seni gelini belledi. Ama o ağadan önce ben sana bir iyicene bakayım!" daha ne dediğini anlamadan, Beklemediğim bir anda babam birden fistanımın eteğini kaldırdı. Elini itmeye çalıştım "baba!!" "sus gız!!" dedi bağırarak. Pijamamın lastik kısmını tuttuğunda eline tırnaklarımı batırdım. "Baba. Bırağ" bağırdım. Eli donuma ulaştığında elini tüm gücümle ittim. Ayağa kalktım. Duvara sindim. Annemin neden babamın beni sevmemesini istediğini şimdi anlıyordum. Babam beni başka şekilde sevmek istiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD