5.Bölüm: NİKAH GÜNÜ
Zerda'dan
Hayatım , ellerimden kayıyordu.
Rüzgar nereye savurursa o yöne gidiyordum adeta....
Bugün ;
Nikah günüydü.
Mahmut ağanın verdiği süre dolmuştu.
Odam da aynanın karşında , kendime bakıp dururken, kapı açıldı. İçeriye abim ve Arife hanım girdi.
Abimin elinde , kardeş kuşağı vardı.
Sinirle ayağa kalktım.Bu kuşağı bağlamaya , layık değildi.
Bu evdeki kimse layık değildi.
Hırsla elinden çektim.
' Hangi yüzle burdasın, nasıl buna cüret edersin?' diyerek elimdeki kuşağı gösterdim.
Kendi kuşağımı kendim bağlardım, ben...
Dedem , hayatta olaydı , bir tek o buna layık olurdu.Beni bugünlere getiren kişiydi.
Abim bişey diyemedi.Hırsla arkasını dönüp , odadan çıktı.
Ama Arife hanım, lafını demeden çıkmazdı.Sahi artık ona anne demeye mecbur değidim.
Artık dedem üzülmesin diye, boyun eğmek zorunda değildim.
Önüme kadar gelip, parmağını yüzüme salladı.
' Dua et , aşşağıda bekliyorlar seni, yoksa bu yaptığın saygısızlığın , cezası olurdu.' dedi.
Omuzlarımı dikleştirdim ve ben de onun gibi yaparak , ona yaklaştım.
O salladığı parmağını ,tutup ittirdim.
Neye uğradığını şaşırdı.Tam bişi dicekti ki, ondan önce davrandım.
'Bana bak 'dedim.' Artık bu tehditleriniz umrumda değil, beni sindireceğiniz bişi kalmadı.Bu evde dedemin ve babannemin hatırası dışında, çıkıp giderken,
üzüleceğim hiç bir şey yok.' dedim . Parmağımla önce kafamı, sonrada kalbimi göstererek ,'Onlar da burda saklı' dedim.
Hiç bir şey diyemedi. O da aynı oğlu gibi , odayı terketti.
Hafiflemiş bir şekilde, derin nefes aldım.
Bu yüzleşmeye, ihtiyacım varmış.Rahatlamıştım, içimde tuttuklarımı söylemek, iyi gelmişti.
.........
Dedem , toprağa gireli daha 3 gün geçtiğinden, çalgı yoktu.
Aşşağıda KUR'AN okunuyordu.
Duyduğum adım sesleriyle , vaktin geldiğini anladım.Son kez kendime baktım, ayna da...
Üstüm de , Zühre teyzenin ,
uzun zaman önce, müstakbel gelini için hazırlattığı;
Beyaz , omuzlardan pelerin gibi dikilmiş, ne abiye, ne de normal bir elbise
diyebiliceğim tarzda, bir stili vardı.
Kumaşı pamuk satendi. İçinde kendimi çok rahat hissediyordum. Sanki üzerime biçilmiş , gibiydi .Kuşağımı bağladım.Onlara ihtiyacım yoktu.
Örtümüde son kez kontrol ettikten sonra , duvağımı örttüm.Ardından kapı açıldı.
Zühre teyze, elinde kırmızı bir örtüyle girdi. Aslında bana gelinlikte almak istemişlerdi.
Ama ,dedemi yeni kaybettiğimden, kendime yakıştıramadım. Nasıl
olsa 40 gün sonra, düğün yapcaklardı.O zaman giyerdim zaten.....
Zühre teyze , beni görünce
' Tü tü maşallah , benim güzel kızıma .Rabbim nazarlardan korusun.Haset bakanın , gözü çıksın ' dedi.
Bu sözleri , içimi sıcacık etti. Yüzümde bir tebessüm oluşturdu.
Hemen sarıldım ona, oda sırtımı sıvazlayarak teselli etti beni.
Sonra , elleriyle göz yaşlarını silip,
'Hadi gidelim , hoca bekliyor salonda, önce , dini nikahınız kıyılıcak.
Sonra gelin alma yapıcaz ve bizim konakta
resmi nikahınız kıyılıcak.
Orda da Kur'an tilaveti olucak.
Ama esas düğün , 40 gün sonra olduğu için ve berdel olduğu için, sadece aşiret büyükleri olucak.
Düğün için şimdiden,
herkese , davetiye gönderildi..' dedi.
Heyecandan titriyordum. İçimde hem sevinç, hem hüzün vardı.Ama gergindim de , Ömer Ali'yi ilk kez görecektim ve bunu kimse bilmiyordu.
Utandığımdan Zühre teyzeye
'oğlunun yüzünü hiç görmedim' diyemedim.
Bide, görmeden sevdalanmıştım. Kim benim bu yaptığıma , akıl kârı derdi ki?!
Resmen sevdiğim adamla evleniyordum . Aynı zamanda da hiç görmediğim adamla .
Üstelik ,onun benim hakkımda ne düşündüğünü bilmiyordum. Bu evlilik herkesin bildiği gibi, mecburi bir evlilikti.
Kan bağımız olanlar, yaşasın, ölmesin diye..
Ama Ömer Ali'nin , ne düşündüğü benim için önemliydi.
Daldığım yerden , Zühre teyzenin, beni yönlendirmesiyle, kapıdan çıkıp, merdivenlerden aşşağı inmeye başladık.
Aşşağıda Kur'an okunmuş , dualar yapılmış. Tekbir sesleriyle bu evden yolcu ediliyordum.Artık bana soğuk gelen, bu evden gidiyordum....
Hiç bir şekilde durmadım.
Ne babam olacak adamla ,
ne Arife ve oğluyla vedalaştım.
Utanmasam, onlardan kurtulduğuma göbek atcaktım. Ama hemen silkeledim kendimi, bu düşünceden ...
Rezillik olurdu.Ama kendileri de rezilin tekiydi zaten.Benim bu yapcağım rezillik ,onlarınkinin yanında, devede kulak kalırdı. Ama herşeye,rağmen, dedeme saygımdan, sakince çıktım evden.
Meğer, son dakika vaz geçmişler , namaz vakti yakın diye hoca camii'ye gitmiş , duayı yapınca....
Zühre teyzelerin, konağa gelcekmiş , namazdan sonra , imam ve iki nikahta orda kıyılıcakmış. Benim canıma minnetti. Bu yerde, bir dakika daha kalmak istemiyordum.
Arabanın kapısı açıldı ve bindim .
Hem utandığımdan , hemde duvaktan bişi görünmediğinden yanıma binen adama bakamadım.
Sanki gelin ve damat biz değilmişiz gibi, kendi tarafından dışarı seyrediyordu.
O öyle yapınca ben de benim taraftaki camdan yollları izledim.
Taki Destan konağına gelene kadar,
dakikalar sonra benimde evim olacak yere ,
soyadımın benimde, Destan olacağı aileye.....
Tekrar , tekbir sesleriyle arabadan indirildim.
Ömer Ali de yanıma gelip, kolunu uzattı .
Koluna girdim ve içeri girdik.Koluna girince , heyecandan titredim.Nerdeyse dengemi kaybedip,düşecektim.Ama kendimi tuttum.Kalbim yerinden çıkacak, sandım. İlk temasımızdı.
Benim aksime o sanki , sıradan bir şeymiş gibi, davranıyordu.
İçeri girdik , beraber.....
Bizim evden kalabalıktı...
Hoca , henüz gelmiş olacak ki , mevlide başlamadan, nikahımızın kıyılmasının, daha iyi olacağı ve diğer namaz vaktine kadar bitirmesi
gerektiğini söylemişti.
Başka bir odaya yönlendirildik . Herşey hazırlanmıştı .Yerde ki serilmiş olan minderlerin üstüne oturduk. Evden çıkmadan, abdest almıştım.
Anlaşılan, Ömer Ali de hazırdıki yanıma oturdu.
Birazdan, dini nikamız kıyılıcaktı.
Ama , ben hala adamın yüzünü görmemiştim.
Sessizce , imamın nikah akdini gerçekleştirmesini bekledim. Son kelimeleride söyledikten ve ikimizede adımızı sorup not aldıktan sonra
Bana ' mihir ne istiyorsun? ' diye sordu.
Ben bunu daha önceden hiç düşünmemiştim.
Ömer Ali'nin , sevdiği olduğunu duyunca , evliliği kafamdan silmiştim. Sınava odaklanıcaktım.
Ama her şey bir anda altüst olmuştu.
Ben bunları düşünürken,
' Bütün mal varlığım ' dedi , yanımdaki adam.
Ben bunu kabul edemezdim . Ama itiraz etmeme kalmadan , hoca kağıda yazdı ve nikahın temel sorusuna geçti.
İkimizde, sırayla cevapladık. İmam efendi son duayıda yaptıktan sonra , bize, hayır dualarını da ,ettikten sonra, odadan çıktı .
Onu, Ömer Ali de takip etti.Yolcu edecekti, sanırım. Fakat, duvağımı açtıktan sonra da , gidebilirdi. Ben şok oldum. Beni beklemeden çıkmıştı. Zühre teyze yanıma gelip beni kaldırdı.Odadan dışarı çıktık ve resmi nikah için hazırlanan yere geçtik.
Nikah memuru
zaten hazır bekliyordu. Ve aynı imam nikahı gibi, resmi nikahta hızlı bir şekilde gerçekleşti.
Ne oluyordu böyle , zaten yüzümdeki duvak ve kırmızı örtüden, hiç bir şey net değildi. Her şeyin hızlı gerçekleşmesiyle, tabii tebriklerde, hızlı oldu.
Ardından yavaş yavaş misafirler gitmeye başladı.Galiba herşeyin hızlı ve sessiz olmasının sebebi , dedemin vefatı yüzündendi.
Sonuçta taziye evinden, gelin çıkmıştım ve hala yas tutuyordum. Destan ailesi her daim bana, kıymet verdiğini, hareketleriyle gösteriyordu resmen...
Herkes gidince Zühre teyzenin yönlendirmesiyle , önce Mahmut dede'nin , sonrada Berivan babaannenin elini öptüm.Sonrada, Zühre teyzenin elini öptüm . Hepsi hayır dualarını etti . Bundan sonra
hep mutlu olmamı , bu evde kimsenin, beni üzmeyeceğini , kendimi güvende hissetmem gerektiğini söylediler.
Ama onlar bunları söylerken ,Ömer Ali ortalıkta yoktu.
O duvağımı ,ne dini nede resmi nikahtan sonra, açmaya tenezzül etmeyince , Zühre teyze, açmıştı ve bana
' anlayışlı ol kızım , herşey onun içinde ani oldu. Biliyorsun sana anlattıklarımı' demişti.
Sadece başımı salladım.O da ardından,
'Hadi yoruldun , herşey çok hızlı oldu.
Seni odana çıkarayım.
Ömer Ali de birazdan gelir' dedi.
'Nerde ? ' diye sormadım.
Anlamsız olurdu.
Nikahtan sonra bırakıp gitmişti.
Bu yaptığı hareket, beni kırmıştı. Sanki ona , benimle evlensin diye yalvarmıştım.
Daha yüzüne bile, bakamamıştım ki..
Neye benzediğini bilmiyordum .
Ben onun kalbini sevmiştim.
Tabi o kalbin , başkası için attığını, duyana kadar ....
Ama , berdel içinde olsa, evlenmiştik .
Bana saygı duyması gerekmezmiydi.
Artık, yeni hayatımın başlıcağı , acısıyla tatlısıyla herşeyin, bu dört duvar içinde kalacağı , odaya adım attım.
Zühre teyze beni yatağa oturttu.
Elini elimin üstüne koyup, sıvazlarken konuştu:
'' Bilirsin kızım , ben sana şimdiye kadar ,
bir anne gibi yanaştım.Tabiki esas annenin yerini tutamam. Ama her daim elimden gelenin fazlasını yapmaya razıyım.
Öyle eskilerin dediği gibi;
'Gelinliğinle girdin , kefeninle çıkarsın',
yada ;
' kan tükürsende , kızılcık şerbeti içtim diyeceksin',
gibi sözler yok , biz de .
En ufak bir derdin, ki;
buna oğlumun yapacağı, birşey de dahil , benden saklama .
Ben senin, hem bundan sonra annenim , hem arkadaşın ,hem sırdaşın.
Asla kendini yalnız hissetme.
Leyla'nın emanetisin sen bana .
Ona da ablalık yaptım ama düğünden sonra sahip çıkamadım.
Kim nederse desin, ben inanmıyorum .
Kesin o, Arife cadısı, annene bişi yaptı .
Hamilelik boyunca herşey yolundayken , neden erken doğum olsun ki?
Seni rahat görebilmek ve belki ağzından, laf alırım diye, samimi oldum. Ama artık onlarla işimiz bitti.Ne senin , ne benim yolumuz , oraya düşmez artık' dedi.
Soluklandıktan sonra tekrar konuştu:
'' Asıl mevzuya gelirsek, biliyorsun..
Ömer Ali , bu berdel olayında ,tamamen sessiz kaldı.
Sana tavır güttüğü yok. Kız kardeşine kızgın hatta kırgın.
'Kaçmasına gerek yoktu . Seviyorsa verirdim. Babamın emanetiydi , o bana' dedi.
Evin tek kızıydı ,hatta DESTAN 'ların tek prensesi...
Bu yüzden de çok şımartıldı. Herkes üzerine titredi. Ben de dahil.Bilsem böyle olcağını , ahhhh..
'Kızını dövmeyen dizini döver ' derdi büyükler , bu laf, Dilan gibi kızlar için söylenmiş.
Sana diyeceğim odur ki: Sabırlı olasın , kızım .
Ben eminim , senin o kalbinin güzelliği , Ömer Ali'me iyi gelcek. Onu, kardeşinin ve sevdasının kırgınlığından kurtaracak. Sadece sabır'' dedi.
Sonra ayaklandı .
'Ömer Ali , gelir birazdan , ben çıkayım' dedi. Gitmeden duvağımı , yüzüme örttü ve odadan çıktı.
Oda da yalnız kaldığımda terlemiş avuçlarımı, elbisemin üstüne sürdüm.Heyecandan ve stresten odayı inceleyememiştim. Sahi Zühre teyze giderken en son ne demişti?
'Ömer Ali gelcekti' dedi.
'Gelcekti' dedi.
'Gelcek'..
Eyvah bu gece , o geceydi.
İlk gecemiz....
Gerdek gecesi...
Ben esas , şimdi ne yapcaktım?