Cihangir'in anlatımıyla devam Mizgin’in elini üzerimden sertçe ittiğimde, gözlerindeki o cilveyi gördüm. Benim aklımda sadece Dicle vardı, o masum, o süt beyazı teniyle ruhumu dinlendiren kadın. "Yorgunum Mizgin, yeterince sinirliyim zaten. Üstüme gelme!" dedim sesimi yükselterek. Mizgin geri adım atmak yerine, sanki bir zafer kazanmışçasına yaklaştı tekrar. "Cihangir ağam... Ben senin her türlü sinirini almayı bilirim. Neden kaçıyorsun benden? Ben senin ilk helalin değil miyim?" "Mizgin, yat uyu dedim! Sabrımı zorlama!" Tam o sırada telefonumun çaldı. Mizgin’in o boğucu yakınlığından kurtulmak için bir bahaneydi bu. Ekranda Kenan Ağa’nın adını görünce kaşlarım çatıldı. Bu saatte hayra alamet değildi. "Efendim Kenan Ağa? Bu saatte aramazdın, hayırdır?" dedim, sesimdeki buz gib

