bc

ESCOBAR

book_age18+
339
FOLLOW
4.1K
READ
dark
family
HE
forced
opposites attract
friends to lovers
badboy
mafia
heir/heiress
drama
bxg
serious
kicking
city
office/work place
childhood crush
musclebear
surrender
addiction
like
intro-logo
Blurb

"Kaçma Damla!" O korkutucu ses yine kulaklarımı tırmalıyordu.Ayağımdaki kesikten akan kan sebebiyle gücüm iyice tükendi. Anayola sonunda ulaşmıştım arkamdan gelen hışırtıyla daha da hızlandım. Anayola çıktığımda ani fren sesi duymamla arabanın bana vurması bir oldu. Daha olayı kavrayamadan kendimi yerde buldum. Araç hemen uzaklaştı sadece arkasından bakakaldım yerde yatar bir biçimde. Canım çok yanıyordu ama sesimi dahi çıkaramıyordum. Otların arasından yavaşca yürüdü yanıma. Elleri titriyordu. Saçlarıma dokundu."Onu doğduğuna pişman edicem." Sesi titriyordu ilk kez. Ağladığına şahit oldum o an. Eğildi ve beni kucağına aldı. Bana sesleniyordu ama artık kulaklarım uğulduyordu. Tek aklımda kalan cümlesiyle sonsuz bir karanlığa gömüldüm."Bir daha kaçmayı aklından bile geçiremiyceksin yavrum."

chap-preview
Free preview
SEN DE KİMSİN?
Karanlık sokakta deli gibi koşturuyordum. Bundan beş dakika önce arkadaşım arayıp "Eviniz yanıyor sanırım itfaiye geldi. Çabuk buraya gel." dedi. İçimdeki o korkuyla evimin yolunu koştura koştura şaşırarak gidiyordum. Geçtiğim kaçıncı sokaktı evim daha ne kadar uzaktaydı onu dahi hesaplayamıyordum. Evimi daha bir hafta önce tutmuş kira, depozito ödemiş kredi borcuna girmiştim. Bu aldığım haberin yanlış olmasını umarak vardım. Ne yangın vardı ne de arkadaşım. Gece saat 21.00 dı. Etrafıma baktım kimse yoktu. Yavaş yavaş evime doğru yürüdüm. Kapıya vardığımda tüylerim ürperdi. Anahtarla kapıyı açarken bir yandan da titreyen elimle arkadaşımı arıyordum. Kapıyı açıp içeri girdim kapıya yaslanıp arkadaşımın ısrarla çaldırdığım telefonu açmasını bekledim. Nefesimi tutmuş karşıdan gelicek bir 'Alo?' sesini bekledim. Ne o ses geldi ne de telefon açıldı. Telefonu kapatıp komidinin üzerine bıraktım. Işığı açıp salona vardım. Sehpanın üstünde siyah bir gül ve siyah kalın zarfta bir mektup vardı. Acayip bir şekilde midem bulandı. Zarfı elime aldığımda bir parfüm kokusu yayıldı etrafa. Önemsemeden mektubu açtım. Mektupta bir tarih yazılıydı bu tarih 1 hafta sonra cumaya denk geliyordu. Mektup -10.04.2026. Zarfın her tarafını kontrol ettim. Başka bir şey yazmıyordu. Gülü elime aldım ve kontrol ettim. Tüm dikenleri özenle kırılmış ve sapına siyah saten bir ipten kurdele yapılmıştı. Siyah gülün içi simlerle kaplıydı. Zarfı ve gülü alıp çekmeceme kaldırdım. İçimde tarifsiz bir korku serpildi ve salonda oturdum. Tek düşündüğüm şey bir düşmanım var mı birinin arkasından kötü bir şey söyledim mi alacaklım var mı falandı. Siyah gül neyi temsil ediyordu. Sanki bir mezar gülü gibi siyah bir renk, ürkütücü. Saat 00.00 oldu. Balkonda oturmuş balkon kapısının camından salondaki saate gözlerimi dikmiştim. Uykumun geldiğini hissedip bitmiş sigara paketlerini toplayı çöpe fırlattım. O kadar çok içmiştim ki yutkununca bile o koku mideme iniyordu sanki. Kalktım ve yatak odasına geçtim. Yatağımın çarşafını çekip yere fırlattım. Üstüne gelişigüzel yattıktan sonra bir daha düşünmemek için kendimi tembihlerken uykuya bıraktım kendimi. Ben Damla. Henüz 21 yaşına daha yeni ayak basmış kendi ayaklarımın üstünde ailemden uzak bir şehirde işimi kurmuş geçinmeye çalışıyordum. Şimdiye kadar açtığım, veteriner ilaçları sattığım bir dükkanım var. Anlaşmalı olduğum klinikler sayesinde iyi de para alıyordum. Sabah uyandığım gibi alarmımın çalmadığını anlamıştım. Firlayıp dolaptan bir kaç parça kıyafet çıkarıp giyinip yola çıktım. Dükkana varmama 15 dakika vardı bir sigara yakıp yola tam gaz devam ettim. Yine yüklü bir ilaç sevkiyatı vardı ve sevkiyata 10 dakika geç kalmıştım. Dükkana vardığımda daha gelmemiş olmasına sevinmiştim hemen kepenkleri açıp içeriye bir paspas atıp beklemeye koyuldum. Elime sevkiyat dosyasını alıp bilgileri doldurmaya başladım telefondan saate bakıp tam yazacaktım ki bir gördüğüm bildirimle elimdeki kalemi bıraktım. Bu neydi şimdi? Bilinmeyen numara; -10.04.2025 Dün geceki mektuptaki tarih. Tam da benim doğum günümde. Bildirimi silip işime geri döndüm. Saati yazıp dosyayı kapattım. Dükkanın önüne çıkıp bir sigara yaktım. Telefonla arka sokaktaki ev yemekleri yapan ablayı aradım. Öğlen olmuştu sevkiyat hala gelmemişti. Yemeğimi yemiş dükkanın önünde boş boş oturuyordum. Çalan korna sesiyle irkildim. Sevkiyat sokağa girmiş dükkana yanaşıyordu. Kalkıp dosyaları almaya dükkana girdim. Dosyaları alıp dışarı çıktım. Sevkiyatçı; -Buraya mı yanaşayım abicim yoksa olduğum yerde durup kolileri alıcak mısın? Ben; -Yok abi, dur orada geliyorum. Araca yanaşıp kolilerimi yere indirmeye başladım. Bir yandan da abiye elimdeki dosyaları verip doldurmasını bekledim. Sevkiyatçı abi; -Buyur abicim hayırlı işler. Ben; -Sağol abi sanada hayırlı işler kolay gelsin. Sevkiyatçı abinin sokaktan çıkışını izledikten sonra kolileri tek tek dükkana taşıdım. Gelen ilaçları hemen açıp tek tek kontrol ederek yerleştirmeye koyuldum. Koliler toplam 7 tane gelmişti 3. koliyi açtığımda siyah kapaklı bir dosya vardı. Dosyayı elime alıp dükkandaki masaya oturdum. Kapağını açıp içindekileri kontrol ettim. Ne kadar oturduğumu kestiremediğim bir andı. Elim hala dosyadan çıkardığım mektuplardaydı. Bir sürü saplantılı aşk mektubu mu diyeyim sapıklık içeren bir tür şizofren mektupları mı diyeyim ben de bilmiyorum. Hepsinde benden bahsederek ve aynı tarihi tekrar tekrar yazarak o günü beklediğinden bahsettiği bir çok mektup. Başım ağırlaşmış bütün vücudum yorulmuştu oturdukça. Ayağa kalkıp mektupları yırtarak çöpe attım. Bir başkası bu mektupları okusa herhalde soluğu karakolda alırdı. Ben mi? Korkmuyordum. Korkmam için herhangi bir sebebim yoktu varlığını dahi bilmediğim bir ergenin mektuplarından korkucak değildim ya da bir akranımın bana yaptığı bu eşşek şakasını siğneye çekip yutacak kadar olgundum. Malesef. Bir kaç müşteriyle atlattığım gün sonunda dükkanın camlarını sildim. Bir kaç temizlik daha yaptıktan sonra yorulmuştum artık. Dükkanın önüne çıkıp soluklanmak için çay söyleyip masaya kuruldum. Çayım da gelince bir sigara yakıp oturmaya koyuldum. Uzun zamandır ailemle görüşmemiştim. Kardeşimle ilgilendikleri için beni biraz bu ara boşlamışlardı ama olsun ben de anca her şeyi yoluna koyabiliyordum. En azından beni soru yağmuruna tutmuycaklardı. İkinci sigaramı da yakıp içmeye koyuldum karşı sokağımda bir veteriner vardı sağolsun çok iyi anlaştığım bir insandı kendisi. Onun dükkanına bakarken içeriden bir müşteri de çıkmıştı. Uzun boylu giyimi çok efendi esmer eli yüzü düzgün bir yetişkin beyfendi. Elinde tasmasını tuttuğu bir pitbul köpeği ile direk benim dükkana doğru bakıp yürümeye koyuldu. Hiç istifimi bozmadan sigaramı içmeye devam ettim. Yanıma gelmişti artık dükkanın ismine bakıp bana yöneldi. Müşteri; - Veterinerden geliyorum kolay gelsin. Bir kaç ilaç yazdılar köpeğim için sizde bu ilaçlar var mıdır? Ben; -Reçeteye bakabilir miyim? Gözlerimin içine bakıyordu çok derin bakışlıydı. Elindeki reçeteyi bana uzattı. Elinden reçeteyi aldığımda dahi yüzüme bakıyordu. Ben; -Evet var bunlardan buyrun içeri geçelim. Müşteri; -Geçelim bakalım içeri. Reçeteyi müşteriye uzattığımda elimden alırken elini elime resmen tutarak aldı. Tüylerim diken diken olmuştu. Değişik bir elektirik dalgası tüm vücudumu sararken ben de bu durumdan bir tık rahatsız oldum. Gözlerimi kaçırarak bütün ilaçlarını hızlıca yerleştirip fiyatı çıkarıp ücreti söyledim. Ben; -4.750tl Efendim. Müşteri; -Kart geçicem. Hala tüm hareketlerimi izleyip derin bir süzgeçten geçiriyordu beni. Üstelik ben o kadar hızlı hareket ederken o ise her şeye rağmen o kadar sinir edici bir şekilde yavaş davranıyordu ki ağır çekimde gibiydi. Pos cihazını çıkarıp kartı okutmasını bekledim. İşlem onaylandıktan sonra bana göz kırpıp gitti. Şaka mı olanlar ya? Göz kırpmak nedir? Tamam az önce dediğim o efendi eli yüzü düzgün dediklerim her şeyi geriye alıyorum. Tam bir serseriydi. Bazen bi laf vardır kiminin çenesi ve davranışları olmasa çok mütevazı görünümlü insanlar var diye bu da onlardan biri. Tam bir şerefsiz. Belki nişanlıyım belki de evliyim yani. Nasıl böyle davranabiliyor. Ya da belkide o evli. Hareketlere bak. Postan çıkan fişi alıp çöpe atarken istemeden de olsa ismini gördüm. Karan Korhan. İşlerimi bitirip dükkanımı da kapattıktan sonra evimin yolunu tuttum. Bakkaldan da iki ekmek almıştım hem eve gidince bir şeyler yapar yerdim. Karnım da kurt gibi acıkmıştı resmen. Arada bir kendini hatırlatacak sesler çıkarıyordu. Mahalleme girince kapıya varana kadar bir sigara yaktım. Mahallenin ortasına daha gelmeden sigaram bitmişti. Çok içiyorum ama derdimden değil yanlış anlaşılmasın. İşleri yoluna koyana kadar biraz stresli geçiyor günlerim. Kapıma varınca anahtarla açtım içeri girdim. Kapımı içerden kilitleyip mutfağa girdim. Etraf çok karanlıktı bir soyunup yemek yapmaya mutfağa geri gelicektim. Karanlıkta ilerleyip yatak odama girdim ve ışığı yaktım. Ağzımdan dökülen çığlık kulaklarımı sağır edercesineydi. Karşımdaki kişi tüm heybetiyle yatağımda oturuyordu. Ben ise korkudan patlayacak kalbime engel olamıyordum. Duvara yaslanıp kalmıştım o ise baştan aşağı süzüp en son gözlerimde durdu. Ben; -Sen de kimsin? O; -O zamanı bekleyemem. Şuan alıcam.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
2.1M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
846.6K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.1M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
1.0M
bc

A Warrior's Second Chance

read
389.8K
bc

Not just, the Beta

read
364.2K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook