* * * * * Yemek masası toplanmıştı. Hizmetçiler sessizce çekilmiş, salonun ışıkları kısılmıştı. Sadece şöminenin alevleri ve masadaki iki mum yanıyordu. Rakı şişesi hâlâ ortada duruyordu, Duman’ın kadehi yarım kalmıştı. Benim önümde ise dokunulmamış bir tabak. Duman sandalyesinde geriye yaslandı, kollarını göğsünde kavuşturdu. Bakışları artık o yumuşak, sabırlı halinden tamamen sıyrılmıştı. Gözleri kısılmış, çenesi kilitli, dudaklarında ince, alaycı bir kıvrım. Sanki avını köşeye sıkıştırmış bir kurt gibi bakıyordu. “Kalk,” dedi. Tek kelime. Emirdi. Ayağa kalktım. Otomatik olarak. Bacaklarım hâlâ titriyordu ama bunu göstermemeye çalışıyordum. Yanına geldim. Durdum. Başımı kaldırmadan bekledim. Elini uzattı, çenemi tutup yüzümü kendine çevirdi. Parmakları demir gibi sertti. Acıtıyordu

