2. Bölüm: Karşılaşma

541 คำ
~Esil~ Hastaneye vardığımda içimde meydana gelen heyecana engel olamıyordum. Bakalım işe alınacak mıyım? Hastanenin giriş kapısından içeriye girdiğimde resepsiyona yöneldim. “Merhaba, kolay gelsin” Kadın başını kaldırıp gülümseyerek “Merhaba hanımefendi.” dedi. “Ben Esil TUNA. İş görüşmesi için gelmiştim.” Kadın yerinden kalkıp “Sizi bekleme salonuna yönlendireyim.” dedi. Kadın önde, ben arkasından heyecanla ilerlemeye başladım. Asansöre binip ikinci kata bastıktan sonra asansör hareket etti. Asansör durup içinden çıktıktan sonra “Bu taraftan efendim!” diyerek yolu gösterip önden yürüdüğünde her şeyin özelinin, en güzeli olduğuna tekrar emin olup kadını takip ettim. İçeriye girdiğimde gördüğüm insan sayısıyla işe alınma ihtimaline karşı olan inancım yerle yeksan oldu. Heyecanım uçup gitti ve omuzlarımı çökertip ismimi içerdeki görevliye söyledim. Görevli bilgisayardan bir şeyler kontrol edip ardında ismimi söyleyerek bana bir kart numarası uzattı. İstemeye istemeye görevlinin verdiği karta bakıp sandalye numarasına göre bana ayrılan yere boynu bükük, kalbi çökük bir şekilde oturdum. “Neredeyse elli kişiyiz!” diye bağırdığımda bana dönen bakışları umursamadım. Sonuçta hastalarla iletişim kurmanın en iyi yolu onlar gibi davranıp onlara yaklaşarak tedavi etmektir. Herkes bakışlarını benden çekip iletişim kurdukları insanlarla hoş sohbet etmeye başladı. Gözüm duvardaki saate takıldığında mülakatın başlamasına daha iki saat olduğunu fark edince oturduğum sandalyeden kalkıp kapının hemen yanındaki görevlinin yanına gittim. “Burada kafeterya var mı?” diye sorduğumda güleç bir tavırla “Evet hocam, hemen alt katta sağda.” demesiyle teşekkür edip odadan çıktım. Asansöre doğru ilerleyip düğmeye bastım ve sabırla asansörün on beşinci kattan gelmesini beklemeye başladım. ★★●★★ ~Efir~ Uyuşturulan bedenime rağmen sabah mesaj attığım kız aklımdan gitmiyordu. Çok güzeldi! Açık kahve saçlar ve bal gibi gözler. “Efir buradan!” diye sertçe konuşan hemşireyle başımı salladım. Asansöre bindiğimizde birinci kata basıp beklemeye başladı. Asansör ikinci katta durunca beni kenara itip “Başka hastalarla sataşma!” diye uyardı. Ona cevap verme gereği duymadan açılan kapıdan içeriye gireni görmemle bir an gördüğüme inanmasam da “Tuttu be!!!” diye bağırdım. Korkuyla gözlerini açarken hemşire “Kusura bakmayın!” deyip kolumu sertçe kavradı. “Rahat dur! İnsanları korkutma!” diye bağırdığında başımı salladım. O sırada hemşirenin kolu, incecik bir el tarafından benim kolumdan ayrıldı. Bal gözlü güzel kadın, hemşireye bakarak “Siz de hastalarınızla düzgün konuşun!” diye sertçe bağırmasıyla ondan uzaklaştım. Bana elini uzatıp “Korkma!” diye sakin bir sesle konuşmasıyla kıvır kıvır saçlarına baktım. Ardından elini geri çekip hemşireye baktı. Hemşire, ona ters ters bakarken saçlarına dokunmak istedim. Elimi kaldırdığımda hemşire elimi tutup “Rahat dur!” dedi. Bal gözlü güzel kadın ise sanki hemşirenin inadına bana gülümseyip “Bir şey mi söylemek istiyorsun?” diye narin narin sordu. Hemşire “Hanımefendi haddinizi bilin ve mesafenizi koruyunuz!” diye bağırmasıyla korkuyla uzaklaştım. “Bağırarak konuşma!” diye kısık sesle hemşireye kızıp beni işaret etti. “Görmüyor musun? Bağırdığında korkuyor!” Evet korkuyorum demek istesem de hemşire, açılan asansörle “İki gözü olan herkes başımıza doktor kesildi!” diye kızıp beni çekiştirmeye başladı. Bal gözlü kadın, tekrar kolumu tutup “Sadece iki gözüm yok! Yıllarca bunun eğitimini aldım ve bu hastaneye doktor olarak alınırsam o zaman sizinle daha yakından ilgileneceğim!” diye kısık ama bariton sesle konuşup bana döndü. “Sakın ondan korkma. İşe alınmasam bile bu davranışını şikâyet edeceğim!” diyerek kolumu sıvazlayıp yanımdan uzaklaşmasıyla arkasından bakakaldım...
อ่านฟรีสำหรับผู้ใช้งานใหม่
สแกนเพื่อดาวน์โหลดแอป
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    ผู้เขียน
  • chap_listสารบัญ
  • likeเพิ่ม