Çatalımın ucu, tabağımdaki zeytinde dolanıyordu. Aklımda milyon düşünce varken kendimi yemek yiyecek kadar aç hissetmiyordum. İç çekip, başımı kaldırdım ve bana bakan ablamı gördüm. Ona ‘ne var’ dercesine bakıp, kaşlarımı çattım. “Bu aralar dalgın görünüyorsun, bir şeyin mi var?” Çatalımı bırakıp, sırtımı arkamdaki sandalyeye yasladım. Ruh halim bugün oldukça berbattı, ablam da tuzu biberi olacak gibiydi. “Bahse girerim, kötü olmamı isterdin değil mi ablacım?” Sinsi gülümsemesi dudaklarının uçlarında asılı kaldı, keyifle karşımda yemeğini yedi. “İnan senin kötü olman umurumda değil, küçük kız kardeşim. Sen önce, babama hesap ver.” Masanın başında duran babamın bakışları beni buldu. Yine aynı konu yüzünden tartışacaktık büyük ihtimalle. “Hala dediğimi yapmadın mı?” diye sert bir dill

