Sonbahar ayının ılık havasının geride kaldığı günleri yaşıyorduk. Dışarıda şiddetli yağmurların yağma zamanı gelip çatmıştı. Tıpkı dışarıdaki gibi fırtınalıydı içim. Esen sert rüzgâr ağaçlarda kalan son yaprakları acımasızca etrafa uçuruyorken, içimdeki acıda milim milim işliyordu her bir organıma. Nefes alamıyor, boğuluyordum kendi içimde. Yaşadığım o iğrenç olayın üzerinden iki hafta geçmişti. Geçen haftalara rağmen yaşadığım acı, korku bir nebze bile azalmamıştı. Gözlerimi kapatıp kendimi uykuya bıraktığımda o an, başa saran kaset gibi tekrar tekrar gözlerimin önüne geliyordu. Ne kadar o anı unutmaya çabalasam da aklımdan bir saniye çıkmıyordu. Kendi içimde yaşadığım buhranlı anları, dışarı öfke ve sinirle yansıtıyordum. İki haftadır annemle ablama okulu bırakacağımı söylediğim için ik

