İlk bölümler de betimleme yok bunu göze alarak okuyun canlar.
Poyraz’ın gelmesini beklerken elim ayağım birbirini giriyordu. Biz şimdi bu çılgın adamla sevgilimi olmuştuk? Kaslı kolları, kuvvetli bedeniyle göz dolduran adam şimdi benim miydi? Benimdi! Bu yüzden onunla konuşup bundan sonra dar kıyafetler giymemesini isteyeceğim, ben ağzım açık onu izlerken eminim başkaları da izliyordu. Sevgilimi kızlardan korumak adına en doğru olanı yapacaktım. Eğer yapmazsam kendi sağlığım için iyi olmazdı. Ben kafayı yiyeceğime Poyraz yesin daha iyi.
Koşar adım arabaya gelirken oturuşumu düzeltip yanıma gelmesini bekledim. Kapıyı açıp yanıma oturduğunda bir anda yüzüme eğilip yanağımı öptü.
“Eve değil de başka yere mi gitsek?”
“Otele mi götürmek istiyorsun beni?”
Gözlerini büyütüp başını geri çekti. Bir süre ciddi miyim diye yüzüme baksa da şaka yaptığımı anlayınca oyunumu sürdürmeye devam etti.
“Otele gitmek istiyorsan gidebiliriz.”
“Çok beklersin,” dedim dalgaya vurarak. Yüzündeki kocaman olan sırıtışı silmeden, “Otele gerek yok,” dedi boğuk sesiyle. “Kemal’le Sevgi’yi evden kovarız biz gideriz.”
“Azdın mı Poyraz?”
“Hayır.”
“O zaman neden otele ya da eve gidelim diyorsun?”
Başını iki yana sallayıp, “Çok fenasın sen,” dedi. “Beni öyle bir yakacaksın ki, anam ağlayacak arkamdan.”
Saçlarımı savurup, “Şimdiden başlasın anneciğin,” dedim gülmeye devam ederek.
“Başlasın valla oğlu yanıyor şimdiden.”
Dil çıkarıp önüme döndüm. O da yüzündeki mutlu ifadeyi silmeden karargâhtan ayrıldı.
“Kemal’le konuştun mu? Ne yaptılar acaba çok merak ediyorum.”
“En son sabah konuştuğumda Sevgi beni eve getir diyormuş.”
“Hâlâ mı naz yapıyor bu kız?”
“Evet. Sen sakın onun yaptığını yapma.”
Başımı yana eğip, masum biri gibi, “Ben mi?” dedim yumuşak çıkarmaya çalıştığım sesimle. “Aşk olsun Poyraz, ne zaman gördün her şeye itiraz ettiğimi? Önümden ekmeğimi alsalar sesimi çıkaramam.”
Arabanın içinde gür sesiyle kahkaha atıp, “Vay anasını,” dedi parmaklarını gözlerine bastırarak.
“Ciğerini biliyorum kızım ben senin. Sen asıl sustuğunda bir şeyler olmuş demektir. O yüzden sakın susup benim içime kuşku düşürme. Sen hep benim Zeynep’im ol, ben sana dair olan her şeyi seviyorum.”
Kalbim patlamak üzereydi sözlerini duydukça. Zaten onu görünce elim ayağım birbirine karışıyor, heyecandan ağzıma gelen her şeyi saydırıyordum. Şimdi bu adam bana açık açık beni sevdiğini söylüyor ya dilimin ucuna gelen saçma sapan kelimeleri yutuyordum. İlk kez sakin olmaya çalışıp geri yaslandım. Hayatımda ilk kez olgun biri gibi düşünmek istedim.
Biz artık beraberdik, evlenmemiz için bize planlar yapan ailemiz şimdi hepten kuduracaklardı. Eminim şu an bile çeyizimiz için hazırlık yapıyorlardır.
“Ailelere söyleyecek miyiz?”
“Onlar bize evlenecek gözüyle baktıkları için gidip sevgiliyiz dememize gerek yok. Beraber değilken bile bizi birlikteymişiz gibi gösteriyorlardı.”
“Haklısın. Peki abim?”
“Onunla bu akşam konuşacağım.”
“Şimdi konuşma, biraz zaman geçsin o zaman konuş. Yeni başlayan ilişkimin tadını çıkarmak istiyorum, abim duyarsa beni size göndermez.”
“Çok bekler o. Her gün bizdesin Zeynep, yakında göreve gideceğim. Seni görmediğim zaman özleminden kurumuş çöle döneceğim o yüzden sayılı zamanlarımızı iyi değerlendirelim.”
Tebessüm edip, “Ben yine seni pencerenin önünde beklerim,” dedim. “Her akşam odama koşar pencerenin önüne otururdum. Odanın ışığı yansın diye bütün gece beklerdim ama yanmazdı. Bazen içimi parçalayacak kadar ağlardım. Koskoca bir sene geçti ben senin sesini bir kere bile duymadım. Annenin, babanın gözlerinin içine bakardım senden bana haber getirsinler diye. Ama onlar da seninle konuşmamış olurdu. Sen sadece iyi olduğuna dair babana haber verirdin.”
Parmaklarını parmaklarıma dolayıp iç çekti. Sanki düşünceleri geçmişe gitmiş gibi.
“Okuldan eve gelmeni bekledim, işten eve gelmeni bekledim. Sen farkında değildin ama hep senin arkandaydım. Yürüdüğün yolda adım attım. Kimi geceler sarhoş olup ağladım. Bir yanımda Kemal diğer yanımda Ömer vardı. Abinin yanında içmezdim, içtiğim takdir ona senden bahsederim diye. Yanlış anlama korktuğumdan değil, o zaman senin düşüncelerini bilmiyordum. Senden abine bahsetsem eminim kavga ederdik. Sana bir daha bize gitmemeni söylerdi. Gelmezsin diye aklım çıktı.”
“Gelirdim, ben senin olduğun her yere gelirim Poyraz.”
Elimin üzerini öpüp iç çekti.
“İlk göreve gittiğimde özlem öyle bir ağır bastı ki Zeynep, görsen geceleri kalbim durmak üzereydi hasretinden. Dağları, taşları yumrukluyordum. Aramak istiyorum arayamıyordum. Kemal birkaç kez kendine gel diyerek tokatlamıştır beni. O kadar zordu ki o günler.”
“Aptal olduğumuzu düşünüyorum.”
Sırıtıp, “Ben de,” dedi arabayı mahalleye sokarak.
“Annen eve gelirken ekmek alın dedi.”
“Birlikte olduğumuzu duyunca eminim mahalleye şeker dağıtırlar.”
“Ne şekeri? Mahallenin kadınlarını çağırıp evde Kur’an okurlar.”
Kahkaha atarak başını iki yana salladı. Ailelerimiz gerçekten şaka gibiydi.
Arabadan inip fırına ilerledi. Gözlerim fırının kapısındayken raftan ekmek alıp göz kırptı. Gel de yanaklarımı ısır diyor.
Bir elinde ekmek koşar adım geldi. Ekmeği kucağıma bırakıp arabayı sürmeye başladığında geri yaslandım.
“Abim evdedir, bizi görünce anlar mı acaba?”
“Sen benim arabama ilk kez binmiyorsun Zeynep, abinden korkma. Ben onunla konuşacağım uygun bir zamanda.”
Başımı sallayıp kendimi strese sokmamaya çalıştım. Evimizin önüne geldiğimizde arabadan inip bahçeye ilerledim. Poyraz arabayı park ettiği için onu beklemek istemedim. Eğer yanında durursam ilk günden dikkat çekerdi.
Bahçede oturan aileme, “İyi akşamlar,” diyerek yanlarına ilerledim. Ekmeği masanın üzerine bırakıp annemin karşısına oturduğumda karpuz yiyen abime göz gezdirdim. Gayet sakin bir halde karpuz yiyordu.
Annemle Sevinç teyze sanki boğazlarında bir şey kalmış gibi öksürürken en sonunda oflayıp onlara baktım. İkisi de derin nefes alıp sırıtmaya başladılar. Allah’ım, sen beni bu ikisinin gazabından koru ya Rabbim.
“Nasılsın Zeynep kızım?”
“İyiyim Sevinç teyze.”
“Cümleten iyi akşamlar,” diyerek bahçeye giren sevdiğime kurtar beni bakışları attım. Göz kırpıp abimin yanına ilerledi. Görmemiş gibi elini karpuza daldırıp bir dilimi ağzına attı. Yavaş Poyraz’cım, ağzının kenarına akan karpuzun suyunu sil yoksa dinden imandan çıkacağım iki dakikada sana yürürken.
“Kız Zeynep.”
Olduğum yerde sıçrayıp, “Efendim anne?” dedim. Sanki karpuzu ben yemişim de, dilimle dudaklarımı yalıyordum.
Masanın üzerine parmaklarını vuran Poyraz’a bakmadan hâlâ bana bakan anneme, “Ne?” dedim en sonunda.
“Yok bir şey kızım. “
Eminim yoktur. İçi içini yiyordur kadının. Gözlerim sonunda Poyraz’a değdiğinde dudaklarını kıpırdatarak “Odana çıksana, ben de geleceğim.” Dedi. Yok artık. Abimden ve diğerlerinden çekinmiyor muydu bu? Biri yüzüne baksa yakalanmamız an meselesiydi.
“Babama da öyle dersin,” dedim onun gibi dudaklarımı kıpırdatırken. Neyse ki karpuz tatlı olmalı ki abimin dikkatini onun üzerineydi.
“Onların haberi olmayacak çatıdan geleceğim.”
Adamdaki rahatlık kimsede yoktu. Abim yüzüne baksa bana söylediklerini görecek, neyse ki bizimki karısına karpuz yediyor da, kız kardeşine odaya çık diyen adamın yüz ifadesini görmüyordu
“Zeynep!”
“Ne oluyor?” deyip ayağa kalktım. Biri adımı bağıra bağıra küfür ediyordu. Dışarı çıkacağım an babam kolumu tutup, “Dur sen,” dedi. Abimle Poyraz çoktan yola çıkmıştı.
“Baba dur bakayım kimmiş.”
“Nerede lan o Zeynep?”
“Düzgün konuş kesmeyeyim sesini.”
“Benim sizinle bir derdim yok, Zeynep’i çağırın bana.”
Bağıran Sevgi’nin abisiydi. Babamın elinin arasından kurtulup dışarı çıktım.
“Ne bağırıyorsun?” dediğim an üzerime doğru geldi.
“Lan, Sevgi nerede?”
Abim beni arkasına alıp parmağını Sevgi’nin abisine uzattığı an Poyraz adamın yüzüne yumruk atıp onu bir saniyede yere yatırdı.
“Birader düzgün konuş dedik sana, hayır inatla konuşmak istemiyorsan ben sana zevkle nasıl konuşacağını gösteririm.”
Arkadaşlarının desteğiyle yerden kalkan adam sanki Poyraz onu tehdit etmemiş gibi bana bakıyordu.
“O gözlerine sahip çık sikerler adamı.”
Ellerini yumruk yapmış, dişleri arasından konuşan Poyraz bu halde bile bana karizmatik geliyordu. Allah’ım, azdım mı ben? Adamı yedi yirmi dört arzuluyorum. Başıma vurdu valla, cehenneme gideceğim.
“Sevgi’yi ver gidelim.”
“Yok Sevgi falan.”
Başımı iki yana sallayıp, “Sevgi yok,” dedim abimin öfkeli sesine nazaran sessiz konuşarak.
“Nerede lan, ulan sen sakladın değil mi onu? Senin gibi sürtükle arkadaşlık yapa-”
Cümlesini bitirmeden suratına yediği yumrukla tekrar yere düştü. Abimle Poyraz adamı tekmelerken arkadaşları onları ayırmaya çalışıyordu.
“Polis yok mu polis? İmdat,” diye bağıran yengeme, “Aman sen içeri geç,” dedim. “Karnına tekme gelir Allah korusun.” Annem korkuyla yengemi içeri alırken abimin kafasına vuracak olan adamın koluna dişlerimi geçirdim. “Ah,” diye bağırıp saçımı çeken adam canımı çok feci acıttı.
“Şerefsizin evladı. Bırak lan saçımı göt veren.”
Ben ona küfür ettikçe daha çok canımı yakıyordu. Lan gözümden yaş geliyor, harbiden canım çok acıyordu.
Cebinden çıkardığı bıçağı yüzüme doğru yaklaştırırken korkuyla, “Abi,” diye bağırdım, ardından, “Poyraz,” diye tüm gücümle çığlık attım. Keşke atmaz olaydım ne olduysa o an oldu. Adam sırtına aldığı darbeyle üzerime düştü ve elindeki bıçak etime saplandı.
“Dokunma lan ona.”
Adamı üzerimden alan Poyraz karnıma baktığında gözleri kocaman oldu. “Zeynep?” dizlerinin üzerine oturup titreyen ellerini bana yaklaştırdı.
“Poyraz.”
“Şşş, hastaneye gideceğiz, hiçbir şey olmayacak güzelim.”
“Zeynep,” diye çığlık atan annem ve komşularımın sesi yüzünden sevdiğim adamın sesini duyamıyordum. Bir susun be!
“Korkma güzelim, ambulansı arayın!”
“Poyraz.”
Yüzüme yaklaşıp, “Söyle güzelim,” dedi dudakları titrerken.
“Canım acıyor.”
Gözlerini yumup, “Geçecek,” dediği an dudaklarımın arasından çığlık kaçtı. “Sanırım ölüyorum.”
“Ne ölmesi lan, sen bana yeni geldin nereye gidiyorsun?”
“Öbür dünyada ne var ne yok bakasım geldi.”
“Ah Zeynep ah, karnına bıçak saplanmış dilin hâlâ susmuyor,” diye ortalığı velveleye veren annem acaba bana laf mı sokuyordu?
“Zeynep, sakın uyuma olur mu?”
“Uykum yok Poyraz, şu bıçağı içimde al lütfen.”
Gözü yaşlı başını iki yana sallayıp, “Hayatımı siktin Zeynep,” dedi başını omzuma yaslayarak. “Hayatımı öyle bir siktin ki sen olmasan yaşayamam.”
“Valla öyle bir şey yaptım mı pek hatırlamıyorum. Ne zaman siktim?
“Zeynep!”