Restorandan ayrıldıklarında gece yarısını çoktan geçmişti. Selin, otoparka doğru yürürken adımları bir kuğu gibi hafifti. Murat, hemen yanında, elini Selin’in çıplak sırtına, o zümrüt yeşili elbisenin dekoltesinden içeriye bırakmış gibi yürüyordu. Selin, teninde o hayali ama sarsıcı karıncalanmayı hissettikçe istemsizce gülümsüyordu. Direksiyon başına geçtiğinde Murat yan koltuğa kuruldu. "Eve gitmek için çok erken değil mi?" diye sordu Murat. Sesi, arabanın içindeki o yoğun parfüm ve gece kokusuna karışıyordu. Selin dikiz aynasından kendine baktı. Gözleri parlıyordu, dudakları gece boyunca Murat’la yaptığı o sessiz sohbette şarapla ıslanmış, kışkırtıcı bir tonda kalmıştı. "Eve gitmeliyiz Murat. Kerem muhtemelen kapıda nöbet tutuyordur. Onu daha fazla şüphelendirmeye gerek yok, ama b

