Gözlerini açarak ona birkaç saniye gibi gelen zifiri karanlıktan çıkan Masamune, çok halsiz hissediyordu. Başını yavaşça çevirince etrafını sarmış bina kalıntılarına gördü. En son neler olduğunu hatırlamaya çalıştığı zaman ise aklına Zeina geldi. O kızın sadece elini savurarak binaları yıkabildiğine şahit olmuştu. Ama onunla savaşmaya başladığı zamandan sonrasını hatırlayamıyordu. Bedenindeki halsizlik yavaş yavaş geçmeye başlarken tüm gücünü toplayarak ayağa kalkmaya çalıştı. Elleri ile yerden destek alıyordu ama halsizliğinden dolayı ayağa kalkamadı ve tekrar yere düştü. Derin derin nefes alıp verirken gözleri yine çevreyi inceliyordu. Bu kadar yıkıma neden olan şey o kızın gücü müydü? Görünürde tek sağlam bina kalmamasına neden olan bir savaş mı gerçekleşmişti?
Hadi kalk artık. 6 gündür uyumaktan sıkılmadın mı?
'6 gün mü?'
Yakın bir zamanda senin için daha fazlası gelebilir. Kalk da buradan uzaklaş.
'Nugura, bu şehri bu hale getiren ne?'
'Sersem. Hem şehri yerle bir et hem de bunu ne yaptı diye sor. Hahhahahhahaha!'
'Bunu ben mi yaptım? Yani bu... Geçen seferki ile aynı...'
'Evet aynı büyü. Birkaç seviye atladığın için bu sefer daha az uyudun. Ayrıca sana yine seviye atlattı.'
Masamune, Nugura'yı duyduktan sonra hemen seviyelerini kontrol etti. Savaşçılıkta ya da büyücülükte seviye atlamamış olsa da kara büyücülüğü 25. Seviye olmuştu! Bir kere de bu kadar büyük bir güç artışı Masamune'yi yine şaşırtmıştı. Kara büyücülük için fazla büyük bir adım olmasa da normale göre bir alem atlamıştı. Gelen büyü gücü inanılmazdı.
'Peki o kıza ne oldu?'
Nugura bir süre sessiz kaldı. Onun cevap vermeyişi Masamune'yi tedirginleştirse de Nugura alaycı bir ses tonuyla konuşmaya başlayınca rahatlamıştı.
'O zavallı çöp parçası sen şehri yok ederken canını kurtarmak için kaçtı.'
'Ama oldukça güçlü görünüyordu. Bu kadar kolay kaçması biraz...'
'Benim için bir hiç sayılsa da sizin dünyanızda bir şehri yerle bir edebilecek bir güç tehlikeli kabul edilir.'
'Anladım. Senin gücünü merak ediyorum. Varlık Alemi'ndeki birini dokunarak öldürebilen senin gücün kaçıncı seviye?'
'Seviye? O kelimeyi gücümü ölçmek için kullanmayalı çok oldu. Varlık Alemi'ndeki birine dokunmak zorunda kaldığım için çok utandım. Ama ne yaparsın? Bu saçma ruh formu bu kadar gücü kaldırabiliyor sadece.'
'Demek gücün seviye ile ölçülemeyecek bir boyutta ha? Bunu daha önce sadece bir kere görmüştüm. Kara Kral Henga...'
'Doğru. Bir de o var. Ama ne yazık ki onunla aramda bir fark var. O da onun gücünün benimkinin ölçülebildiği şeylerle de ölçülememesi. O bir yarı tanrı. Daha da önemlisi karanlığın varisi. Bizim gibiler onunla kıyaslanamaz.'
'Sen şu karanlık boyutta mı yaşıyorsun?'
'Çok soru sormaya başladın. Neden şu kardeşinin yanına gitmiyorsun?'
Masamune güç artışı nedeniyle gülümsemişti. Ancak gülümsemenin kaybolup yerini çok ciddi ve tedirgin bir yüz ifadesine bırakması sadece birkaç saniye sürmüştü. Aniden ayağa kalkan Masamune bağırdı.
'Lilith!'
Masamune, Lilith ve Elka'yı Zeina ile olan dövüşü başlamadan önce gönderebildiği kadar uzağa göndermişti. 6 gün de uyuduğuna göre hemen onların yanına gitmeliydi. Bu şehri de yıkan enerji dalgasının onlara kadar ulaşamamasını umarak elini uzatan Masamune portal harflerini çizmeye başladı. Ama bir şeyler ters gidiyordu. Portal sembolleri çizildikten hemen sonra kayboluyordu. Tekrar tekrar deneyen Masamune her seferinde aynı sonucu aldı.
'O kız senin sıçrama büyüsü bağını kökünden kesti. Artık portal falan açamazsın.'
'Ne?'
Nugura'nın söyledikleri doğru muydu? Masamune savaşı hatırlayamıyordu ama portal açamadığı da bir gerçekti. Bu durumda oraya gidebilmek için en hızlı yol Shunpo idi. Hızla ileri doğru zıplayan Masamune hemen Shunpo kullandı ve hızlı bir şekilde yol almak istedi. Ama Shunpo da işe yaramamıştı. Masamune sadece birkaç adım öteye zıplamıştı. Shunpo'nun da gitmemiş olmasını uman Masamune tekrar zıplayarak Shunpo kullandı ama bu kez de işe yaramamıştı.
'Sana sıçrama büyüsü bağını kökünden kestiğini söylemiştim. Bu bağ bütün sıçrama büyülerini kapsıyor.'
'Bu nasıl mümkün olabilir!? Birinin bir büyüyü kullanmasını engellemek bu kadar kolay mı!?'
'Hayır, aslında daha kolay ama onlar kısa yolu bilmiyorlar.'
'Lanet olsun! Anlaşılan eski yöntemlerle yol alacağım.'
Masamune iki elini de bacaklarının üzerine yerleştirdikten sonra bacaklarındaki kaynak enerjisini hareketlendirmeye başladı. Kaynak damarlarında gittikçe hızlı bir şekilde hareket etmeye başlayan enerji Masamune'nin bacaklarını ağrıtmaya başlamıştı. Bu yöntem Masamune'nin okulda öğrendiği bir yöntemdi. Normalde eski hız büyülerini kullanabilirdi ama bu yöntem büyülerden daha etkili bir savaşçı yöntemiydi. Gittikçe hızlı bir şekilde hareket etmeye başlayan kaynak enerjisi bacakların normalden çok çok daha hızlı hareket edebilmesi için olanak sağlıyordu ve bu sayede kısa süre içerisinde çok fazla yol katedilebiliyordu. Bu yöntemde ustalaşan savaşçılar bunu rakiplerine doğru normalden çok daha hızlı atılmak için de kullanıyorlardı. Ama biraz zaman istediği için pek kullanışlı değildi.
Bacaklarında gittikçe artan bir ağrı hisseden Masamune bedenini geriye doğru çekti ve tüm gücüyle ileri doğru atıldı. Onun ileri atılmasıyla birlikte oluşan rüzgar bina kalıntılarındaki tozları tekrar kaldırırken toprağın neresine bassa o noktada küçük göçükler oluşuyordu. Müthiş bir hızda koşmaya başlayan Masamune kısa süre içerisinde yıkık binaların üzerinden geçerek hızlıca yol almaya başlamıştı. Fazla uzun sürmeden şehirden ya da şehirden geriye kalanlardan ayrılan Masamune portal açarak Lilith'i gönderdiği yere doğru ilerlemeye başladı. Büyücülükte gittikçe geliştiği için açtığı portalin mesafesi de uzamıştı ve önünde çok uzun bir yolu vardı. Portal ile gidebileceğine güvenen Masamune onları olabildiğince uzağa yollamıştı. O kadar mesafeyi koşmak zorunda kalacağını kim bilebilirdi ki?
Çok uzun bir mesafeyi aralıksız koşan Masamune nefes nefese kalmıştı. Biraz dinlenebilmek için durduktan sonra düşündü. Elka bu 6 gün içinde mutlaka uyanmış olmalıydı. Lilith onu tekrar yatıştırabilmiş miydi acaba? Yoksa biri diğerini mi öldürmüştü? Bunları düşündükçe içindeki tedirginlik daha da artan Masamune daha fazla dinlenmeden koşmaya başladı. Kaynak enerjisi halen çok hızlı hareket ediyordu. Koşu hızı hiç azalmamıştı ama gittiği kadar mesafe ile doğru orantılı olarak yoruluyordu. Bu mesafeyi ne kadar sürede gittiğinin pek önemi yoktu. Sonuçta bacakları aşırı hızlı bir şekilde hareket ediyordu.
Akşama kadar sürekli koşan Masamune yolda birkaç kez daha bacaklarındaki kaynak enerjisini hareketlendirmek zorunda kalmıştı. İlk defa gücüne kızan Masamune oraya zamanıda yetişmeliydi. Eğer Elka bir kez daha o kadar güçlenirse Lilith onu durduramayabilirdi. Hatta büyük ihtimalle durduramayacaktı. Bu durum belki de geçen 6 gün içerisinde gerçekleşmişti ancak yine de Masamune oraya gidebildiği kadar erken gitmeliydi.
İstekleri bu yönde olsa da sonuçta vücudunun bir sınırı vardı ve Masamune şu anda bacaklarını hissedemiyordu. Tir tir titreyen bacakları onu daha fazla taşıyamadı ve Masamune yere düştü. Bacaklarını ne kadar hareket ettirmeye çalışsa da biraz dinlenmeden buna devam edemeyeceğinin farkındaydı. Çok fazla terlemiş ve su kaybetmişti. Ayrıca oldukça acıkmıştı. Şu an yemek yemek istemese de devam edebilmesi için bu gerekliydi.
Elini yüzüğüne atarak bir matara su ve birkaç parça et çıkardı. Boyutsal yüzüğün zaman durdurma etkisi sayesinde yiyecekler bozulmamıştı. Önce mataraya davranan Masamune bir dikişte suyun büyük çoğunluğunu içti ve kalanını da başından aşağı döktü. Bu onu biraz serinletmişti. O hızlı bir şekilde elindeki eti yerken Nugura düşünüyordu.
Acaba bu çocuk çok mu gururlu yoksa çok mu sersem? Ona o kadar şey söyleyip yardımcı olan benden bir teknik istemiyor ve gerizekalı gibi iki şehir arası kadar olan bir mesafeyi koşmaya çalışıyor Eğer isteseydi ona Kara Kapı tekniğini öğretebilirdim. İstediği yere açardı ve saniyeler içinde oraya giderdi. O kız sadece normal enerjinin yapabileceklerini engelledi. Kara enerji teknikleri hala kullanılabilir.. Biliyorum o dostum ve ona yardım etmeliyim. Ama istemeyene bir şey vermezler. Ben seni dost olarak görüp sana yardım ediyorsam senin de beni dostun olarak görüp en azından bana yardımının dokunabileceği bir konu olmasa da yardım istemeni beklerdim. O kızlar umrumda bile değil. Gebermeleri beni pek bağlamaz. Önemsediğim tek hayat seninki. Benim dostun olduğumu gerçekten anladığın zaman sana bir hediyem olacak. Onunla ne yapacağın sana kalmış. Hıhhıhhıhıhhıhhıhhıh.
Ellerini bacaklarına atarak masaj yapmaya başlayan Masamune ağrının çabuk geçmesi için elinden geleni yapıyordu. Eğer ışık elementi kullanabiliyor olsaydı kendine şifa büyüsü yapabilirdi ama kara büyücü olması ve ışık gibi bir elemente herkesin yatkınlığının bulunmaması buna engeldi. Masamune daha yatkınlığı olan bir element bile bulamamıştı. Büyü sözleri her ne kadar elementi harekete geçirebilse de büyüleri olmadan kontrol etmesi imkansızdı.
Aşırı yorgun hisseden Masamune ne kadar dirense de gözlerinin kapanmasına engel olamadı. Yaptığı kara büyünün verdiği yorgunluğa bir de bütün gün koşmanın yorgunluğu eklenince anında uykuya dalmıştı.
Gözlerini aniden açan Masamune gecenin bir yarısı olduğunu fark edince hızlıca ayağa kalktı. Bacakları yeni yeni kendine gelmişti ve bir anda kaybettiği dengesini tekrar sağlamak için biraz uğraşmıştı.
'Lanet olsun uyuya kalmışım!'
Masamune ellerini hemen bacaklarına atarak kaynak enerjisini hareketlendirdi ve koşmaya başladı. Tahminine göre fazla yolu kalmamıştı ve birkaç saat içerisine oraya ulaşabilirdi. Tıpkı düşündüğü gibi 3 saat içinde portal açtığı yere gelen Masamune hızlıca etrafına bakındı. Portali şehirlerin uzağında kalan bir ormana açmıştı. Burası Masamune'nin daha önceden gelirken yaratıklardan arındırdığı bir ortamdı. O an için en güvenli yer burası gibi gelmişti. Sık ağaçlardan görülebildiği kadarıyla ne Lilith ne Elka ne de herhangi bir canlı buralardaydı. Masamune bunu görünce hemen yakınlarındaki ruhlara odaklandı. Yüksek bir ağacın üzerinden biri kararsız birisi ise zayıf iki ruh gücünü hissetmişti. Dengesiz olanın Elka olduğunu anlamıştı ama zayıf olan kimdi? Lilith'in ruh gücünü biliyordu ve o kesinlikle bu kadar zayıf değildi. Yoksa birisi onlara mı saldırmıştı? O zayıf ruh gücü başka birine ait olmalıydı. Birisi onlara zarar vermeye mi çalışmıştı?
İçi öfke ve öldürme isteği ile dolan Masamune ellerini pençe haline getirdi ve buna ek olarak ayaklarından da pençelerin uzamasını sağladı. Ruhların üzerinde bulunduğu ağacın altına gelerek ağaca doğru zıpladı ve pençelerini kullanarak çok hızlı bir şekilde yukarı doğru dört ayak üzerinde koşmaya başladı. Öfkeden dolayı dişleri uzamış ve gözleri irileşip kırmızı bir hal almıştı. Büyük bir hızla ağacın üzerine geldiği zaman geniş dallardan birinde biri uyuyan diğeri ise uyuyanı izleyen iki kız buldu. Kızlardan uyanık olan onu görünce hemen elini yüzüğüne atarak geniş bir kılıç çıkarmıştı. Masamune bu kızı gördüğü zaman pençeleriyle dişleri tekrar kısaldı ve gözleri eski kahverengi haline döndü.
'Lilith.'
Lilith karşısında Masamune'yi görünce bir an şaşırdı ama hemen kendini toplayıp koştu ve Masamune'ye sarıldı. Masamune onun sarılışına karşılık verirken sordu.
'Size birinin saldırdığını düşündüm. Lilith, ruh gücün neden zayıfladı?'
Lilith bir anda kendine yöneltilen bu soru karşısında ne diyeceğini bilemedi. Masamune'ye ruh gücünden feda ettiğini söylemeli miydi? Ama Masamune o zaman artık daha zayıf olduğu için sürekli onu korumak zorunda kalırdı. Bir dahaki sefer böyle bir şeye gerek duyulsa bile ona izin vermezdi. Bu da Masamune'nin ölümüne yol açabilirdi. Buna hiç gerek yoktu.
'Ruh gücüm mü azalmış?'
'Lilith. Bana yalan söylemeyi aklından bile geçirme. Ne hissettiğini anlayabiliyorum.'
Lilith şimdi ne yapacağını bilmiyordu. Masamune'nin pek blöf yapan birisi olmadığını biliyordu. Eğer o anlayabildiğini söylüyorsa bir şekilde anlayabiliyor olmalıydı. Bu durumda ona yalan söyleyemezdi.
'B-Ben... Bir teknik kullanmıştım.'
'Ne tekniği?'
'Lütfen bunu sorma. Ben iyiyim. Geçti gitti.'
'Sana zorla söylettirmek istemiyorum Lilith.'
'Lütfen Masamune.'
Masamune, Lilith'in gözlerine baktı. Bunu onun üzerinde kullanacağı için pek hoşnut değildi. Ama kardeşinin ruh gücünü azaltan şeyi öğrenmeli ve tekrar olmasını engellemeliydi. Ruh avcılığının gücünü kullanarak Lilith'in ruhundaki ona karşı koyan bütün duyguları yok eden Masamune, Lilith'e tekrar sordu.
'Lilith. Ruh gücün neden zayıfladı?'
'Sen ve Elka dövüşürken Elka'yı durdurmak için Nagtuuz'un Bağı isimli bir büyü kullandım. Bu büyü ne olursa olsun Elka'yı baskılayabilecek bir büyü. Ama bedel olarak kullanan kişinin ruh gücünden kalıcı olarak bir parça alıyor.'
'Ne dedin!? Neden böyle bir şey yaptın?'
'Yapmasaydım seni öldürecekti.'
'Lilith...'
Masamune, Lilith'in üzerindeki kontrolünü sona erdirdi. Kendine gelen Lilith başını iki yana salladıktan sonra Masamune'ye bakarak konuştu.
'Sen bunu nasıl yaptın!? Sana sormamanı söylemiştim. Neden bana güvenmiyorsun?'
'Lilith. Bir daha o büyüyü kullanmayacaksın. Bunu söylüyorum ama emin ol onu kullanmamanı sağlayabilirim. Seni seviyorum ve gücünü azaltmana izin vermeyeceğim.'
Lilith daha fazla konuşmanın Masamune'yi kızdıracağını düşündüğü için susmuştu. Lilith'in arkasındaki Elka'yı gören Masamune sordu.
'Hiç uyandı mı?'
'Hayır. Ruh gücündeki dengesizliği gidermediğim sürece uyanmayacaktır.'
'Bu ona acı çektirmiyor mu?'
'Biraz çektiriyor. Ama sen gelmeden uyanırsa bu kez öfkelenemeden onu öldürmem gerekirdi. Onunla konuşmak istediğin için ruh gücünü kararlı hale getirmedim.'
'Hemen ruh gücünü dengele. Bu kadar zaman acı çekmesi biraz fazla.'
'7 gündür yoksun. Senin için çok endişelendim. O kız kimdi?'
'Bunları düşünme şimdi. Sadece biraz yorgun düştüm. Kendime gelince de direk buraya geldim.'
Lilith biraz bozulsa da belli etmemişti. Ama Masamune onun bozulduğunu anlamıştı. Yine de onun Kutsal Işık Tarikatını bilmesi işleri daha karmaşık bir hale getirebilirdi. Masamune, Lilith ve Elka'yı kendinden uzak tutmak zorunda kalacaktı. Kutsal Işık Tarikatı onun izini sürebiliyordu ve şehre geldiği zaman da yenmesi mümkün olmayan birini yollamışlardı. Bu kez şanslı olduğu için yine şehri yıkıp kurtulabilen Masamune bir dahaki sefere bu kadar şanslı olamayabilirdi. Ayrıca artık portal açamayacağı için de onları yanından hızlıca uzaklaştırmak mümkün değildi. Bu durumda onları güvenli bir yere bırakmak en faydalı şey olacaktı.
Lilith, Elka'nın ruh gücünü tekrar kararlı bir hale getirirken Masamune de biraz dinlendi. Öğlene doğru Elka'nın ruh gücü dengelenmişti ve Masamune ile Lilith onun uyanmasını bekliyorlardı. Beklenen anın gelmesi çok uzun sürmemişti.
Elka yavaş yavaş gözlerini açarken Masamune ağaç dalının üzerinde ona bakıyordu. Kendine gelen Elka karşısında Masamune'yi görünce aniden toparlandı ve ayağa kalkamaya çalıştı. O anda bir dalın üzerinde olduğunu fark ettiği zaman artık çok geçti. Ayağı kayan Elka tam düşmeye başlayacakken onu kolundan yakalayan Masamune tekrar yukarı çekti.
'Bırak beni! Sen hala bana dokunabileceğini mi sanıyorsun!?'
Masamune, Elka'nın ona vurmak için uzattığı diğer kolunu da yakaladı ve Elka'nın yüzüne iyice yaklaştıktan sonra konuşmaya başladı.
'Dinle Elka. Cho Hee'nin öyle bir duruma düşmesine neden olan kişi ben değilim.'
'Yalancı! Hala kendi yaptıklarını başkalarının üzerine atmaya çalışıyorsun! O senin yüzünden bir yaratığa dönüştü!'
'Elka! Beni dinle!'
Masamune'nin bağırışıyla bir anlığına susan Elka, Masamune konuşmaya başladığı zaman onu dinliyordu.
'Bunu yapan ben değildim. Benim ustamdı. Beni de kullandı. Böyle bir şey yapacağını bilmiyordum.'
'Sen ona hizmet ediyordun!'
'Kes sesini ve dinle! Senin nasıl şartlarda büyüdüğünü bilmiyorum ama benim küçüklüğüm pek kolay geçmedi. Dantianımı oluşturmayı başaramamıştım ve kimsem olmadan büyüdüm. Yeri geldiğinde hırsızlık yaptım yeri geldiğinde dilendim yeri geldiğinde de ölümüne dayak yedim. Benim hayatım bir mücadaleydi. Bir hayatta kalma mücadelesi... Bir umutla vücudumu geliştirmeye odaklanmıştım. Bu sayede bir savaş okuluna girebileceğimi ve dantian oluşturup güçlenebileceğimi düşünüyordum. Ama her şey düşündüğüm gibi değilmiş. O adam benim dantianımı oluşturdu ve bana diğer herkesten üstün bir güç verdi. Gelişmemi sağladı ve önüne gelen her şeyi yok edebilecek birine dönüştüm. Sen sana bu kadar şey verip seni sefaletten kurtaran kişiye hizmet etmez miydin? Onun emrine uyarak bu krallığa geldim ve savaş okuluna girdim. Oradaki yükselmem de onun emri içindi. Bana krallıkta yükselmemi ve krala yakın olmamı söylemişti. Diğer insanlardan nefret ediyordum. Hiçbirinin hayatı umrumda değildi. Ama sonradan Lilith ile, Nohara ile, seninle ve Cho Hee ile tanıştım. O zaman diğer insanların hayatını da umursamaya başladım. İnsanlardan ne kadar nefret ettiysem de aralarında onlardan ayrı tutulabilecek olan insanların olduğuna inanmaya başladım. Sizleri korumak için yapabileceğim her şeyi terreddüt etmeden yaptım. Bu yaptıklarım ustamın emrine karşı gelmekti. Bana sadece gelişmemi söylemişti ama ben oyalanarak onun emrini arka plana atmış oluyordum. Sonunda yeterince güçlü olmazsam sizi öldüreceğini söylediği zaman bütün dikkatimi güçlenmeye verdim. Bu da sizin içindi. Her şeyi yaptıktan sonra onun beni kullandığını ve sadece kendini düşündüğünü anladım. Ama artık çok geçti. Yapabileceğim bir şey kalmamıştı. Ama o lanet herif kendi ettiğini buldu ve uğrunda yanıp tutuştuğu güç onun ölümü oldu. Bedeni kara enerjiye dönüştü ve dünyaya dağılarak yok oldu. Onun yaptığı şeyin böyle etkileri olacağını bilseydim ona engel olmaya çalışırdım. Çünkü sonradan fark ettiğim bir şey de öfkemin sadece insanlara değil, yalnızlığıma ve çaresizliğime de olduğuydu. Sizler benim yalnızlığımı gidermiştiniz ve hayatımdaki en mutlu olduğum anları yaşatmıştınız. Sizlere zarar gelmesini istemem. Cho Hee'ye nasıl zarar verebilirim? Sizlerin başına bir şey gelmesine nasıl bile bile izin verebilirim? Umarım benim için değerinizi anlamışsındır.'
Elka, Masamune'yi dinlerken gözleri dolmuştu ve içindeki öfke yerini üzüntüyle karışık bir mutluluğa bırakmıştı. Bir yandan üzgündü çünkü kardeşi bildiği Cho Hee artık bir yaratığa dönüşmüştü. Ama diğer yandan da mutluydu çünkü hayatında Cho Hee'den sonra güvendiği ikinci kişinin kardeşinin o hale gelmesini sağlamadığını öğrenmişti. İlk başlarda Masamune'ye inanmasa da bu konuşması onun içindeki şüpheleri yerle bir etmiş ve en başından beri Masamune'ye inanmak isteyen Elka'nın sonunda isteğini gerçekleştirmişti.
Ellerini Masamune'den kurtaran Elka başını Masamune'nin göğsüne dayadı ve ağlamaya başladı. Masamune onun başını iyice göğsüne bastırırken Elka hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ediyordu. Gözyaşları Masamune'nin giysilerini ıslatırken Masamune gözlerini uzaklara dikti. Henüz bilmiyordu ama belki de Cho Hee'yi kurtarmanın bir yolu olabilirdi. Eğer öyle bir yol varsa bunu mutlaka öğrenmeliydi. İnsanların hayatını hiç umursamayan biri olabilirdi ama her kötü adamın bir zaafı vardı. Onun zaafı da ölümüne sevdiği bu dostlarıydı...