Karanlık gün ışıklarını geride bırakarak yerini çok aydınlık olmayan rehavetli gün ışıklarına bırakmıştı. Ağaçlar şafak vaktinde çıkan rüzgâra kendini teslim etmiş oradan oraya savuluyordu. Camlardan içeri sızan uğultu sesleri uykunun derinliklerinden kendisini sıyırdı. Yavaşça başını uyuduğu koltuktan kaldırdı. Bakışları açık olan perdeye kaydı. Önü alabildiğine denizdi görüyordu. Hafifçe doğrularak iç çekti. Bakışlarını Furkan'a kaydırdı. Uyanmış olduğunu gördü. Koltuktan kalktı, battaniyesini ve yastığını dolaba katlayarak toparladı. Merdivenlerden aşağı içerek, mutfağa girdi. Büyük bir tepsiye kahvaltı hazırladı. Son olarak omlet ve bitki çayını tepsiye koyduğunda tutma yerlerinden dikkatlice eline aldı. Yukarı kata ulaştı. Furkan’ın yakınındaki sehpaya koyarak yaklaştırdı. Yiyebilece

