Altay ve her türlü bahis oyunları diye bir başlık vardı altında ise kocaman bir hikâye. Bahisle kazandığı her türlü oyuna kendince bir bağlılığı da vardı. Hipodromlarda dona dona atları tezahür ettik biz onunla birlikte yarışa gittiğimiz birkaç gün sonrası. Kaşındaki yara kapanırken, yeniden karısının yanında geceyi geçirmeye başladığında. Hemen ertesi gündü gerçi, pek de ayrı kalabildiklerini söyleyemeyeceğim. Moskova yolculuğundan üç gün kadar önceydi. Bir kupona yatırılmaması gereken ciddi paralar yatırmış hop oturup hop kalkarken kuponun akıbetinin telaşına ve heyecanına beni de düşürmüştü. Bir tanesini benim şansıma, bir tanesini Duru’nun şansına, bir tanesini atlardan birinin şansına… Kimsenin şansının yaver gittiği yoktu o gün. Atlara bir kamyon dolusu sövdük, sövdük yani, at deyip

