Aykut gideli yaklaşık iki gün olmuştu. Onu şimdiden özlemiştim. Geceleri uyku uyuyamıyordum. Aklıma hep onunla geçirdiğim geceler ve onun kollarında uyuduğum uykular geliyordu. Onun tenini, onun sıcağını, teninin kokusunu arıyordum. Kollarının sarışında tarif edemediğim bir şey vardı, daha önce hiç kimse bana öyle sarılmamıştı. Onunla ilgili her şeyi gözüm arıyordu, kavgalarımızı bile… Onunla didişmeyi ve yanlış anlamalarımla onu çileden çıkarmayı iki günde bile özlemiştim. Salı günü geldiğinde, akşam yemeği için Aykut’un annesinin yanına, Dilek teyzelere gittim. Giderken eli boş gitmemek için bir pastaneden tatlı aldım. Aykut’un bana bıraktığı arabayı evlerinin önüne gelince park ettim ve tatlıyı alıp apartmanın önüne gittim. Zili çaldım ve açılan kapıdan içeri girip merdivenleri çıktım.

