Ayağı tökezleyip de çimlere düşmüş yavru ceylan gibi, yatağa yapışmıştım. Karşımda da avına usul usul yaklaşan bir sırtlan vardı resmen. Gerçekten de bir sırtlan ifadesi vardı yüzünde. Bir dizini kalçamın yanına denk gelecek şekilde yatağa bastırdı, diğerini de iki dizimin arasına denk gelecek şekilde bacaklarımın arasına yerleştirdi. Sol elini, omzumun yanına denk getirdi. Yüzündeki o sinsi sırıtma genişlerken elini iç çamaşırımın bel kısmına getirip çekiştirdi. Bu sırada da arsızca konuşmaya başladı. ‘’Senin ne kadar renkli bir iç çamaşırı koleksiyonun var böyle? Hepsini tek tek keşfetmek istiyorum.’’ İç çamaşırımı bırakıp, elini tişörtün içinden, tenimde kaydırmaya başladı ve çıplak göğsümü avuçladığı sırada dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdı. ‘’Bir insan tek seferde müptela olabili

