Aila penceresinden güneşin batışını izlerken, hala kaleye dönmeyen abisini düşünüyordu. Eppie’den öğrendiği kadarıyla rahibenin yaşadığı manastır çok uzak değildi. Yine de onun için endişelenmeden duramıyordu. Son birkaç gündür Andreas tıpkı bir ölü gibiydi. Adeta tükenmişti. Yorgun bedeni at üzerinde uzun sürecek bir yolculuğa nasıl dayanmıştı? Olivia ile aralarında olanlardan sonra, ona kızdığı hatta öfke duyduğu zamanlar olsa da hayatındaki tek yakını olan abisini kaybetmekten her zaman ölesiye korkmuştu. Olivia’ya kin duymasının sebebi, onu öldürmeye çalışmasıydı. Oysa genç kız, abisini ne kadar sevdiğini çok iyi biliyordu. Andreas ölseydi hayatta bir başına, çaresiz kalır, belki de kendisi de ölmeyi seçerdi. Bu acıyı kaldırabilecek güçlü bir yapıya sahip değildi. Aklına Olivia’nın y

