Belle
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?" kadının uzaklaşmasının ardından karşımda duran kurt bozuntusuna bütün gücümle bağırdım.
"Belle sakin ol!" içimde bilinmeyen bir enerji patlamasıyla daha çok sinir oldum!
"Sakin olmamı bekleme benden!" daha fazla hakim olamadığım enerji bütün bedenimi ele geçirdi!
"Bunu sen mi yaptın?" içinde bulunduğumuz uçak şiddetle sarsılırken etrafımızdaki insanlar korku içinde çığlıklar atıyordu.
"Tamam kendine hakim olman lazım!" hala içimde bitmek bilmeyen enerji beni serbest bırakmıyordu! Şuan tek odağım bu uçağı o sarı kafanın üzerine düşermek!
Ben içimde ki güçlere karşı koymaya çalışırken karşımda konuşan Jax'ın sesini anlamıyordum. Ellerimin oluşturduğu elektrik hissi ile bedenim tutulmuş gibi dona kalmıştım.
Yaptıklarımı hayretler içinde izlerken Jax'ın birden dudaklarıma kapanmasıyla bedenimi saran enerji yavaş yavaş terk etmeye başladı!
Öpüşmenin verdiği rahatlık ve zevkle odağım değişti ama şuan bambaşka hislerle savaşıyorum!
"Ben nasıl yaptım bunu?" dudaklarımı esaretinden kurtarıp sordum. Dışardan nefes nefese kalmış bir insan gibi görünüyordum ama zihin bağlantısından gayet sakin sordum!
"Bende bilmiyorum, nasıl hissediyorsun kendini?"
"İçimde sanki bitmek bilmeyen bir elektirik akımı varmış gibi!" ellerimi havaya kaldırıp incelemeye başladım.
"Tamam bunları uçaktan inince konuşuruz. Hadi yerimize geçelim!" elimi tutmasına izin vermeden koltuğuma yöneldim. Her ne kadar şuan şaşkınlıktan ölsemde bu olanları görmezden gelecek değilim.
"Kes şunu!" koltuğu oturduğumdan beri yanımda mırıldanan kurtla hem daha çok sinir oluyorum hemde mayışıyorum!
"Neden seni rahatlatmıyor mu likanım?" şuan görmek istediğim son şey kurt bozuntusunun orman gözleri!
"Beni daha çok sinir ediyor!" yüzüne bakmadan cevap verdim. Eğer bu mırıldanma devam ederken gözlerine bakarsam kendime hakim olamam!
"Peki sen nasıl istersen." mırıldanmayı bırakıp sustu. Şuan bana temasta bulunmadığı için daha sağlıklı düşünebiliyorum.
Benim bu adamın kıskacından kurtulmam lazım ama nasıl?
Uçak sonunda piste yanaşıp indiğinde çıkmak için toparlanmaya başladım. Kalabalık arasında gözden kaybolma şansım daha yüksek.
"Aklından geçenleri biliyorum. Boşuna uğraşma benden kaçamazsın!" Ben daha kafamda plan kurarken yanımdaki kurtun aklımı okuduğunu unutmuştum!
"Emin ol istesem beni hiç bir şekilde bulamazsın!" içinde bulunduğum çaresizlik beni zayıflatsada bunu asla göstermeye niyetim yok!
"Belle şunu bilmen lazım! Biz eşiz, yani demem o ki benden ayrı kaldığın an yaran acıyacak, kendini kötü hisedeceksin ve bunu yaşamanı istemiyorum!"
"Beni işaretlediğin zamandan beri senden yeterince uzağım, ben herhangi bir acı hissetmedim!" beni yanında tutmak için bu kadar basit bir bahane sunmasını beklemiyordum!
"O sadece benim seni eşim olarak istediğim zamandı! Ama şimdi sende beni eşin olarak kabul ettin ve işaretledin. Yani benden uzak kaldığın her dakika yaran seni mahvedecek!" konuşan kurt kendinden gayet emin görünüyordu. Ne kadar canım acıyabilirki?
İnsanların çoğu uçaktan inmişti. Herhalde son kalan kişiler biziz. Sırt çantamı alıp çıkış kapısına doğru yürüdüm. Arkamdan gelirken gözlerinin bedenimde dolaştığını hisediyorum.
Verdiğim valizleri alınca sonunda düşündüklerimi yapmak için bana yeterince zaman kazandırmıştı. Yanımda duran Jax'ın hala valizi gelmemişti.
"Gideceğimiz yere taksi ile mi gidecez, yoksa bizi karşılayan birileri olacakmı?" hala valiz asansörün yanında beklerken planımı devreye sokmak için anı bekliyorum.
"Grasyon yani betam gelip bizi alacak. Hatta gelmiş olmalıdır!"
"Ben bir lavoboyu kullanacağım. Dış kapıda buluşuruz!" bana tepki vermesini beklemeden valizimle lavobonun olduğu koridora doğru yürüdüm.
İçeri girer girmez Casandra ile ortak kulandığımız kıyafetlerle üstümü değiştirdim. Böylece beni kokumdan asla tanıyamaz! Saçlarımı beni saklayacak şekilde toplayınca çantamda bulunan şapka ve gözlüğü taktım.
Lavobonun kapısında dışarı baktığımda kapıda kimse görünmüyordu. Ne kadar kendimi rahatlatmaya çalışsamda şuan heycan ve anı anda hissettiğim korkunun beni ele geçirmesine izin veremezdim!
Dış kapıya kadar gayet tedbirli ve sakin bir şekilde geldim. Dış kapının hemen yüz metre ilerisinde kurt bozuntusu arabaya yaslanmış bir şekilde bekliyordu. Benden tarafa bakınca hiç kendimi bozmadan diğer tarafa doğru yürüdüm!
Nedense içimden beni tanıdığına eminim! Şuan arkama bakmak gibi bir lüksüm yoktu! Valizimi beni belli etmemesi için içerde bırkamak zorunda kalmıştım. Ayrıca nerden tanıyabilir ki? Ben bile kendimi bu halde tanıyamam!
Havalimanından uzaklaştıkça bedenimde hafif hafif acılar başladı. Kurt doğruyu söylüyor olamaz değil mi? Bi yerden sonra hissettiğim acıya artık karşı koyabilecek durumda değildim!
Olduğum yerde yere çöküp sakinleşmeye çalıştım ama şuan içimdeki ruh eşini istiyordu! Gözlerimi kapatıp beni öptüğü anı düşündükçe burnuma gelen kokusuyla özlem duyum ve hissetdiğim acı dahada arttı!
Elimi yarama dokundurup kokusunu almak istedim ama acı içinde kıvranırken bunun beni sakinleştireceğinden pekde emin değilim!
"Geldim eşim geldim!" ben daha tarif olmayan acı ile kıvranırken arkamdam bir çift kol hissettim!
"Dokunma bana! Bunların hepsi senin yüzünden!" bedenim ve ruhum ne kadar acı içinde kıvransada beynim hala kendindeydi!
"Belle yapma böyle sana iyi gelmem izin ver!" aldığım kokusu ve bedenime dokunan elleri sayesinde acım biraz dinmişti ama kararımdan vazgeçmeyeceğim!
"İstemiyorum bırak beni! Uzak dur benden!" yerden zorda olsa ayağa kalkıp uzaklaşmayı hedefledim. İki adım atmıştım ki koluma sarılan bir kolla yerimde durmak zorunda kaldım!
"İstesende istemesende benden kaçamazsın!" içimde tuttuğum sinir bana yeniden karşı koyamadığım gücü hisetdirince bu sefer kurt bozuntusunu fırlatmayı düşündüm. Beynimi kitleyip tek hedefime odaklandım.
"Boşuna deneme bana birşey yapamazsın!" tüm odağımı toplayıp bütün gücümle kolumu tutan kurt adamı fırlatmayı düşündüm. Etrafta esen rüzgar hızını arttırdıkça gözlerimi açmakta bile zorlanıyordum.
"Alfaaa!" kolumu tutan kurt havada metrelerce savrulup ormanlık alana doğru düştü. Arkamda ne zaman geldiğini bilmediğim bir adam bağırınca bütün odağımı kaybettim ve esen rüzgar dindi.
"Sen bunu nasıl yaparsın Luna?" yanıma yaklaşan deve boyunda olan adamdan korkmadım değil! Bir an üzerindeki elbiseleri parçalamaya başladı!
"Ne yaptığını zannediyorsun sen?" kafamı ormana doğru çevirip sinirle soludum. Karşımda ki tanımadığım adamdan bir cevap bekliyordum ama duyduğum ses sadece cam kırılması gibi bir şeydi.
Kafamı tekrar yabancı adama doğru çevirdiğimde hiç beklemediğim bir şeyle karşılaştım!
"Sen nasıl?" karşımda bir insan değil nerdeyse devasa boyutunda bir kurt duruyordu. Altın sarısı kürkün içinde sadece gözleri simsiyahtı!
"Burada kal Luna!" ben daha kurtu korku dolu gözlerle izlerken iki ayağının üzerine yükselip ulumaya başladı. Kulaklarımı korku ile kapatıp başıma gelecek olanlardan bi haber beklemeye başladım.
Bedenim ve beynim yaşadığım anın korkusuyla kendilerini kapatmış gibiydi. Kurt yanımdan rüzgar hızıyla uzaklaşıp ormanlık alana girdi. Göz yaşlarım benden bağımsız akmaya başladığında burdan kaçmam gerektiğini anladım!
Bedenimin kontrollü ele almam gerekiyordu! Burada durmaya devam edersem başıma neler geleceğine dair hiçbir fikrim yok! Ayaklarımı adım atmak için oynattığım an rüzgar esti. Gözüme kaçan tozlar nedeniyle önümü görmekte zornalıyordum!
Yanımda bir nefes hisettiğimde burnumu koku almak için zorladım. Esen rüzgar nedeniyle yükselen toprak kokusunun içinde Jax'ın kokusu yoktu ama kendini belli eden bir kan kokusu alıyordum!
"Görüşmeyeli nasılsın Luna?" bu ses! Zihnimi etkisi altına alan bu sesle hareket etme yetimi kaybettim!
"Ne istiyorsun benden?" Bütün bedenimin kontrollünü kaybetmiş sadece ayakta durabiliyordum! Adım atmak istesemde yapamıyordum! İçimde yeni öğrendiğim güçlerimi kullanmak istesemde gücümü toplayamıyorum!
"Boşuna kendini zorlama Luna şuan güçlerin benim elimde!"...
AÇIKLAMA ( BÖLÜMLE İLGİLİ DEĞİLDİR!)
Arkadaşlar ayın 12 sinde yani buraya attığım son bölümden saatler sonra kuzenimin vefat haberini aldık. Benim kardeşim yok evin en küçüğüyüm ve rahmetli olan kuzenim benim olmayan kardeşim gibiydi. Yaşadığım zor anlar nedeniyle kendimi toparlamak için zamana ihtiyacım vardı. Biliyorum bölüm bekliyorsunuz ama bazen planladığımız hayat bize kötü sürprizler yapabiliyor!
Allah'tan gelen herşeye razıyız ama bizi kahreden ölüm şekli! Ölüm herkesin başına geliyor herkes bu acıyı yaşıyor ama ben daha 21 yaşında 3 aylık evli kardeşimi paramparça bir bedenle toprağa verdim. Yüzünü son kez görmek bile nasip olmadı. Sevdikleriniz yanındayken onlara sarılın çünkü bugün varlar yarın yoklar.