CECİLİA
Sabaha kadar onun yanındaydık. Ara ara uyanıp tekrardan uyumuştu. Bende kendimi çok halsiz ve yorgun hissediyordum. Monica'nın tiz sesini duydum
"Cecilia"
Narissa hemen ayaklandı.
"Tanrıya şükür. Nasılsın?"
"İyi misin?"
"Karnım çok acıyor." Gülümsedi bunu söylerken.
"Lanet olası hançeri karnına sapladın delirdin mi?"
"Aptalcaydı biliyorum ama iyi ki yaptım çok mutluydum"
"Ne?"
"Saraydaydık annem babam hepsi vardı kendi sarayımızdaydık. Öptüm onları doya doya kokladım. Yatağımda yattım. Bahçemizde gezdim eskisi gibiydi."
Ona sarıldım. Gözlerim doldu bizim çok güzel bir hayatımız vardı şimdi ise içler acısı. Bizden çaldıkları bu hayatı hatırladıkça deli oluyorum.
"Sarayımıza gidelim her şeyi yeniden kurabiliriz. William o bize yardım eder."
"Buradan çıkış yok. William söyledi işte gelemem dedi.”
Vardı istersek olurdu Cecilia böyle söyleyince daha çok üzüldüm halimize. Henry geldi o sırada Monica'yı uyanmış görünce sevindi.
"Monica iyi misin?"
"İyiyim."
"Tanrı'ya şükürler olsun uyanmana sevindim."
"Sağolun."
"Ağrın var mı? Bir şeye ihtiyacın."
"Yok. Teşekkürler."
"Bir daha böyle aptalca şeyler yapma Monica."
Monica cevap vermedi. Görmezden gelmeyi tercih etti onu. Tavırlıydı. Şaşkındım sırf onunla olmamak için kendini hançerledi ben bile bu kadar cesaretli olamadım kendimi Norman’ın kollarına attım.
"Su verir misin Cecilia?"
Ayağa kalktım. Ona su verecektim ama gözlerim karardı. Henry'nin omuzlarından tuttum
"Neyin var?"
Henry'nin görüntüsü belirsizleşti ve biranda her şey dahada karardı ve Henry'nin kollarına düştüm.
HENRY
Kollarıma düştü. Bu kardeşlerin nesi vardı? Sırayla başlarına bir şey geliyordu. Hemen yatağa yatırdım. Bu ne sırayla patır patır dökülüyor bunlar. Birisi kazayla elimizde kalmasın da. Narissa ayaklanladı.
"Doktoooor."
"Bayıldı ilgilenin. Birileride Maria'yı çağırsın."
Her başım sıkıştığında Maria yapacak bir şey buluyordu nasılsa. Maria ve Norman geldi. Norman endişeli bir tavırla.
"Cecilia bayılmış."
"Evet"
"Hiçbir şey yemedi zindandaydı ondan."
Maria haklıydı. Zindandan çıktığından beri inat edip yemedi. Doktor ayaklandı.
"Prensesim aslında ondan değil."
"Ne?"
"Cecilia hamile."
Norman şaşkınlıktan
"Ne?" deyiverdi.
"Tanrı size ikinci kez hediye veriyor."
Maria şaşırmıştı odadaki herkesin şaşırdığına eminim. Bu manyak kız hamile mi? Bunun hamile olması demek sarayın başımıza yıkılacağının habercisiydi. Sevgili Norman tohumlarını etrafa fütursuzca yayıyordu. Bu yaşta genç bir prensin bu kadar metresi olması ve hamile olmaları çok akıl karı değildi.
"Cecilia hamile mi?"
Narissa öfkeyle.
"Lanet olsun. Şimdi yandık.”
"Teyze olmaya hazır değilim ki."
Narissa alay eder gibi cümle kuran Monica'ya sinirlendi.
"Lanet olsun Monica tek derdin teyzelik mi Cecilia hamile!
"Aman Tanrım. Burayı başımıza yıkar."
"Gözün aydın sevgili kardeşim."
Tebriğim o an çok sevindirmedi bile. Az sonra olacaklar burada büyük bir yankı uyandıracaktı. Cecilia gözlerini açtı. Gülümsedim. Kızlara döndüm sonra Norman'a
"Cecilia'nın duyunca tekrardan bayılacağı haberi kim vermek ister?"
Norman kaşlarını çattı.
"Kapa çeneni Henry"
Narissa bu kutsal görevi üstlendi.
"Tamam ben söylerim."
Cecilia anlamsızca kızlara bakıyordu.
"Neler oluyor?"
Narissa adeta kızı daha da öldürmek istercesine.
"Hayatım buradan kurtulmamız gittikçe imkansızlaşıyor."
Cecilia bize baktı sonra kardeşine gözlerini devirdi.
"Evet. Farkındayım.
"Bizler prensesiz ve şuanda burada gördüğümüz muamelede kölelik"
"Bunları boşversene." Bize bakarak
"Zalim Stanleyler yüzünden bulunduğumuz hal içler acısı. Monica ile ilgilenelim biz. Elbet kurtulacağız söz veriyorum."
"Ben iyiyim gerçekten beni düşünme sen."
"Cecilia biliyorum çılgına döneceksin ama duyman gerek"
"Ne?Yoksa Stanleyler bize acıdı da serbest mi bırakıyorlar?
"Öyle bir şey değil."
"Hadi ama söylesene."
"Hamilesin."
"Ne?"
"Bebek geliyor?"
Şaşırdı anlamak istemedi.
"Bebek mi kimin? Maria hamile mi yoksa tebrikler."
"Kes şunu ben değilim sen hamilesin."
Cecilia kahkaha atmaya başladı. Normana yaklaştım
"Seçtiğin kız gerçekten sıyırmış korkmaya başladım bu kızdan"
"Kızlar duydunuz mu hamilesin dedi Tanrım buraya geldiğimden beri ilk kez gülüyorum. Ne komik şaka. Tanrı korusun."
Monica hafifçe doğruldu.
"Tatlım şaka değil yalnız."
Doktor Cecilia’nın yanına gitti.
"Hamilesin canım. Çok daha dikkatli olman ve beslenmen gerekir."
Cecilia'nın yüzü düştü bize baktı sonra öylece duraksadı ardından
"Hayır. Hayır. Olamaz."
Ayağa kalktı ve bağırmaya devam etti.
"Annemin babamın katilinin çocuğunu doğurmayacağım. Asla istemiyorum hayatımı mahveden Stanleylere varis vermeyeceğim. İmparatorluğumuzu yıkan kimseye merhamet etmeyeceğim.”
"Biraz sakin olur musun? Seninle evlenmediğim sürece varis olmayacak zaten. Benim çocuğum olacak ama."
"Hah birde metresin olacağım öyle mi? Ne olacak peki ben bu çocuğu doğurduğumda senin evlendiğin kadından olan çocuk el üstünde tutulurken benimki piç muamelesi görecek. Asla ama asla Kabul etmiyorum. Bir prenses olarak piç doğurmadığım kalmıştı. Hayııır. Aslaaaaaaaaaa.”
Cecilia çıldırmış gibiydi ağlıyordu. Prensliğim boyunca bu sarayda hamileyim diye ağlayan kız hiç görmemiştim.
"O benim çocuğum ona zarar verdirtmem."
"Sen kapa çeneni senin zaten bir bebeğin olacak bu senin bebeğin değil!"
Maria kaşlarını çattı.
"Ne saçmalıyorsun?"
"Bu. Bu bebek William'ın onun bebeği. Ben ondan hamile değilim. Aslında saraya geldiğimde hamileydim zaten."
Narissa:
"Ne?"
Monica şaşkınlıkla
"Seviştiğinize inanamıyorum. Cecilia kuralları biliyorsun nasıl yaptın?"
"Kuralların canı cehenneme. William'a aşıktım ve oldu."
"Şaka mı bu?"
Norman'a döndüm dediği gibiyse büyük fiyaskoydu. Bu kızın yaşaması imkansızdı. Prens metresi bile olamaz bu şekilde.
"Norman."
"Yalan söylüyor. Yalan."
"Hayır. Doğru söylüyorum."
"Öncelikle her prenses bakiredir evlenene kadar! Sen bunu zaten biliyorsun. Bu önemli bir kuraldır."
"Ben değildim."
"Bakireydin Cecilia başka yalan bulamadın mı o gece benim yatağımda ilk kez bana ait oldun ve bakireydin. Herkesi kandırabilirsin peki ya beni? Yani ispatı olan bir şey için yalan söyleyecek kadar delirdin mi?”
"Lanet olsun. İstemiyorum bebeği asla doğurmam aslaaaa."
Maria onu umursamazca
"Senin fikrinin önemi yok"
"Nasıl yok benim karnımda yaşıyor. Çok meraklıysan sen doğur."
"Haddini aşma"
"Cecilia lütfen sakin ol."
Monica'yı onaylar tavırda atıldım
"Bencede işe iyi yönlerinden bak."
"Ne iyi yönü midemi bulandıran adamın çocuğunu doğurmam söz konusu ne iyi yanından bahsediyorsunuz siz? Ailemin katiline bebek vereceğim öyle mi?"
"Sakin ol bebekte zarar görecek."
Hiddetle Narissa'ya döndü.
"Delirdin mi? Bebek umurumda mı sanki?"
Norman öfkelendi
"Bu kadar yeter."
"Delireceğim gerçekten"
O sıra hizmetkarlar içeri girdi yemek getirmişti tepsiyi Monica'nın başucuna bırakıp gitti. Cecilia tepsiye baktığı an anlamıştım aklından geçeni ama
"Sakın tahmin ettiğim şeyi yapma." Dedim ki Cecilia bıçağı aldı eline
"Üzgünüm Henry."
Norman ona bir adım attı.
"Cecilia saçmalama."
Bıçağı boğazına dayadı. Maria öfkeyle bağırdı ona.
"Bunu yapamazsın. Kafayı mı yediniz siz be kendinizi doğruyorsunuz sırasıyla. İndir şu bıçağı. Hemen. Leydi olduğunu söyleyip duruyorsun ona göre davran o zaman derhal kes şunu.”
Monica ağlak tavırla.
"Cecilia hayır"
"Harika kardeşlerim sırayla intihar ediyor. Siz beni delirtmek mi istiyorsunuz? Yüce İsa!"
"Özür dilerim kızlar ama Stanley'den çocuk doğuracağıma ölürüm daha iyi. Elveda"
NORMAN
Kendini öldürecekti. Bu kız ciddi manada deliydi. Benim çocuğumu doğurmamak için kendini öldürecekti. Bu kadar mı nefret ediyordu. Yaşamaktan vazgeçecek kadar…
"Yaklaşmayın. Defolun."
Hala ağlıyordu. Bir delilik yapmasından korkuyordum. O an arkadan yavaşca Narissa yaklaştı. Cecilia'nın üstüne atladı ve bıçağı aldı. Monica rahat bir nefes vererek.
"Tanrı'ya şükür."
Cecilia Narissa'nın kendini kurtarmasından memnuniyetsiz bir halde.
"Narissa ne yapıyorsun? Delirdin mi?"
"Ölüp bizi terk etmendense bu nefret ettiğin adamın çocuğunu doğur daha iyi"
"Görürüsünüz öldüreceğim kendimi. Eninde sonunda"
Yanına gidip kolundan tuttum. Kendime doğru çektim.
"Artık bu imkansız çünkü benimle kalacaksın. Her dakika başında olacağım.
Suratını büzüştürdü benimle kalma fikri midesini bulandırmış gibiydi.
"Asla."
Yanına gittim Kollarından tutup omzuma attım. Onun fikri önemli değildi o çocuk doğacaktı.
"Bırak beni barbar zalim adam."
Odama çıkardım onu. Yanıma geldi öfkeyle tıslamaya başladı. Ağlıyor ve aynı zamanda bana bağırıyordu.
"Bu odada kalmak istemiyorum bıraksana"
"Bebeğe zarar veremezsin"
"İstemiyorum bebeği."
"Buna sen karar veremezsin?"
"Öyle mi o halde sen doğur benim yerime."
Kahkaha attım bu kızın bu lafları başkası etse gözünün yaşına bakmam ama onunla kavga bile eğlenceli.
"Komik değil. Kes şunu!"
Bana göre komikti. Bu dağ keçisinin yaptığı her şey oldukça komikti. Odaya yemek geldi. Yemesi gerekiyordu.
"Hadi Cecilia yemen lazım"
"Yemek istemiyorum"
"Sinirleniyorum ama"
"Umurumda değil."
Baş belası kız. Sınırını öyle çok zorluyordu ki
"Canımı sıkıyorsun Cecilia"
"Öyle mi hadi bana vursana."
"Ne?"
"Lanet bir kızım kurallara uymuyorum zindana atılmayı hak ediyorum"
"İstediğin kadar kışkırt artık zindan bu oda. Benim odam yeni zindanın."
"Nefret ediyorum bu saraydakilerden" dedi tekrardan ağlamaya başladı.
Yatağa yatmış ağlıyordu. Yarım saate yakın ağladıktan sonra uyuyup kaldı
MONİCA
Ağrılarım vardı ama kendi odama çıkmıştım. Bana ait olan bir oda vardı en azından. İlaç vermişti doktor onları kullanmaya başlamıştım. Kızlar hepsi geldi geçmiş olsun dedi o sırada Isabella geldi.
Isabella yüzsüz gibi geldi yanıma.
"Geçmiş olsun"
Öfkeyle yüzüne baktım cevap vermedim ama o devam etti. Tabi olup bitenden haberi yoktu.
"Cecilia'nız zindandan çıkmadı galiba"
Narissa tüm nefreti ile.
"Sanane."
Ben canını sıkmak istiyordum onun o bizimkini sıkmıştı.
"Çıktı."
"Öyle mi nerede?"
Narissa aynı tavırla yine girdi araya.
"Sanane neden soruyorsun?"
Ben ise aynı gıcıklıkla devam ettim.
"Ah tatlım haberi duymadın mı?"
"Ne haberi?"
"O hamile ve Prens Norman onu kendi odasına aldı artık orada kalacak karı koca gibi yani. Bunun anlamını biliyorsundur."
"Ne! Şaka mı?"
Narissa alaycı tavırla cevap Verdi.
"Şaka yapıyor gibi miyiz ah ne kadarda üzüldü rakip geliyor diye birde senin çocuğun kız olur Cecilia erkek doğurursa ve nikah kıyılan eş Cecilia olursa senin de bebeğinin de bir hükmü olmayacak. Belki sadece prens metresi olursun ha?"
"Kapa çeneni" dedi ve çıktı. Öfkesi yüzüne yansımıştı. Sıra ondaydı biz çok üzüldük birazda o üzülsün.
NORMAN
Cecilia halen uyuyordu. Zar zor sakinleşip uykuya dalabilmişti. Kapı çaldı.
"Gel."
Isabella içeriye girdi önümde eğildi Cecilia'yı yatakta görünce şaşırdı
"Bu kızın burada ne işi var?"
Ne zamandan beri bana hesap sorma cürretinde buluyordu bu kendini.
"Sana mı soracağım Isabella?"
"Bebeğimizi öldürmeye çalıştı lordum."
"Zindanda çıkardım hamile ve benim yanımda kalacak"
"Neden?"
"Sen kimsin karşıma geçmiş bana hesap soruyorsun. Çık dışarıya."
"Onunla mı evleneceksiniz? Resmi çocuğunuzu onunki mi kabul edeceksiniz?"
Doğacak olan her iki çocukta benim çocuğum olacaktı kraliyet kurallarının ne dediğinin önemi yoktu. İkisini de Tanrı'nın huzurunda çocuğum olarak kabul edip vaftiz törenlerini yapacaktım.
"Sen benim kararlarımı sorgulayamazsın. Çık dışarıya."
Gözleri dolmuştu selam verdi arkasını döndü ve çıktı. Cecilia'nın yanına uzandım. Melek gibi uyuyordu. Tanrım bir kız hem şeytan olup hemde bu kadar masum olamaz herhalde. Yüzüne dokundum biraz kıpırdandı gülümsedim gözlerimi kapadım ve uyudum. Gözlerimi açtığımda Cecilia yatakta yoktu. Telaşlandım etrafa bakındım yok terasta olduğunu fark ettim ne yapıyordu yoksa atlayacak mıydı? Hemen koştum.
"Cecilia ne yapıyorsun?"
Ben aniden gidince korktu.
"Etrafa bakıyor hava alıyordum bu da mı yasak?"
"Hayır tabiki. Ben korktum senin için"
"Korkma benim için endişelenme."
"Aptallık etme istersen prenses olursun"
Gözlerime baktı.
"Anne ve babamın cesedi sarayımızda. Gömülmediler bile. Tanrı seni ve aileni hiç affetmeyecek. Senin gelinin olmayacağım. Ben senin hiçbir şeyinim Norman Stanley."
"Cecilia..."
"Gitmek istiyorum bu odadan"
"Hayır."
"Kardeşlerimi özledim."
"Gelirler buraya."
Biranda öfke ile bağırmaya başladı.
"Onlar o harabe yerde bensiz nasıl üzülüyorlardır haberin var mı? Monica yeni iyileşti o iğrenç yerde daha da hasta olacak. Ben burada prens odasındayken onların o sefalet yerde olmasına razı gelmem."
"Bak sandığın kadar zalim değiliz Henry Monica için özel oda açtırdı bu katta odası."
"Narissa?"
"Maria Darly ile konuştu ve ona da oda açıldı. Kurallara uyduğunuz sürece sen ve kardeşlerin her zaman iyi muamele görür."
Bana doğru yaklaştı gülümsedi.
"Biz bunlardan iyisine sahiptik şimdi küçük çocuk kandırır gibi kandırmayın bizi. Teşekkür bekleme.”
"Neye inanmak istiyorsan inan tamam."
Saçlarını savurarak içeriye girdi. Derin bir of çektikten sonra yatağın üstüne oturdu. Küçük bir kız çocuğu edasıyla kendi kendine mimikler yaptı ve sonra
"Anlamıyorum."
"Neyi?"
"Babamı öldürdün. Bizi kaçırdın, hazineleri aldın ne oldu?
"Sizin topraklarınızda bizim oldu. Artık İskoçya'yı da biz yönetiyoruz."
"Barbarca kazanılan zaferler" dedi ve omuz silkti.
"Bize alıştı artık Katchin İmparatorluğu bize ait.
Cecilia öfkeyle gözlerime baktı "Ne büyük başarı aferin sana."
“İskoçya’yı özlüyorsun biliyorum.”
“Edinburgh muhteşem bir yerdi. Sarayımız çok görkemliydi biz mutlu bir kraliyettik.”
Cevap vermedim o ise bana yakınmaya devam etti o esnada kapı tıklandı
"Gel."
Monica ve Narissa girdi içeriye önümde eğildiler. Cecilia koşarak onların yanına gitti sarıldı. Monica hala yaralı olmanın etkisi ile.
"Ah yavaş. Canım yandı"
"Özür dilerim tatlım."
Onlar kız kıza konuşurken odamın kapısı açıldı Henry ve Darly geldi. Telaşlı gibiydiler.
"Neler oluyor?"
Henry gülümsedi.
"Annemle babam dönüyor."
Cecilia merakla atladı.
“Kral ve Kraliçe neredeydi ki?"
"İmparatorluk ziyaretlerindeydiler. Yarın akşam burada olunacak. Leonardo da gelecek."
Cecilia Darly'e döndü muhabbet etmeyi benimle sevmiyor ama başkaları ile etmeye bayılıyor.
"Leonardo kimdi?"
"Maria'nın biricik prensi."
Narissa gülümsedi.
"Yarın kutlama var yani?"
"Yarın çok büyük kutlama var hem de"
Monica Henry'e döndü
"Oda için teşekkür ederim lordum."
"Rahat etmişsindir umarım."
"Teşekkürler." Dedi 3 de nefret ediyordu bizden bir kaşık suda boğarlardı ama mecburiyetten katlanıyorlardı. Yalancı kibarlıklar ve gülümsemeler.
Ben annem ve babam geldiğinde her şeyin dört dörtlük olmasını istiyordum. Henry'e döndüm.
"Yarın için her şey kusursuz olmalı."
"Maria şimdiden başladı bile."
"Tahmin edebiliyorum."
Cecilia fısıltı ile konuşsa da duyuyorduk kızlara döndü
"Demek Kral ve Kraliçe gelecek. Yaşasın!"
Neye seviniyordu anlamış değilim. Kral ve kraliçenin dönmüş olmasının ona faydası yoktu.
Cecilia biranda "Tanrım" diye bağırdı kafamı çevirdim. Korktuk bu ani çıkışına.
"Ne oluyor?"
"2 gündür bir şey yemedim bebek belki ölmüştür hı ne dersin?"
Öfkeyle gözlerine baktım. Hizmetkârlara emir verdim yemek getirdiler. O bebek ölmeyecekti. Doğacaktı. Ne yaparsa yapsın yaban gülünün değil benim dediğim olacaktı.
"Yemek istemiyorum."
Henry öfkeli tavırla döndü Cecilia'ya
"Sen gerçekten fazlası ile şımarıksın Cecilia."
"Ben."
"Ağzını açıp bana cevap verme bana saygı duymak zorundasın. Norman kadar sana hassas ve iyi davranmak zorunda değilim şuanda olabilecek en iyi haldesiniz bizim sarayımıza köle olmanıza rağmen bence bu olanaklar için şükredip yemeğini yemelisin. Hemen!"
Cecilia ne diyeceğini bilemedi. Yaklaştı ve yemeğini yemeğe başladı. Bu kız iyi dilden anlamıyordu demek ki. Narissa ve Monica izin isteyerek çıktılar. Biraz durduktan sonra Henry ve Darly'de gitti. Cecilia yemeğini bitirdi.
"Aferin küçük kız."
Öfkeyle baktı bana. Ne kadarda nefret ediyordu. Tek kelime etmedi tüm gün somurtarak odada yatağın üstünde oturdu bir süre sonrada yorganı kafasına kadar çekip uyudu. Ertesi gün erkenden uyanmıştım. Sarayda büyük hazırlık vardı annem babam ve sevgili kardeşim gelecekti. Cecilia'da uyandı fakat yüzüme bile bakmadı. Yatağın içindeydi ve yine ağlıyordu. Onunla ilgilenecek vaktim yoktu. Hizmetkârlardan birini çağırdım
"Bütün gün odada duracaksın. Dışarı çıkmasına izin verme hep odada kalsın akşam için giyeceği kıyafeti her şeyi odaya gelecek. Kendine ya da bebeğe bir şey yaparsa seni öldürürüm."
Yanıma geldi.
"Ben çocuk değilim."
"Delisin." Dedim
Bir şey söylesine fırsat vermeden odadan çıktım. Büyük salonda toplandık. Kahvaltımızı yapıyorduk.
"Birçok çeşit yemek ve tatlılar var. En iyi şarapları getirttim. Eğlence muhteşem olacak. Karşılama tam Stanleylere yaraşır."
"Uzun bir gün olacak"
"Kesinlikle. Hazırlanmam gerek dedi ve gitti"
"Senin küçük şeytan ne yapıyor?"
"Her zamanki gibi sorun çıkarma peşinde."
MONİCA
En azından artık kendi odam vardı. O iğrenç yerde kalmıyorduk. Sarayı temizleyecektik. Akşam için hizmetçilik yapmam gerekiyordu. Grandüşeslerden biri beni ve Narissa'yı tuttuğu gibi sarayın en tozlanmış yerlerine verdi. Pis ucube.
Narissa suratını büzüştürdü.
"Toz içinde burası!"
"Maalesef ama iş bizi bekler."
O sıra arkadan bir ses duyuldu
"Monica."
Arkamı döndüm. Prens Henry'di. Reverans yaptık.
"Lordum.
"Ne yapıyorsun?"
"Şey gece için temizlik. Hazırlıklar var biliyorsunuz."
"Yaran tam iyileşmedi seni kim görevlendirdi?"
O esnada bizlerden sorumlu olan kadının gelip öfke ile
"Hala bitmedi mi çene yok iş var. Akşama kadar halledeceksiniz." dedi Henry'i görünce selam verdi.
"Sana kim onları görevlendirmeni söyledi"
"Prensim gece için."
"Kapa çeneni. Yarası daha iyileşmedi iş yapmayacak. Kimse onu görevlendirmeyecek anladın mı?"
"Nasıl emrederseniz prensim."
"Monica odana git dinlen."
Beni korumuştu bu hoş bir davranıştı ama kardeşimi tek başına bırakamazdım. O burada öylece dururken ben bir şey yokmuş gibi davranamazdım.
"Sağolun iyiyim"
"Monica odana git ve dinlen. Narissa sende kardeşinin başında dur. Bir şeye ihtiyacı olursa hemen halledin."
"Peki lordum" dedi Narissa böylesi daha makul olmuştu.
Odama gittik Narissa gülümsüyordu. Aklından neler geçiyordu anlamadım.
"Ne? neye gülüyorsun?"
"Henry senin için deli oluyor. Çok düştü sana.”
"Saçmalama kes şunu."
"Düşünüyorumda ilk geldiğimize göre daha iyi davranıyorlar dayak yok en azından. Buradan çıkamayacağımıza göre alışacağız ve bence Prens Henry senin için ideal."
Gülümsedim
"Kendime aşık etmem çok zamanımı almaz ki sadece iğrenç yarışa girmek istemiyorum onlar anne ve babamın katili."
"Zorundayız. İntikamı almak için onlara ait olmak zorundayız. Belki çocuk vermek hatta tahtı ele geçirmek için.”
"O halde yarış başlasın Henry artık benim erkeğim olacak sadece benim. Zamanı geldiğinde de hepsi bedelini ödeyecek. Bu sarayı ele geçirmek istiyorum. Henry en büyük kardeş kral olmaıs en muhtemel adam bu da beni potansiyel kraliçe yapar.”
Narissa gülümsedi... Madem intikamımızı böyle alabiliyorduk bizde böyle alırdık onlar temiz zafer kazanmamıştı bizim de elimizi kirletmekten korkmamamız gerekiyordu.
NORMAN
Akşamüzeri her şey tamamlanmıştı. Yemekler. Gösteriler. Şaraplar her şey hazırdı. At arabası bahçeye yanaşmıştı. Annem babam ve kardeşim içinden indiler. Saygıyla önlerinde eğildik.
"Kral Akon Kraliçe Samara ve Prensimiz Leanardo sarayınıza şeref verdiniz."
Gülümseyerek büyük salona doğru yürüdüler.
Leanardo ile hepimiz sarıldık sonra biricik Maria'sı sarıldı öyle çok özlemişti ki onu.
"Sizde hoş geldiniz Kralım,Kraliçem" dedi ve saygıyla eğildi.
Henry babamın yanı başında
"Sarayınıza hoş geldiniz kralım."
"Bizsiz imparatorluk nasıldı?"
"Son derece iyi işler başardık."
Darly'nin cümlesinden sonra ben giriş yaptım.
"Katchin imparatorluğu artık bizim. İskoçya'yı yöneten de biziz."
Annem gururla bize baktı.
"Uzun zamandır istediğiniz bir imparatorluktu. İşler istediğimiz gibi gitmeyince zaferi farklı yoldan denemeniz ne hoş."
Babam anneme göre daha soğuk bir tavırla.
"Nasıl başardınız?"
"Askerler sarayı bastı. Tüm saraydakiler öldü. Şehir yağmalandı. Askerler Edinburgte’ki bütün soyluları ele geçirdi. Askerler geriye 3 kişiyi sağ bırakmış."
"Kim?"
"Katchin Prensesleri. Iskoçya'nın prensesleri...
Babam gülümsedi. Gurur duyar bir ifade ile.
"Buradalar mı? Prenseslerle tanışalım öyle değil mi?"
"Buradalar." Muhafızlardan birine emir verdim
Cecilia'yı merdivenlerin başında o büyüleyici güzelliğinde gördüğümde nefesim tutuldu. Diğer kızlarda geldi. Revarans yaptılar.
"Ne güzel üç tane güzel kadın ile karşı karşıyayım, isimlerinizi bağışlar mısınız?
"Narissa."
"Monica."
"Cecilia."
Babam kızların elini tuttu.
"Prenses Narissa" dedi eline öpücük kondurdu. "Prenses Monica" dedi gülümsedi ve eline öpücük kondurdu sonra "Prenses Cecilia" dedi ve onu öptü. 3 ü aptal aptal bakıyordu neye uğradıklarını şaşırmıştı. Bizde babamın bu haline şaşırmıştık. Annem de babama eşlik ederek.
"Misafirliğiniz nasıl gidiyor?"
Hepimiz Henry'e baktık. En büyüğümüz oydu açıklamayı o yapmak ister diye. Babamlara söylemeden icazet almadan tek yetki kendisinde diye bu şekilde karar alanda oydu. Sadece prensesler sağ kalacak geri kalan her yer yağmalanacak, ele geçirilip etkisiz hale getirilecek diye emir vermişti.
"Aslında onlar misafir olarak kalmıyorlar."
Cecilia fırsattan istifade arsızlığını yaptı.
"Ah efendim biz köleyiz siz nasıl burada bir prenses olarak tutulduğumuzu sandınız?"
Cecilia'ya döndüm öfke ile.
"Cecilia!"
Annem şaşırdı bize baktı.
"Köle mi?"
Kafa salladım.
"Evet köle. Ne yapsaydık baba kendi saraylarından buraya gelince burada da mı prenses olsalardı?"
Babam öfkelenmiş gibiydi araya girdi.
"Bu konuları sonra konuşalım."
Narissa girdi bu kez araya. Biri bitip diğeri başlıyordu. Babama gülümseyerek.
"İyi kalpli Stanleyler de varmış."
"Kötü olduğumuzu düşündüren ne?"
Annemdi bu soruyu soran. Cecilia kahkaha attı annem ve babam birbirine baktı
"Sizler babamı annemi öldürdünüz. Sarayımızı yağmaladınız."
"Cecilia sus!"
"Bırak."
Monica Cecilia'nın kolundan tuttu.
"Cecilia lütfen"
"Babamın mezarı bile yok. Burada eziyet çektik sonra dayak yedik burada defalarca zindana atıldım kızların hizmetçisi oldum kardeşim kendini hançerledi."
Babam bize baktı. Narissa'da baktı ki Cecilia'ya çizgiyi aşıyor onu sakinleştirmeye çalıştı.
"Cecilia dinlen sen biraz."
"Odaya git Cecilia."
"Kralım yalvarırım izin verin gidelim buradan. Kardeşlerim ve ben dayanamıyoruz. Barbarlığa son verin Fransızları iyi olarak hatırlamamız için fırsat veriyorum size."
Annem kızmıştı Cecilia'ya döndü.
"Bakın bu saraya girildikten sonra çıkış yoktur ve oğullarım bir şey yapıyorsa doğrudur."
"Oğullarınızın kötü kalplilikte kime çektiği belli oldu."
"Sus artık Cecilia."
Annem Cecilia'ya yaklaştı ve tokat attı hırpalamaya başladı. Araya girdim engel olmaya çalıştım ama annem öfkelenmişti.
"Anne o hamile."
Babamın gözleri açıldı.
"Hanginizin çocuğunu taşıyor?
Henry kıkırdadı.
"Tanrıya şükür benimki değil."
Babam Darly'e döndü ona göre en ihtimal vermediği bendim böyle bir manyak ve benim bir araya geleceğimi düşünmezdi. Darly hep daha vurdumduymaz olandı. Darly alaycı tavırla.
"Tanrı korusun baba kafayı sıyırmış bir kızdan sence kim hoşlanır?"
Cecilia kaşlarını çattı.
"Ben mi sıyır mışım?Asıl sizsiniz."
"Demek Katchin Prensesi benim torunuma hamile."
Cecilia babama doğru yöneldi. Gülümsedi Annem olayı daha çabuk kabullenmişti.
"Akon çocuklar onların burada bir prenses olmadığını söyledi. Onlar köle her kız gibi onlara nasıl davranılıyorsa. Oğlumuzun resmi çocuğu olup olmayacağı belli değil."
O an babam lafını kesti
"Samara onları nasıl diğer kızlarla bir tutarım hiçbir açıdan diğer kızlarla bir değiller. Eminim en iyi okullarda en iyi hocalardan ders almışınızdır. Kendilerine eş olarak daha iyi kimi seçebilirler. İkisi de soylu ve ister kabul edin ister etmeyin doğacak çocuk resmi torunum ilan edilecektir. İskoçya Prensesi torunuma hamile. Ben bu çocuğu metres bebeği saymıyorum bir piç olarak anılmayacak bu sözümdür."
Monica gururla girdi araya.
"Çocukluğumuzdan itibaren prenses olmak için yetiştirildik zaten sanat açısından bilim açısından her konuda gelişmemiz için destek vermiştir babam. Sarayın kuralları, adabı her şeyi son derece iyi biliriz. Birçok dil konuşuyoruz. Stratejik hamleler yapma diğer imparatorluklar ile bağlantı kurabilme gücüne sahibiz.”
Babam gülümsedi.
"Güzel."
Maria ve Leanardo geldi
"Maria he şeyi anlattı yokluğumuzda ne olaylar olmuş?" dedi ve gülümsedi.
"Bayanlar bizi biraz yalnız bırakın oğullarımla konuşmak istiyorum" dedi.
Hepsi gitti. Babam öfkeli bakışlarını tek tek gezdirdi üzerimizde.
"Siz kafayı mı yediniz?"
Darly ne olduğunu anlamamış gibi sordu.
"Ne oldu?"
“Onlar prenses onlardan yararlanmak yerine köle mi yaptınız! Nasıl bir aptallık bu?"
"Başka ne yapacaktık ki?"
Babam Henry'e baktı bu sorusuna öfkelenmişti.
"İskoçya Prensesinin Fransa Prensinin bebeğine hamile olduğunu söylüyorsunuz. Dünya üzerinde imparatorluklar her daim akrabalıklar ile güçlenmiştir. Unutmayın aile bağı en sarsılmaz bağlardandır. Düşman yerine onları dost olarak kazanmalıydık. Henry yağmalama her zaman iyi bir taktik değildir. Birden çökertilen imparatorluklar ansızın kendini gösterir. Sinsi sinsi güçlenir. Benden onay almadan hareket etmene bir şey demedim zafer kazandığın için ama doğru bir hamle değildi.”
"Baba kızların ailesini yerle bir ettik pek aile bağı kalmadı. Ne yapalım şimdi? İskoçya’yı tamamen almak istiyordun başında kralı olmadan tek yol buydu. İskoçya’nın askeri gücü kuvvetliydi bir savaşa girsek kaybetme ihtimali hep vardı ama yağmalama ansızın beklenmedik bir anda yapılan saldırı sayesinde zafer kazandık. İnisiyatifi ben aldım kardeşlerime bunun daha doğru olacağını söyledim. Şimdi İskoçya’yı ele geçirdikten sonra o kızlara prenses kalmaya devam edeceksiniz diyemezdim."
"Tamam alın sarayda baş tacı yapında demiyorum ama biraz mantıklı davranın sizler gibi kral çocuklarıydı bunlar babalarının birçok imparatorlukla olan bağlantılarını yakınlığını biliyordur. Katchin İmparatorluğundan üç prensesin bizde olduğunu duyan İmparatorluklarla daha yakın ilişkiler kurabiliriz. Doğacak çocuklarınız hem anne hem baba tarafından asil soylu olacak. Bu elinize geçmiş en büyük nimet. İskoçya gibi bir soydan gelen kadınların torunlarımızı taşıyor olması güzel. Ayrıca Kral Ares çok soylu bir adamdı yani öyle sıradan bir adam değil. İskoçya’yı ataları çok uzun zamanlar öncesinde aldı ve hep onların kaldı.”
"Haklısın baba ama sende gördün hadsizce davranıyorlar. Müsama göstersek başımıza bela olurlar. İntikam diye dolaşırken ellerine güç veremeyiz. Prenses kalın diyemeyiz.”"
Leanardo girdi araya.
"Sende köle olarak bir saraya getirilsen aynılarını yapardın sınıf farklılığı kolay değil. Ailesi katledilmiş."
"Sevgili kardeşim ve ufkumu açan fikirleri" dedim gülümsedim
Babam yüksek sesle
"Bugün burada olan herkese teşekkür ederim. Eğlence bitmiştir. Çekilebilirsiniz."
Herkes selam verip ayrıldı. Hizmetkarlardan birini birini çağırdım
"Hemen Cecilia'nın yanına git ben gelene kadar ayrılma yanından odadan dışarı çıkmasın
"Tabi lordum" dedi gitti
Babam bu tavrıma şaşırmış gibi sordu.
"Neler oluyor?"
Henry benden önce yanıtladı babamı.
"Cecilia Norman'ın bebeğini doğurmak istemiyor. Kendini öldürecekti kardeşi engelledi Cecilia tekrar deneyeceğim dedi Norman'da kendi odasına aldı gözetliyor her dakika."
Babam bana baktı.
"Aferin gözünün önünden ayırma. Senden nefret etmesi kötü olmuş ama önemi yok önemli olan bebeğin doğması sonra istemezse elini sürmez bebeğe. Neyse yarın daha geniş konuşuruz. Bebek kraliyete ait olacak bunu unutma Norman. Soyunda İskoçya kanı taşıdığı için ileriki bütün dönemlerde İskoçya tarafından da kabul görecektir. Fransızları sevmeleri ve kabul etmeleri belki daha kolay olur."
“Haklısın.”
“Başka soylu kaldı mı? Ailelerindne biris. Kuzen, amca herhangi bir isyan çıkaracak tehdit.”
“Tüm aile yok edildi baba… Henry hepsi için idam kararını uygun gördü. Kalan tek soylu kızlar…”
“Bu kızlara çok dikkat edin. Gözünüz açık olsun.” dedi ve gitti. Bizde kendi odalarımıza. Kendi odama geldiğimde Cecilia'nın sesi geliyordu. Odaya girdim
"Yine ne oluyor?"
"Prensim tutturdu kalmayacağım bu odada diye."
"Tamam sen çık"
Cecilia bana baktı gözlerini devirdi.
"Derdin ne?"
"Boğuluyorum bu odada her şey sana ait. Sinirlerim geriliyor."
"Cecilia yorucu bir gündü sende yeterince hadsizdin sus artık."
“Gitmek istiyorum her şeyde senin izin var. Fazla erkek odası bu hoş değil. Tasarımı berbat.”
“Ne istiyorsun bir mimar çağırıp sana yeniden tasarlayalım mı?”
“İğrençsin sende kardeşlerinde… Hatta.”
“Hatta?”
"Annen tam da sizin gibi taş kalpli barbar."
Yanına gittim çenesinden tuttum
"Saygısızlık yapma"
"Baban çok kibar bir adamdı. Tanrım ne kadar mükemmel biriydi."
"Tamam sus uyu artık. Yorucu bir gündü."
"Uyumuyorum. İstemiyorum burada kalmayı bir barbar ile aynı odada aynı yataktayım iğrenç!"
Sinirlendim ama sakin olmalıydım. Baştan çıkarmak için yapıyordu
"İyi geceler Cecilia"
"Babanın kadınları var mı?
"Ne?"
"Babanın metresleri var mı?"
Cevap vermeyince devam etti. Ne demeye soruyordu bunları? Boş boş konuşup canımı sıkmak mıydı amaç?
"Madem bu sarayda çıkış yok birilerinizin kadını olmak zorundayız düşündüm ki en uygun kişi baban hoş biri kibar..."
Kan beynime sıçradı. Boğazına yapıştım. Ne demekti bu. Nasıl bir cümleydi bu böyle.
"Sen sen beni delirtmek için mi böyle konuşuyorsun? Kapa çeneni."
"Baban senden daha hoş biri" dedi sırıttı
“Seni öldürürüm!"
"Hadi."
Tokat attım. O ise kahkaha attı. Zevk alıyordu bundan. Delirmem, öfkelenmem keyif veriyordu ona inat yaparcasına devam etti ama.
"Bu mu sen kendine prens mi diyorsun senin çocuğunu taşırken babandan etkilendim ahh bence idamı hak ediyorum. İyi bir cezayı."
"Kapa çeneni!"
Gözlerimi kapattım sakinleştirmeye çalıştım kendimi gerçek duyguları olmadığını biliyordum babası yaşından bir adama ilgi duymaz zaten. Ona zarar vereyim bebek ölsün oda kurtulsun diye yapıyor. Bu saraydan kimseyi sevemez ki o. Yapmaz bunu.
"Ne oldu sinirlendin mi?"
Çok sinirlenmiştim hem de
“Babanın yatağında olduğumu hayal ettim de… Belki…”
"Sus artık lanet olası" dedim aynaya yumruk attım gözleri kocaman açıldı elimden kanlar akıyordu. Hiçbir şey umurumda değildi. O an sadece öfkeden gözüm dönmüş ve ona zarar vermemek adına kendi canımı yakmayı göze almıştım. Onu ve babamı düşünmek beni delirtti. Nasıl böyle cümleler kurabilirdi?