CECİLİA
Geçen birkaç gün içinde Narissa'nın düğünü organize edilmişti ve gece ona katılacaktık. Norman ile aram öylesine iyi ve güzeldi ki gözü benden başkasını görmüyordu. Monica ise günden güne eriyordu. Henry ile düzeltmeye yanaşmadığı arası aralarında uçuruma neden oluyordu. Henry ne zaman konuşmaya kalksa ters tepiyordu. Bugün kız kardeşimizin evlenecek olmasının mutluluğu vardı ikimizde de. O kadar güzel görünüyordu ki üçümüz birbirimize bakıp duygulandık. Köle olarak geldiğimiz sarayda birisi tekrardan prenses oluyordu. Yüzüne dokundum Narissa'nın mutluluğu yüzüne yansımıştı. Kızıyordum onlara içlerinde hiç intikam duygusunun kalmamış olmasına kızıyorum ama bir şey diyemiyorum. Ben hepimiz adına alırdım bu intikamı. Sadece tek korkum… Artık Narissa’da bir Stanley oldu gün gelip ben bu aileyi yerle bir etmek istediğimde kardeşim, ablam bana nasıl davranacaktı kim bilir… Yardımcılar Ares ile ilgileniyordu Narissa'nın yanında biraz daha kaldıktan sonra Norman'a görmeye gittim muhafızlar içeride Isabella ve Antonia'nın olduğunu söyleyip onay aldıktan sonra içeri soktular. Norman beni kapıdan çevirecek kadar aklını kaybetmedi daha. Beni görünce gülümsedi yanıma gelip yüzüme dokundu.
"Çok güzel görünüyorsun."
Gülümsedim. Isabella ile göz göze geldik o an ama tek kelime etmedik. Norman oğlunun yanına götürdü beni.
"Kocaman oldu."
Gülümsedim. Çok güzel bir bebekti gözler annesininki gibi yeşil Norman gibi esmerdi tatlı bir oğlandı. Dokunmadım ama Isabella onun annesiydi ve oğluna dokunmamdan hoşlanmazdı ben olsam bende hoşlanmazdım. O yaptığı olaydan sonra Isabella'ya karşı tavrı ve duruşu netti Norman'ın oğlu dışında bir araya gelip muhabbet etmiyordu. Antonia'yı Isabella'ya uzattı.
"Çekilebilirsiniz Isabel. Seni çok görmek istemediğimi söyledim. Ayak altında dolanma."
Gitmek istemiyordu ama mecburdu bana baktı sonra Norman'a reverans yapıp gitti. Ah zavallı Isabella hepinizin sonu bu olacaktı ne yazık ki. Onlar gidince Norman'a minik bir öpücük kondurdum ama daha çok çekti kendine öpüşü boynumdaki yerini aldığında geri çekildim.
"Akşama kız kardeşim evleniyor elbisem kırışmamalı ve saçlarım aynı bu şekilde kalmalı."
Güldü koluma minik öpücükler kondurmaya başladı bu kez.
"Çok güzel görünüyorsun beni baştan çıkarıp gitmek ayıp değil mi?"
Eğildim dudağına öpücükle karışık hafif bir ısırık bıraktım.
"Belki düğünden sonra yan yana geliriz."
"Aksini düşünmedim." Diye karşılık Verdi.
Kıkırdayarak çıktım odasından koridorda kraliçe ile konuşan Gracia'yı gördüm kraliçe ile göz göze gelince eğilip gülümseyerek reverans yaptım ama pek umursamadı beni benimde onu umursadığım söylenmezdi.
Düğün alanına taşınan yemekler etraftaki rengarenk çiçekler ve ihtişamlı hazırlık için koşuşturan hizmetler. Buraya ilk geldiğim gün yaka paça sürüklenerek getirilmiş ve her türlü kötü muamele ve aşağılama ile kararlıydım akıllı olursan yeniden prenses olursun diyordu herkes. Sanırım en akıllımız Narissa olmuştu. Mutluydum onun adına. Akşam tören hafİf bir müzikle açılış yapmıştı Monica hüzünlü bir ifade ile yanıma geldi.
"Henry ile hala kötüyüz. Düzeltmek için tek bir şey yapmıyor."
"Israrla o kadınları mı istiyor?"
"Kendisi şuan vadedilen kral olduğu için bu şekilde davranmalıymış"
"Saçmalık." Diye karşılık verdim...
Monica!dan daha iyi bir aday olamazdı evlilik için kesinlikle Monica ile birleştirmeliydi hayatını... Ayaküstü muhabbetimiz sonrası büyük bir alkışla Darly ve Narissa girdi içeriye.
Yüzlerindeki gülümseme her şeyi belli ediyordu. Birlikte dans etmeye başladıklarında öylesine güzel görünüyorlardı ki duygulandım onları izlerken.
Onların dansına katılmak için diğer kişilerde teker teker çıkmaya başladığında Monica'nın yanına gelen Henry reddedildi. Monica netti ve onunla dans etmeyecekti arkasını dönüp kaçar adımlarla gitti. O sıra elimde hissettiğim sıcaklık ile arkamı döndüm Norman'dı bu. Gülümsedim.
"Bende reddedilmem umarım."
Yüzüne dokundum.
"Zannetmem."
Birlikte dans etmek için çıktığımızda odaklandığım tek şey onun yüzüydü.
"Dans etmek sana çok yakışıyor."
Kıkırdadım nazikçe teşekkür edip
"Yanımda sen olduğunda her şey daha bütün sanki."
Oda gülümsedi. O an sanki başka kimse yoktu sadece biz vardık ve her şey anlamını yetirmişti. Dans sonrası yeminler edilip gerekli her ritüel tamamlandıktan sonra herkes yine kendi kabuğundaydı. O geceyi ve sonraki günleri Norman ile geçirdim. Birkaç gün geçmeden vaftiz töreni yapıldı vaftiz anne ve babası biz olduk. Hayatımda ilk vaftiz anneliğim olacaktı ve bu aşırı heyecanlıydı. Gece Norman'ın kollarında huzurla dalmıştım uykuya.
Gözlerimi kılıç sesleri ile açtım. Sabahlığımı üstüme alıp terasa çıktık. Henry biriyle dövüşüyordu. Aklıma babam geldi hepimize özel bir kılıç yaptırmıştı ve bize dövüşmeyi öğretti on iki yaşımızdan beri bizi eğitti sanırım bir kıza göre fazla savaşcıyız biz. Üzerimi değiştirdim Norman halen uyuyordu aşağı indim. Henry'nin yanına gittim reverans yaptım.
"Cecilia."
"Günaydın prensim sizi görünce gelmek istedim uzun zamandır böyle bir şey izlemek istiyordum."
"Öyle mi?
"Kılıç izlemeyi seviyor musun?"
"Çok..."
"Peki dövüşebilir misin?"
"Sizin karşınızda ne kadar iyi olurum bilmiyorum."
"Benimle dövüşebileceğine inanıyorsun yani?"
Beni fazla hafife alıyordu elbette dövüşürdüm çıt kırıldım değildim ben olmamıştım.
"Eğer izin verirseniz."
Askerlerden birine işaret verdi ve kılıcı elime verdiler.
"Narin bileklerinle onu kaldırabilecek misin?"
Aniden kılıcı kaldırdım ve ona doğru uzattım. Beni fazla mı hafife alıyor bu?
"Vay." dedi ve üzerime gelmeye başladı ilk darbesini indirdiğinde sendeledim yıllardır elime kılıç bile almadım bir prense karşı geldim aptal gibi. Ama güzel savaşırdım. 8 yaşında başladım ben kılıç talimi yapmaya. Annemin tüm karşı gelmelerine rağmen. Babam da belki de sahip olmadığı bir oğul ile yapmak istediklerini yaptı benimle. Kılıç salladı, ava çıkardı, at bindirdi. Dört nala gitmeye öğretti. Henry’nin karşısında yine de kötü sayılmazdım. Sırıttı. Kendimi topladım ve kılıcımı salladım ama geriye çekilince boşa sallamış oldum. Gülümsedim.
"Tamda küçük bir kız gibi dövüşüyorsun Cecilia." dedi ve kılıcını salladı.
Geriye çekildim bu sefer o boşluğa düştü bundan yararlanıp kılıç tutan eline bir darbe yaptım. Neye uğradığını şaşırmıştı bir darbe daha yaptım yere düştü. Sırıtarak yanına gittim
"Kazandım Henry seni yere serdim. Beni fazla hafife alıyorsun sen… Alma.”
Yüzünde pis bir sırıtış vardı aniden elime kılıcı ile vurdu ve yere serdi beni.
"Unutma küçük kız düşmanını yere serdikten sonra arkana bakma ya da onunla konuşma öldür. Hemen öldür." dedi kılıcın ucu boğazımdaydı.
"Cecilia."
Kafamı çevirip baktım. Norman'dı bu kalkmaya çalıştım ama elbisem buna izin vermiyordu Henry elini uzattı ve ayağa kalktım.
"Prensim." dedim reverans yaptım.
Yanına gittim. Kolumda tuttu
"Bana haber vermeden odadan mı çıktın?"
"Özür dilerim."
"Ne yapıyorsun burada?"
"Henry ile yani Prens Henry ile."
"Sen prensessin Cecilia bir kızsın dövüşmen gerekmez senin dans etmen, erkeğini memnun etmen ve çocuk doğurman gerekir."
"Üzgünüm tanıdığın prenseslere benzemiyorum ben böyleyim babam beni böyle yetiştirdi."
"Odana git."
Norman'a sinirle baktım. Ne yani benim dövüşmeye hakkım yok mu. Arkamı döndüm ve sarayın içine girdim. Tam kendi odama gidecekken Isabella'nın odası gözüme çarptı. Onun odasına girdim. Beni ve oğlumu öldürmeye kalkmıştı bedelini elbette ödeyecekti. Kiminle uğraştığını bilmiyordu bu. Uyuyordu kapıyı kilitledim bebeğe baktım oda uyuyordu yavaşça yatağın kenarına geçtim ve boğazına yapıştım aniden gözlerini açtı. Boğazını sıkıyordum
"Seni öldüreceğim pis sürtük."
"Ce ce cecilia dur dur lütfen."
Tüm gücümü boğazına bastırıyordum. Beni de kardeşimi de öldürmeye kalktı bilerek zarar verdi bize.
"Kiminle uğraşıyorsun sen ha. Aptal!"
Birden bebek ağlamaya başladı avazı çıktığı kadar ağlıyordu. Isabella'nın gözünden yaş akıyordu. Bıraktım. Yatakta oturur pozisyona geçti derin derin nefes almaya başladı. Beşiğin başına geçip bebeği kucağıma aldım
"Cecilia yalvarırım ona bir şey yapma."
Bebeğe baktım. Nasılda annesine muhtaç bir ağlamaydı benim oğlum ölmeseydi oda olacaktı kucağımda onu büyütüyor olacaktım.
"Antonio çok sevimli bir bebek."
"Cecilia lütfen o daha bir bebek."
"Sen böyle şeyleri önemser miydin hamileyken beni itekledin sen."
"Özür dilerim ne olur oğluma bir şey yapma."
Uzun uzun baktım bebeğe ne kadar masumlar hiçbir şeyden haberleri yok. Tanrım.
"Ağlamayı kes bebeğe zarar vermem asla böyle bir amacım olmadı."
Onun kucağına götürdüm bebeği
"Ama bir daha benimle uğraşırsan seni öldürürüm anladın mı!"
Kafa salladı. Odadan çıktım.
MONİCA
Ares'i görmeye gitmiştim. Tanrım çok sevimli. Narissa ile biraz lafladık daha doğrusu Darly ile evliliğin şahane gittiğini ve hislerinin her geçen gün yoğunlaştığını söyledi. Yatakta onun yanına uzanmış uzun zamandır yapmayı özlediğim sohbeti yapıyorduk.
"Şimdi ondan hoşlanıyor musun?"
"Sanırım yani bak o mükemmel biri ve bebeğimin babası. Artık benim eşim."
"Haklısın ve ona aşık olman gayet normal."
"Peki ya o sence o benden hoşlanıyor mudur?"
"Seni istediğine ve evlendiğine göre."
Gülümsedi. Başkasından duymak ve onay almak daha çok mutlu etmişti.
"Henry ile nasıl gidiyor?"
Sorusu üzerine kafamı homurdanarak yastığa koydum
"Aynı o seçimini yaptı."
"Monica lütfen yanlış bir şey yapma."
"Merak etme."
"Doğru hamleyi yap sadece ve inat bir şeyi çözmez unutma."
Gülümsedim Ares James'e öpücük kondurdum. Narissa'ya baktım iyi gelmişti konuşmak sarıldık birbirimize.Odadan çıktım. Kendi odama gidecektim Henry ile karşılaştım. Reverans yaptım
"Monica."
"Prensim."
"Nasılsın?"
"Teşekkürler iyiyim."
"Sevindim."
Yürümeye devam ettim
"Monica."
"Efendim prensim."
"Şu saçmalığa son ver artık."
Yanına gittim yüzüne dokundum
"Beni mi istiyorsun?"
Kafa salladı.
"O halde o kızları unut.
"Siz üç kardeş amacınız bizlerin tek kadını mı olmak yani Cecilia bir yandan sen bir yandan yakında Narissa'da başlar zaten amacına ulaşıp evlendi."
"Evet biz hiçbir zaman diğer kızlar gibi olmadık."
"Öyle mi?"
"Evet."
"O halde onlar gibi olmayı öğreneceksiniz."
"Asla."
"Bu gece odama geliyorsun Monica."
"Gelmiyorum."
"Gelmezsen kendini zindanda bulursun."
"Umurumda değil. Şimdiden attır istersen."
Kafasını salladı gözleri doldu.
"Yapma bunu bana bunu yaptırma."
Benimde gözlerim doldu.
"Yap. Umurumda değilsin ve dediğim olana kadar olmayacaksın."
"Haddini aşma."
"Sen aştın Henry... Çok fazla aştın hem de."
Gözünden akan bir damla yaşın ardından öfkeyle söyledim bu cümleyi.
"Zindana gitmeyi kafaya koydun sanırım."
Cevap vermedim. Askerlere baktı
"Zindana götürün."
Kolumdan tutuyorlardı bravo bunu da yaptın Henry hatalı olmana rağmen beni zindana gönderdin. Yazık gerçekten sana yaptığım fedakarlıklara yazık.
"Dokunmayın bana çekilin. Bırak."
Zindanın kapısını açıp içeriye ittiler. İlkkez zindana gelmiştim ölmem ya Cecilia defalarca atıldı günlerce kaldı bir şey olmadı. Bende kalabilirim. Prensesim ben Monica Katchin asla pes etmez. Bugün olmazsa yarın bir ay bir yıl ne kadar sürerse sürsün benim dediğimi yapacaktı.
CECİLİA
Isabella oldukça korkmuştu salak benle uğraşmaması gerektiğini anladı. Narissa'nın yanına gidip ona olanları anlatacaktım. Odasına gittim. Uyuyordu. Ares'te yanında yatağın yanına gittim eğildim ve Ares'e öpücük kondurdum o an biri saçıma yapıştı
"Narissa!"
"Aman Tanrım Cecilia."
Saçımı bıraktı hemen ellerimi tuttu.
"Senin sorunun ne?"
"Ben biri Ares'e zarar veriyor sandım özür dilerim canın çok acıdı mı?"
Gülümsedim haklıydı bu sarayda her şey olabilirdi artık.
"Hayır sorun değil."
Narissa'nın yanağına öpücük kondurdum
"Canım benim ya."
"Çok özür dilerim."
"Tamam unut gitsin size bakmaya gelmiştin."
"Ares oldukça yaramaz bir çocuk karnı sürekli acıkıyor ve onu emzirmek için kalkıyorum uykusuzum bu aralar."
"Tatlı duygulardır bunlar."
"Öyle farklı hissediyorum Cecilia anne olmak çok değişik bir şey."
"Eminim öyledir."
Gülümsedim
"Birazda Monica'nın yanına gideyim ben görüşürüz."
"Görüşürüz canım."
Odadan çıktım Monica'nın odasına gittim kimse yok odasında göremeyince kızların avlusuna indim. Gracia'da ordaydı.
"Monica'yı gördünüz mü?"
"Evet."
"Nerede?"
"Zindanda."
"Ne?"
"Prens Henry onu zindana attırdı."
Hızlıca Henry'nin odasına gittim kapının önünde askerler durdurdu
"İçeride Prens Norman var. Önemli işleri var kimseyi istemiyorlar."
"Çekil."
"Bakın leydim."
"Sana söylemediler mi buradaki hiçbir asker daha beni ikna edemedi! Şimdi çekil diyorum sana."
"Hayır çekilemem."
"Bana zarar veremezsin biliyorsun değil mi?"
"Evet."
"Peki Prens Norman'a bana vurduğunu söylersem kime inanır sence."
"Leydim."
"Hadi çekil ben o odaya gireceğim zorlaştırma işimi."
Kapıyı açtı hızla içeriye girdim. Henry ve Norman kafayı kaldırıp bana baktı.
"Hayatım burada ne işin var?"
"Henry."
Henry öfkeyle bana baktı. Siniri zaten bozuk gibiydi tehditkar bir tavırla odaya girip reverans yapmadan ona ismiyle seslenmeme sinir oldu.
"Karşında Norman yok bana Prensim demek zorundasın."
Onlara doğru yürüdüm.
"Monica nerede?"
Norman kolumdan tuttu ona doğru döndüm
"Cecilia neler oluyor?"
"Onu kardeşine sor."
"Terbiyesizlik yapıyorsun Cecilia."
"Kardeşim nerede?"
"Zindanda."
"Çıkaracaksın onu."
Boğazıma yapıştı. Norman araya girmeye çalıştı ama engel olamadı. Tüm gücüyle sıkıyordu. Pislik. Hain, barbar Stanley.
"Sen kime emir veriyorsun?"
"Sana veriyorum Henry Stanley."
Tokat attı Norman atladı hemen
"Hey! Henry sakin ol."
Yere düşmüştüm Norman yanıma geldi yerden kaldırdı. Gözlerinde öfke belliydi.
"Odana git bunu konuşacağız."
"Gitmiyorum."
"Ceciliaaaaa.!"
"Bırak beni."
Henry'e doğru gittim Monica zindana gidemezdi buna naısl izin verirdi nasıl kıyardı ona.
"Onu çıkarmalısın."
"Cecilia defolup gitmezsen olacaklardan sorumlu değilim. Norman kadınını benden uzak tut."
Norman engellemeye çalıştı ama susmuyordum.
"Cecilia odana git lütfen halledeceğim hadi."
"Gitmem Monica çıkmadan gitmem."
"Defolup git yoksa Norman bile kurtaramaz seni."
"Kardeşimi çıkaracaksın oradan."
Muhafızlara seslendi muhafızlar içeriye girdi.
"Bunu Monica'nın yanına atıyorsunuz iki gün yemek verilmeyecek anlaşıldı mı?"
"Emredersiniz prensim."
Norman Henry'e döndü.
"Henry yapma."
"Haddini aştı."
"Cecilia af dile Prens Henry'den hadi canım."
"O önce kardeşimi çıkarsın."
Henry öfkeyle bana adım attı.
"Sen uslanmaz bir baş belasısın Cecilia."
Gelip kollarımdan tuttular
"Çek ellerini dokunma bırak beni."
Zindanın önüne geldik kapıyı açıp içeriye tıktılar. Amacım buydu zindana atılmaktı oldu. Kardeşimi yalnız bırakamazdım. O korkardı, alışkın değildi ve bize ihtiyaç duyardı. Monica ve Narissa fazla hassas ve duygusaldı benim gibi değillerdi. Zaten intikamı bu kadar kolay unutmuş olmalarının da sebebi buydu bence. Monica beni görünce şaşırdı
"Cecilia."
"Selam canın çok sıkılmadı ya?"