° ° °
B ö l ü m :
9 - B u r s a
° ° °
° ° °
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
G ö z l e r i m i
h a f i f ç e
y u m d u m .
A c ı
h i s s e d i l m e y i
t a l e p
e d e r.
₩ ₩ ₩
" Hala. " dedi önce.
Biraz zamana ihtiyacım var görünüyor. Bazen böyle anlarda üç - beş soluk alır, biraz yanakalrımı tokatlar ve içim ansızın cesaretle dolardı. Belki de böyle yapmalıydım.
" Efendim, şey, diyorum ki..." dediğinde gözlerim kapalıydı. Konuşmak zor bir eylem değildi ama bu, bulunduğumuz konum, iletişim kurduğumuz kişi, bizi bu duruma iten olay çerçevesinde ve özellikle ruh halimizin ağırlığında müthiş bir zorlukla karşılaştırır. Bu da onlardan birisi. Zorlanıyorum ve onun benim adıma nereden başlayacağını, başlasa bile nasıl ilerleyeceğini ve ilerleyip de bitirdiğinde konuşmaya halası tarafından nasıl bir dönüt alacağını kestiremiyorum.
" Ne diyorsun? " dedi. Lafını dolandırmayacağını tahmin etmeliydim.
" Şey, Sara bir süreliğine sende yani... Iıı.. Şey burada yani... Burada tanıdıklarınla olduğunu sanmıyorum... " diyor. laflar onun ağzında geveleniyor. Üstelik bu utanç vericiydi. Beni rahatlatamazdı ama germese de olurdu.
Bu duyduğum sesler bir erkeğe aitti bir de kadına - Kıvanç'a aitti. Birileri - Kıvanç ve halası - bir şeyler konuşuyor -görünenen göre konu benim çünkü adım geçti- bir şeyler söylüyordu. Zaten ortamı saran ciddi enerjiden ziyade duygusal çöküntüm vardı. Haliyle başımda baskı hissediyorum. Burnuma tuhaf bir ilaç kokusu geliyor. Bunun nereden geldiğini anlamak zor.
" Kıvanç bunu sormana bile gerek yok. Tabii ki kalabilir. " Bu bir kadın sesiydi. Sesler aynıydı ama tonları farklıydı.
" Ne bileyim hala, ben ne sorduğumu farkında mıyım? " dedi kadının yanındaki ses. Erkek sesiydi. Ses bir erkeğe ait olmalıydı. Bu sesi tanıyordum. Sesin sahibini biliyor gibiydim. Sesin sahibi üzgün ve telaşlı gibiydi. Bir şeylere üzülmüş gibiydi. Sesinde durgunluk vardı.
Seni düşündürten ben miyim Kıvanç? Benim hakkımda endişelenmenin nedeni sokakta kalmam mı?
" İstersen eve gidip biraz dinlen. " Bu bir soruydu ama rica eder gibi çıkmıştı ses. Tepki vermek istedim. Bedenimi kullanmak istedim. Bir şey yapmak istedim fark edilmek için. Beni fark etmelerini istiyordum. Konuşmak istedim ama ağzımda bir şey vardı. O an parmağım ve ellerim aklıma geldi ve parmaklarımdan herhangi birini oynattım.
" Hayır," diyor karşılık olarak. "O uyanana kadar gidemem. " dedi sesin sahibi olan erkek. Bu sefer dua eder gibi çıkmıştı ses. Bedenimi her bir mıknatıs noktası bana yabancıydı. Parmaklarıma kıpırdatma işlemine bile yabancıydım. Aktif değildim , yorgundum ama uykuya ihtiyacım yok gibiydi. Bedenim bana dar bir kafes gibi geliyordu. Bunu dışarıya aktarmam gerekiyor gibi... Dışarı sergilemem gereken bir hareket yapmak istiyordum. Bedenimi hissetmek istiyordum. Buradan kurtulacağını bile sanmıyordum kendimin.
Siren sesi gibi ya da farklı bir şeyin sesini alıyordum. Bedenimi titretiyordu. Sesler vızıltı gibiydi. Başıma ve vücudumu saran bir şeylerin olduğunu hissedebiliyordum.
" Kıvanç, halacığım baksana uyanırsa sana haber veririm. Hem kendine hem kıza yazık ediyorsun. " ses tonu yalvarmadan başka bir şey değildi. Bu iki kişiyi tanıyor muydum? Kimdi bunlar? Yüzlerini göremek istiyordum. Bu ismide hatırlıyor gibiydim: Kıvanç.
Kıvanç. Bu ismi biliyorum.
" Hem Sara uyanırsa sana haber vericem. Daha fazla yıpratma kendini burda. Ha canım. " dedi kadın. İki kişi vardı. Biri kadın biri erkek. Hiç ışık yoktu. Etraf karanlıktı. Işığı kim kapatmıştı. Neden etraf karanlıktı. Bu tanıdığım ses kime aitti. Ben Sara ve Kıvanç ismini biliyordum. Ben... Ben.. ben bunları bu ismin sahiplerini tanıyordum. Sara ve Kıvanç.
Sara bu bendim ama Kıvanç? Nedense ismi bana yabancı değildi. Bedenim alarm sistemindeyemiş gibi bir soğukla kaplandı ve bedenim noktalarına yabancı olmadığımı düşünmeye başladım. Bir şey yapmalıyım. Hareket etmeliydi. Ellerim ayaklarım.
Ellerimi ve ayakalarımı oynatmaya onların varlığını hissetmeye başladım.
" Hala ha... Hala... oynattı. Parmağı oynadı. " şaşkınlık nidasını alabiliyorum. Erkek bağırmıştı. Kulaklarım acımıştı. Sesler artık uğultu gibi gelmese de rahatsız ediciydi ve hala tam netlik kazanmamıştı. Kalbimi hissedebiliyorum. Hızlı atıyordu. Dıt sesi vardı. Ses beni rahatsız ediyordu. Başım. Bu ince kalın karışımı sesin sahibi tanışmıştım: Kıvanç.
" Kıvanç. "
Kıvanç kelimesi çıkmıştı ağzımdan. Harfler bieleşmişti. Sesim bana yabancıydı. Gözlerim hala kapalıydı. Kalkacak gücüm yoktu. Bir koku vardı. Ne kokusuydu bu. İlaç gibi. Biraz kokusunu alabiliyordum ve burnumu... burnumu kaşındırıyordu. Nerede olduğumu bilmiyordum. Etraf az önceye göre biraz aydınlanmış gibiydi. Görüntüler net değildi hala. Yalnızca gölgeler vardı. " Kıvanç. "sesim güçsüz ve halsiz çıkmıştı. Öyleydim de. Sanki saatlerce uyumuştum. Dilim, damağım, bedenim susuz kalmış ve kurumuştu tamamen. " S.. Su.. " sesim hala güçsüz ve halsizdi. Kıvanç ismini olmadığını fark ettim. " Sara. " dediğinde gördüklerine inanamıyor gibiydi sesi. Ne yaptığını göremiyordum. Göz kapaklarımı açacak gücü bulamıyordum. Açmak istiyordum. Karşımda duranı ve sesin sahiplerini görmek istiyordum. Etrafta hala ' dıt dıt dıt dıt dıtt dıt " sesi geliyordu. Gözlerimi açmak istiyordum.
Odadaki kadın " Hemşireye çağırayım ben. " dedi. Bu ses sanırım yanındaki kadının sesiydi yani hala demişti galiba. Gözlerim benim isteğim dışında kendiliğinden açılmıştı. Etraf fazla ışıklıydı. Gözlerimi sanki ben istememiştim gözlerimi açmayı. Hala " Dıt dıt dıtt dıt dıtt... " sesi geliyordu ama bu sefer daha sık arılıklıydı. Kim yapıyodu bu sesi. Bu sesi çıkarmayı bırakmalıydı. Neredeydim ben? Neden vücudum bu kadar ağırdı"
Kapı sesi duymuştum. Olduğum yere biri gelmişti. Etraf hala net değildi. Gözlerim acıyordu. Kapı sesi geldi. Bir şeylerin hışırtısı. Parmaklarım başka birisinin temasını uğradı. Biri parmaklarımı kavradı ve " Allah'ım sana şükürler olsun Sara beni duyuyor musun? " dedi. Bu ses onundu. Sesin sahibi : Kıvanç' tı.
Beyaz bir ışık kirpiklerimin ardından İris elime ulaştı ve yabancı madde müdahalesine maruz kalıp gözlerim kapandı. Yorgundum siren sesini duyabiliyordum. İlaç kokusunu alabiliyordum. Gözlerimi bir kez daha çabalayarak açmaya çalıştım.Gözlerimi kırpıştırdım. Görüntüler netlik kazanmıyordu. Gözlerimin önündeki kararmayı saymazsak bir surat vardı. Bana bakan simayı tam çıkaramıyordum. Biri vardı. Kısa saçlı biri. Bir erkekti. Kıvanç olmalıydı diye düşündüm. Tekrar gözlerimi kapadım ve kapının açılması ile birkaç ayak sesi duydum. Kulağıma tanıdık gelmeyen sesleri saymazsak en falza rahatsız edici olan şey sinyal sesiydi. " Dıt dıt dıtt, dıt dıt dıtt.. " . Bulunduğum yerde sinyal sesi duyuluyordu. O an isteğim gerçekleşti. Sesler gitti. Gözlerim odanı kaybetti
" Bir yaşlı kadın varmış , durgun bir hayatı ve dinç bünyesiyle kendince mutlu bir hayat sürüyormuş. Adı Dünya imiş. Bembeyaz saçları arasında daha da beyaz saçlardan başka bir şey yokmuş, bir de kırışık suratı... "
" Bir rüyaaaa diliyorumm sanaaa.... " diyen Cem ADRİAN 'ın sesi nini gibi geliyordu.
" Saraaa...... " bu bir bağırıştı. Biri bağırıyordu. Bu benim adımdı. Biri adımı bağırıyordu. Ses yabancı değildi. Onun sesine aşina olamazdım değil mi? Ama bu ses onundu: Kıvanç'ın.
" Şimdi yat uyuu.... " bu sefer Cem ADRİAN' ın sesi ninni gibi gelmişti. Daha sakin söylüyordu. Gerçekten sakindi. Fazla sakin. " Kim daha çok severseeee o yalnız kalırmış. " bu gerçekleri kanıtlaya bir söz ve ses tonuydu.
Düşüncelerimin kararlarıma temas etmesine olanak vermeden başka bir zaman makas vurdum.
Saçlarımın dengesiz ve Orantısız bir şekilde omzumda bitmesini karşımdaki aynada ki aksim'de görünce makası hareket ettirmeye son verdim.
" Ne renk bu? " diye sordu karşımda ki genç. Gözleri gözlerime sabitliydi.
" Bir şey demeyecek misin? " dediğimde gülümseyerek kızıl saçlarını geri attı. " Yakışmış. " dedi. Ağzımdan " Ha. " sesini çıkmasına engel olamamıştım. O ise gülümseyip. " Saçların. " dedi ve yanımdan geçip gitti. Ben gelip de gülümseyip duymayacağını bilsem de " Teşekkür ederim. " dedim.
" Hey saçına ne yaptın Sara ? ." diye köşeden bağıran erkekli kızlı gruba sadece baktım. Bakışlarımla... ne kadar değersiz olduklarını bildiğimi ve onlara da hissettiren bir bakıştı. Onlar da bunu fark etmiş olmalılardaki biraz geri çekildiler. Yüzleri düştü. Kendimden emin bir şekilde " Bilmek istediğinden emin misin Yasemin. " diye sorduğumda tek kaşım kalkmıştı. Sanırım değişimim gerçekleşmişti. Hem de fazlasıyla.
" Ali dikkat et... " biri bağırıyordu. Ali kimdi. Biri Ali adını bağırmıştı.
Ve bir anda gözlerimi açtım Etrafta ne olduğunu önem verecek gücü kendimde bulamadım. " Ahh... " demekten kendimi alamamıştım. Sinyal sesini tekrar algılamaya başladım. Bir ilaç kokusu da kendini gösterdi. Uyuşmuş tüm bedenim ağrıyordu. Çığlık atmak istiyordum. Sesimi duyurmak istiyordum. Hareket etmeliydim. Bir yerde yatıyor gibiydim. Kafamda bir ağrı vardı. Bedenimin her yerinde bir sızı. Kalbim varlığını hissettirmeye çabalıyordu.
" Beni duyuyor musun? " birinin soru sorduğunu işittim. Ses netti ama kestiremiyordum. " Korkmayın... " dedi biri. Benimle mi konuşuyordu? Kestiremiyordum. Ben.. Ben korkardım. Bütün yaşadıklarım bir birine girerken uykunun bastırdığı etki galip geldi. Kalbim kendini daha az fark ettitiyordu. Az önceki gibi değildi. Nefes alıp vermem hızlı hızlı ilerlerken birden daha yavaş alıp verilemeye başlandı. Bedenim beni dinlemiyordu. Gözlerim kapanıyordu. Gözümün üstünde bir ağırlık vardı. Kim gözlerimi açmamı engelliyordu? Bedenim normale girerken ellerime dokunan parmakları hissettim. Göz kapaklarımdan bir açıldı ve parlak bir ışık kendini gösterdi. Aynı işlem diğer gözüme de uygulandı . Ben de kolumda bir noktada gerçekleşen sızıntı hissettim.
Gözlerimi hafifçe yumdum .
Acı hissedilmeyi talep eder.....
Şu anda olduğu gibi...
₩ ₩ ₩
^^^
°Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz?
₩ ₩ ₩