4-"Küçük Bir Test"

2465 Kelimeler
Çok mutluyum. İçimde tarifsiz bir duygu kol geziyordu. Mutluluk bana her şeyi unuturup yatağımda mışıl mışıl bir uyku uyumama vesile olmuştu. Ne olur ne olmaz diye de saat 5 de kalkmıştım. Daha ilk günden geç kalmak istemiyordum. Yatağımda oturmuş Yasemin'i arıyordum. Gece nöbeti vardı yani şu an uyanık olması gerekiyor. Üçüncü çalışta cevapladı. "Ya kızım sen bu saate neden uyanıksın." Kıyamam sesi nasılda yorgun çıkıyor. "Sana da günaydın canım arkadaşım." "Daha yeni gün aydı bunu söylemek için mi aradın beni?" "Hayır, yeni işime gitmek için uyandım ve sana da haber vereyim dedim." "Yeni iş derken. Aaa yoksa seni kabul mu ettiler? Günseli sen şaka falan yapmıyorsun değil mi?" "Ne şakası kızım gerçek gerçek. Artık bu biricik arkadaşın Sarper Holding'in CEO'su olan Kenan SARPER'in kişisel asistanı." "Oha oha! Kişisel asistan mı? Günseli Allah için sakar olup yine kovdurtma kendini. Bak bu sefer altın kaşığı buldun düzgün kullan." "Elimden geleni yapacağım Yasemin. Bana şans dile lütfen. zaten elim ayağım şimdiden karışmaya başladı. Kenan Bey'i karşımda görünce bayılmasam iyidir." "Ama yani adama bayılmayan kız yoktur. Ah be keşke nişanlı olmasaydı." "Ne yapacaksın nişanlı olmasaydı nikahına mı alırdın?" "Senin nikahına alırdık fena olmazdı yani zengin CEO bir eniştem olurdu." "Saçma sapan konuşma be. O adam bana bakar mı? Sen nişanlısını görmedin galiba. Kız manken gibi. Ben bu kız hâlim ile düştüysem Kenan Bey nasıl düşmesin." "Aaa delinin lafına bakın. Vallahi benim arkadaşımında Kendall Jenner'den bir farkı yok. Hem senin kalçan ve göğüslerin yeter. O kız ne öyle kuru dal gibi." "Abart Yasemin abart. Ben işim oldu diye seviniyorum senin düşündüğüne bak. Neyse ben kapatıyorum hazırlanmam gerek." "Kızım saat daha 05:30 neye hazırlanacaksın?" "Olsun işimi garantiye almalıyım. Heyecanlıyım işte." "Tamam öncelikle panik yapma, sakin kal. Git papatya çayı falan iç. Şöyle göze girecek kıyafetler giyin. Sakın sünepe gibi giyinip gitme. Az makyaj falan da yap ki patronun ilgisini çek." "Off kapatıyorum hadi bay." Manyak kız ya. Ne ilgisini çekeceğim nişanlı adamın. Zaten ilgisini çeken kadını bulmuş. Yatağımdan kalkıp güzel bir duşa girdim. Güzel güzel yıkandıktan sonra bornozumu giyinip mutfağa geçtim ve sıcak su kaynattım ki papatya çayı içeyim. Hemen ordan da atıştırmalık bir şeyler hazırladım. Çayımı ve yaptığım sandiviçi yedikten sonra kişisel bakımlarımı yaptım. Uzun saçımı kuruladım. Acaba kessem mi diye düşündüm. Ama uzun saçlı olmak hoşuma gidiyordu. Hacimli gür saçım vardı. Kıyamazdım ki kesmeye. Yatağımın üstüne oturup gece Serkan Bey'in bana verdiği dosyaya bakmaya başladım. Kenan Bey hakkında tüm bilgiler buradaydı ve benim tüm bunları ezbere bilmem gerekiyor. Mesale en sevdiği yemeğin pırasa yemeği olduğunu bilmeliyim.Şekersiz kahve içmeyi tercih ettiğini. Tatlı olan her üründen nefret ediyor adam. Tatlı sevilmez mi ya? Hiçbir hastalığı yok, hiçbir şeye alerjisi yok, her gün saat 6 da koşuya çıkıyor, haftasonu spor salonuna gidiyor ve bunun gibi birçok şeyler. Aklımda tutabilirim bunları yani basit şeyler canım. Dosyayı bırakıp ayaklandım. Elbise dolabıma bakıp ne giyinsem diye düşünmeye başladım. Kumaş siyah pantolon mu? Yoksa kalem etek mi? Bence beyaz bol paça kumaş pantolon ve üstüne saten bordo renk bir gömlek. Evet harika olur. Siyah ince bir kemer ile gayet şık ve sade bir kombin olur. Hemen üstümdeki bornozu çıkarıp iç çamaşırlarımı giyindim sonra beyaz kumaş pantolonu ve üstüne gömleği. Dikkatle gömleği katlayıp düz bir çizgi oluşturdum. Siyah kemeri de taktım. Aynadan kendime baktım. Hiç dekolte vermedim ki gerek yok yani. Elimden geldikçe de sade bir makyaj yaptım. Ruj olarak bordo renk iyi olur diyerek abartmadan sürdüm. Saçlarımı açık bırakıp önden birkaç tutamı sabitleyip arkamda bağladım. Kulaklarıma da inci olan küpelerimi taktım ve bileğime ince siyah kemerli saatimi. Hazırdım işte. Boy aynasından kendime baktım. Tam bir old money kombini olmuştu. "İlk iş günün için ideal bir kombin." Saat 6 olmuştu bile ve benim 7 de adreste olmam gerek. Telefonumu elime aldım. Bir numara bana mesaj atmıştı. "Günaydınlar Günseli Hanım. Ben Serkan. Size attığım adres Kenan Bey'in evi. Saat 7 de orada olursanız çok iyi olur." Evine mi gidecektim? Doğruya ben kişisel asistanım. Benim görevim sadece Kenan Bey olacak. Peki ben buna hazır mıyım? Keşke yaşlı bir adam olsaydı be. Bu kadar heyecan yapmazdım. Yani adam aşırı yakışıklı olunca insan ister istemez etkilenebilir ve heyecan yapabilir. Çantamı elime alıp son kez aynadan kendime baktım. "Yapabilirsin." Kendi kendime gaz verip evden ayrıldım. Oturduğum apartmana yakın olan taksi durağına gidip hemen boşta olan bir taksiye bindim. Şoföre adresi söyleyerek yola koyulduk. Evi oldukça uzaktı ve taksimetre bana sen şimdi naneyi yemedin mi? Diyordu. Ne yapalım canım mecburuz. • Koca villanın kapısının önünde durunca cüzdanımdan içim kan ağlıyarak parayı çıkarıp ödedim. Eğer her sabah böyle olacaksa üç kuruş param vardı şimdi o da olmaz. Yeni gül gibi iş buldun ama hâlâ para dırdırı yapıyorum. Taksici benim inmemi söylemek adına kibarca baktı. Yani Allah'tan kibarca. Gülümseyip Taksiden indim hiç beklemeden gaza basıp gitti. "Şerefsiz bütün paramı aldın zaten ne bu tipler?" Neyse sakin ol Günseli. Tamam sakinim. Üstümü başımı düzeltip arkamda duran koca siyah demir kapıya baktım. Mübarek ev de taa ormanın içindeydi sanki, gerçi başka ev falan da görünmüyordu. Özel mülk olur tabii. Saçımı geriye atıp kapıyı çaldım. Doğru eve geldim değil mi? Mal mısın kızım sen ya? Adres bu işte. Koca demir kapı bir an da açılmaya başlayınca korkup geriye adımladım. Otomatik kapı. Ha şunu bileydin. Galiba iç sesim kendinden nefret ediyor. Kapı benim geçeceğim kadar açılıp durunca vakit kaybetmeden içeri girdim. Karşıma 3 tane korumanın çıkmasını beklemiyordum. Garipseyerek olduğum yerde kalakaldım. "Günseli Hanım buyrun" Önceden haber verilmiş olmalı. Ah şu an kendimi neden zengin sosyetedeki kadınlar gibi hissettim? Korumalara gülümseyip bana gösterdikleri yoldan yürümeye başladım. Kocaman ön bahçesi vardı tıpkı filmlerde gördüğüm gibi bir villa. Hemen yanda 3 tane lüks araç vardı. Belki de daha fazla arabası vardı. Ah ulan şu zenginler hayatı yaşıyor. Evin kapısındaki 4 basamağı çıkıp zile bastım. Acaba kim açardı? Çalışanı, ya da kendisi? Yok devenin nalı. Kapı açıldı ama tahmin ettiğim kişilerden alakası olmayan açtı. Kim mi? Kenan Bey'in nişanlısı olan Hilal. Saçları karışık, üstünde Kenan Bey'in olduğunu varsaydığım bir gömlek vardı. Yeni uyanmış olduğu çok belli. Gözlerinin altı şişikti ayrıca telefondaki hâli ve şimdiki hâli arasında dağlar kadar fark vardı. Demek tüm sır makyajdı. Kadın bana uykulu gözler ile bakıp esneyince benim de esnemem gelmişti. "Sen kimsin?" "Öncelikle merhaba, ben Kenan Bey'in yeni kişisel asistanı Günseli VURAL" Elimi nezaketten uzatıp gülümsedim. Ama Hilal denen bu kız bana küçümseyen bakışları ile bakıp burun kıvırdı. Şansım olsaydı bu kız ile karşılaşmazdım. "Öyle mi? Benim haberim yoktu." Demek sana söylemeye gerek duymamış. Hilal çakma sarı saçlarını bir tarafa toplayıp parmağındaki yüzüğü sanki gözüme sokmak için başını kaşıdı ve boynun sol tarafını çevirip arkasına bakıyormuş gibi yaptı ama asıl amacı boynundaki izleri bana göstermekti. Anladık gece yiyişmişsiniz de bundan banane ki. "Kenan Bey evde değil mi?" Hilal baştan aşağı beni süzüp kollarını göğsünde birleştirdi. "Koşuya gitmiş olmalı. Gelene kadar beklersin." Tam dedim beni eve alacak ama geri zekalı kız suratıma kapıyı çarptı. Sen dua et patronumun nişanlısısın yoksa senin saçını başını dağıtmıştım. Gözlerimi kapayıp sinirle soludum. Hevesimin içine etmişti. Kapıdan uzaklaşıp ön bahçeye baktım. Korumalar ortalıkta görünmüyordu. Acaba ne zaman biterdi ki koşusu? Kol saatime baktım. 07:23 ben tam vaktinde geldim. Kendisi geç koşuya gitmiş. Tabii gece yapmış sporunu biraz koşuya geç gideyim demiş. Alayla sırıtıp birkaç adımla ortada duran koca çeşmeye yaklaştım. Özel yapım olduğu ne kadar da belli ve suyu tertemiz akıyordu. Elimi içine uzatıp parmak uçlarım ile suya dokundum. Buz gibiydi hoşuma gitmişti. Evet yüzmek benim en sevdiğim hobiydi. Ama artık yüzümez olmuştum. İşlerim engel oluyordu. Ama eskiden ne güzeldi her gün sahilde denizin ve yüzmenin tadını çıkarırdım. O zaman bu ilk maaşım ile Yasemin'i de alıp günü birlik bir tatil yapalım. "Sen neden bura-" Gelen ses tok ve netti ama ani oluşu beni öyle bir irkiltti ki, refleks olarak elimdeki suyla birlikte havaya kalkmış kolum, hızla sağımda duran kişinin yanağına doğru şap diye indi. Su damlaları havada birkaç an asılı kaldıktan sonra, ağır ağır yere süzüldü. Ben ise şok içindeydim. Kalbim güm güm atıyor, ellerim titriyordu. Dokunduğum şeyi tanımaya çalışırcasına tokat attığım elimi tutup karşımdaki kişiye baktım. Ve... kahretsin. O an dizlerimden aşağıya doğru buz gibi bir şeyler aktı sanki. Karşımda, hafifçe başını sağa çevirmiş, çenesini sıkarak bana bakan kişi... Kenan Bey’di. İncecik bir an boyunca her şey dondu. Kuşların sesi kesildi, çeşmenin şırıltısı duyulmaz oldu. Zaman, tokadın çarptığı o yüzde asılı kaldı. Ben nefes bile almadan, sadece onu izledim. Ciddi ve keskin hatlara sahip yüzünde, ilk başta şaşkınlık, sonra sinir ve en son gururu zedelenmiş bir adamın ifadesi vardı. Yanağındaki ıslaklığı elinin tersiyle sertçe sildi. Kaşlarının arasındaki çizgi belirginleşti. O gözler… ah o gözler! Bana bakıyordu ama sadece bakmakla kalmıyordu; içimden geçen her şeyi duyuyor, her hatamı tek tek not alıyor gibiydi. İçimde bir ses bağırıyordu: "Aferin Günseli. Daha ilk günden patronuna tokat attın. Şimdi istersen gidip işten çıkma formunu da imzala, tam olsun." Daha demin ilk maaşımı alınca neler yapacağımı düşünüyordum. Hayal ettiğim küçük mutfak eşyaları, belki indirimde yakalayacağım bir parfüm... Şu an hepsi, yanı başımdaki taş çeşmenin içine düşüp boğulmuş gibiydi. O anları hayal ederken gözümde parlayan ışıklar, şimdi Kenan Bey’in keskin bakışlarının altında sönmüştü. Terliydi, üstünde kolsuz, vücut hatlarını bariz şekilde belli eden, koyu gri bir tişört vardı. Tişört, omuzlarına düşen birkaç damla terle koyulaşmıştı. Kaslı kolları ve belirgin damarlı bilekleri, istemesem de gözüme çarpıyordu. Altında koyu renk spor bir şort vardı. Her zamanki klasik, karizmatik iş adamı görüntüsünden bambaşka bir hâlde, daha doğal, daha gerçekti. Ama... şu an ne fiziğini inceleyip hayran kalacak ne de bu detaylara dalacak ruh hâlindeydim. Ben... tokat attım. Patronuma. İlk günümde. Boğazım düğümlendi. Ellerimi önüme kavuşturdum, ne yapacağımı bilmeden birkaç saniye daha öylece durdum. Gözüm onun yüzündeydi ama doğrudan gözlerine bakamıyordum. "Kenan Bey özür dilerim ben. Siz bir an da şey edince bende bilmeden yani yanlışlıkla, refkles olarak şey ettim size. Kusura bakmayın gerçekten. Asla bile isteye yapacağım şey değildi bu. Yani kimseye vurmam ben, şiddete karşıyım." Kenan Bey elini kaldırıp susmamı istedi. Bende son cümlemi yutup sustum. Sadece özür dileyecektin kızım adamın kafasını şişirmeyecektin. "Elin gerçekten ağırmış." Bunu bir iltifat olarak alıp gülümsedim. "Evet öyledir. Birine çaktım mı tam çakarım." Elime bakıp övündüm. Kenan Bey mendebur suratı ile bana bakmaya devam edince kendimi övmeyi kestim. Nemli siyah saçlarını karıştırınca gözlerim saçlarına takıldı, çok güzeldi. İnsanın uzanıp okşayası geliyordu. "Her neyse. Beni takip et." Önden yürüyünce kendime biraz zaman verdim. Yanağıma hafifçe vurup omuzlarımı salladım. Tamam dik dur hiç istifini bozma. "Sana beni takip et dedim." Kenan Bey evin kapısını açmış beni bekliyordu. Hemen hızla yürüdüm. Kenan Bey de evin içine girdi. Ay şu an utandım. İş için buradayım başka bir şey için ne utanıyorum ki. Evin içine girip kapıyı nazik bir şekilde kapattım. Büyük bir giriş vardı biraz adımladım ve hemen sağımda geniş, yüksek tavanlı salonu gördüm ve Kenan Bey'in boynuna sarılmış, dudaklarından öpen Hilal'i de. Öpüşmelerini izlemek için mi geldim? Başımı çevirip başka şeylere baktım. Evin içi renksizdi, krem duvarlar ve siyah, beyaz mobilyalar vardı. Ama yine de aşırı lüks ve konforluyum diye bağırıyorlardı. "Neden bana haber vermeden gidiyorsun? Seni yatakta göremeyince meraklandım." Bir insan nişanlısının her gün koşuya gittiğini bilmez mi? "Uyandırmak istemedim seni." Kenan Bey'in sesi bıkkınlık doluydu. Yandan baktım şöyle biraz. Hilal sümüklü böcek gibi adama yapışmış ama Kenan Bey tepkisizce iki eli yanında duruyordu. Onları izlediğimi görünce Kenan Bey ile kısacık göz göze geldik. Hemen bakışlarımı çevirdim. "Bu kız gerçekten yeni kişisel asistanın mı?" "Evet, bundan sonra benimle çalışacak." "Ama ben senin için birini bulmuştum. Adam işinde çok iyi biriydi." "İyi değildi Hilal, benim için çalışabilecek biri değildi. Çalışanlarımı nasıl seçtiğime karışma demiştim sana." "Ama-" "Daha fazla konuşma." Bana dönüp baktı. "Üstümü değiştirip geleceğim ve hemen Holding'e geçeceğiz. Günlük planı hazırladın mı?" Boş ellerime baktım. Dosyayı almadan çıkmışım ben. Keşke kendini de evde bıraksaydın. Kenan Bey başını sallayıp yukarı çıktı. Kesin içinden bana sövdü. Haklı ama. Offf daha ilk günden yerin dibine batıyorum. Hilal denen kız da alayla gülüp koltuğa oturdu. Hâlâ üstünde duran gömlek ile incecik bacaklarını gözlerime sokuyordu. Bu kız Yasemin'i dediği gibi çok zayıftı be. "Bence uzun süre kalacak gibi değilsin. Tahminen 1 haftaya kalmaz Kenan seni kovar. Uzun süre kişisel asistanı olarak çalışan kimse olmadı." "Belki ben olabilirim." Hilal bu dediğime kahkaha attı. Çok mu özgüvenli oldum? "Sen mi? Yeni yetme bir kız mı olacak?" Birden ayağa kalkıp dibime kadar geldi. "Bana bak Güneş misin Güneli misin? Her ne haltsan artık. Sakın yerini unutma, sakın Kenan'ı ayartmaya kalkışma. O benim ile nişanlı ve yakında evleneceğiz. Senin gibi sünepe bir kızın aramıza girmesine asla müsade vermem. Uzun süre falan çalışmayı da unut. Sana ilk maaşını verir sonra kovar o yüzden fazla ümitlenme." Sinir kat sayılarım fazla fazla artmıştı. Ben sadece işimi düşünürken bu manyak karının laflarına bak. Beni korkutmaya çalışan kızın üstüne gidip dik dik baktım. "Bu korkun neden? Müstakbel nişanlına güvenmiyor musun? Ben olduğum yeri bilirimde ama sen bilmiyor gibisin. Şu an ödün kopuyor değil mi? Kenan Bey'i etkileyip yatağına girmemden korkuyorsun. Ama korkma canım ben senin tanıdığın o kadınlardan değilim. Ne sen ne de şu parmağındaki yüzük umrumda değil. Benim tek umrumda olan işim. Senin gibi el bebek gül bebek büyümedim ben o yüzden sadece önümdeki gelecek ile ilgileniyorum. Bana attığınız iğrenç imalar ile boğulunuz Hilal Hanım." Alayla gülüp saçımı arkama attım. "Haa bu arada birbirinize çok yakışıyorsunuz. Kenan Bey'in gözlerinden bile belli sizi çok seviyor." Bana sinirle bakınca bende alayla dudak kıvırdım. Burada daha fazla durmak istemiyordum. Arkama dönüp hızla evden çıktım. Nasıl saçlarını yolmadan durabildim ki? Geri zekalının dedikleri iyice sinirlendirmişti beni. Hah! Ben nasıl böyle bir şeyi yapayım ya? Tamam adama yakışıklı dedik o kadar yani. Daha fazlası olamaz. ••• Şimdi Kenan Bey ile Holding'e doğru arabada gidiyorduk. Şoför kullanmaktan haz etmediği için kendisi kullanıyordu. Araba bana tüm sinirlerimi unutturmuştu. Hayatımda ilk kez böyle bir arabaya bitmiştim ama görgüsüzlüğümü kendi içimde yaşıyordum. "Kenan Bey." "Söyle." Bu hep böyle sert mi konuşuyor? Yalnız bu dediğin senin patronun. "Beni gerçekten neden işe aldınız? Hem bana verdiğiniz görevi de bitirmedim ve dosyayı az daha kaptırıyordum." Sona doğru sesim mahçup çıkmıştı. Hatta kucağındaki elime bakıyordum. Suçlu olacaktım az daha. "Hoşuma gittiğin için işe aldım." Bu dediği ile gözlerimi kocaman açıp baktım. "Ne!" Kenan Bey soğuk bakışları ile bana baktı. "Ne o Hilal'e yargı dağıtırken pek bir cüretkardın. Beni etkileyip yatağıma girmen senin için kolay mı olur sence?" Allah kahretsin her şeyi duymuş. Şu an daha çok utandım. Bakışlarımı çekip camdan dışarı baktım. "Kusura bakmayın ama nişanlınız kaşındı. Bana olur olmadık imalarda bulundu." "Kıskançlığından yapıyor. Sen onu kafaya takma." Öyle yapıyorum zaten. Kırmızı ışıkta durunca Kenan Bey nefesini dışarıya verdi. Parmakları ile direksiyona vurup sessizce durdu. "Bu arada gece gösterdiğin performans tebrik edilesi gerçi biraz pahalıya patladı ama." Neyden bahsettiğini anlamayarak başımı çevirip baktım. "Nasıl yani?" "Adamı fazla hırpalamışsın. Kafasına dikiş atıldı ve kaşını da yarmışsın. Bu kadar tepki vereceğini düşünmemiştim. Ama görevi başarılı bir şekilde geçtin. O yüzden şimdi buradasın." Hayretle açılan ağzımı kapttım. "Ne yani sizin en baştan beri bundan haberiniz var mıydı?" "Evet." "Beni kandırdınız." "Hayır sadece küçük bir test. Ve istediğim gibi yaptın. Günseli VURAL bundan sonra ne zaman gitmene izin verirsem gidebileceksin. Artık benim himayem altında olacaksın."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE