Yazar anlatımı... Aziz, Marin’i o kıstırılmış küçük odada dudaklarından öptükten sonra alnına hafifçe dokunmuş ve usulca fısıldamıştı: “Bu akşam seni bekliyorum.” Sonra da Yusuf geldiği için onu arayan annesinin sesiyle odadan çıkmalı olmuştu. Kapının ardında Marin bir süre öylece kalakaldı. Kalbi yerinden fırlayacak gibiydi, nefesi hâlâ düzensizdi. Yüzüne yerleşen o pembe utanç, boynuna kadar yayılmıştı. Parmaklarını dudaklarına götürdü istemsizce, biraz önce Aziz’in dokunduğu yere. Gözlerini kapatıp bir anlığına yeniden hissetmeye çalıştı. Aziz’in varlığı, sesi, hatta kokusu bile onun içinde kıpırtılar yaratıyordu. Ve şimdi, bu geceye dair söylediği birkaç kelimeyle, Marin’in kalbinde filizlenen o arzular çılgın bir coşkuya dönüşmüştü. Yaşayacakları, onun için bir ilk olacaktı... ama

