5. Bölüm

982 Kelimeler
Yanımda kıpırdama olunca bende uyandım. Kadınlığımda ki ağrı kurt kadın olduğum için erken geçmişti. İyileşmemiz insanlardan çok daha hızlıydı. Kurt kadın olmanın en çok bu yanını seviyordum. Kral banyoya geçerken bende gözlerimi açtım. Bakışlarım boş şekilde banyo kapısını izlerken Kral banyodan çıktı. Kısa süre sonra kapı çalınınca Kral "Bırakıp ayrılın" diye emir verdi. Bir süre sonra kapıya yönelip elinde iki su kaybıyla geri döndü. Banyayo yönelip, bir süre sonra geri döndü. Kapıyı kapatıp bana döndü. Ben şaşkınlıkla yüzüne bakarken, o sert ifadesini hiç bozmadan "Senin için sıcak su hazırlattım. Normalde burda sıcak su veya sıcak yemek yok ama senin için bunları temin ettim" dedi. Oturur pozisyona gelip başımı olumlu anlamda salladım. "Sular soğumadan duş al" dedi. Derin bir nefes alıp ayaklarımı yataktan sarkıttım. Kenardan sabahlığımı alıp üstüme geçirip ayağa kalktım. Arkama dönünce yatakta kendi kanımı gördüm. Örtüyü üzerine çekip Krala hiç bakmadan banyoya yöneldim. Banyoya girince sıcak suyu ılıklaştırıp sabahlığını çıkardıktan sonra yıkanmaya başladım. Bedenimi güzelce ıslattıktan sonra sabunla köpükledim. Ilık su ile durulandıktan sonra havluya sarılıp, saçıma bağladığım havlu ile odaya döndüm. Benden hemen sonra Kral banyoya girdi. Yatağa tekrar bakınca örtüleri değişmiş üzerinde kıyafetler vardı. Tüm bunları hizmetkarlar mı yapmıştı? Yoksa Kral'ın kendisi mi? Yok canım Kral neden böyle şeyler yapsın? Yatağa yaklaşıp hızla iç çamaşırlarını giyip ayaklarıma çorap soktum. Sanki seviştikten sonra ekstra üşümeye başlamıştım. Hiç vakit kaybetmeden elbisemi de giyip örtülerin altına girdim. Tamam kurtlar da kolay üşüyen canlılar değildi ama bu dünya da morg da yaşıyorum hissi uyandırıyordu. Ben yavaş yavaş ısınırken Kral havlu belinde banyodan çıktı. Bana bakıp yatağın diğer tarafında ki kıyafetlerine yöneldi. Bakışlarımı adamdan çekip diğer tarafa baktım. Seslerden giyindiğini anlıyordum. "Savaşçılarla artık istediğin gibi sarayın içinde veya dışında gezebilirsin. Onlarsız gezmeyi aklından bile geçirme. Sana tuhaf bakan vampirlere aldırma. Ve en önemlisi düşmanca kurulan sözlere alınma. Benim kadınım hakkında kötü konuşmak kimsenin haddine değil elbette ama seni aralarına kolay kolay kabul etmelerini bekleme. " dedi. Kaşlarım istemsizce çatıldı. Ne kadar güzel özet geçmişti. Tabi kendi zorluk yaşamayacağı için rahatça konuşuyordu. Hem kimin ne söylemeye hakkı vardı? Ben onların veliahtını kurtarmaya çalışıyordum. Bana minnet duymalılardı. " Tamam" dedim. "Senin için yan odaya hazırlatıyorum, üşümemek için orda takılabilirsin" dedi. Acıyla karışık boğuk sesiyle ona döndüm. Hasta gibi görünüyordu. Endişeli bir şekilde "Sen iyi misin?" "İyiyim sadece kana ihtiyacım var" diyince kaşlarım çatıldı. Umarım bahsettiği kan benimki değildi. Hızlı bir şekilde giyinip odadan ayrılana kadar onu izledim. Odadan çıkınca rahat bir nefes alıp bir süre daha yatakta takıldım. Isındığı mı hissedince yataktan inip kapıyı açtım. Savaşçılar her zaman ki yerindeydi. Odadan çıkınca yanıma geldiler. Birinin elinde kalın pelerin vardı. Pelerini bana uzatıp "Sarayın içi ve dışı soğuk Perla hanım. O yüzden bu pelerini giyinmenizi bizzat Kralımız istedi" dedi. Pelerini alıp giyindim. Kral düşünceli bir adammış saygımı kazanmıştı. "Teşekkür ederim" diyince başını salladı ve "Nereye gitmek istersiniz?" diye sordu. "Bahçe falan olabilir" Beni başıyla onaylayınca yanımda yerini aldı. Üçümüz birlikte koridorda yürümeye başlayıp merdiven başına geldik. Merdivenleri tek tek inince yine bir koridordan geçip bahçeye çıkmıştık. Bahçe boş gibiydi, sadece bir kaç tuhaf bitki vardı. Yani hayal kırıklığına uğramıştım. Hoş karanlığa yakın bir gündüzü düşünecek olursak böyle olmasına şaşmamalıydı. Boşuna çıkmış olmamak için biraz dolaşmaya karar verdim. Dolaşırken aklıma dolan düşüncelerle beni koruyan kadınlara dönüp "Kan ile besleniyorsunuz değil mi?" diye sordum. Kadınlar önce birbirine bakıp, daha sonra bana döndü. "Evet" Verilen kısa cevapla hayal kırıklığına uğradım yeniden. "Yani nasıl kan ile besleniyorsunuz? Birbirinizi mi dişliyorsunuz?" diye sordum tekrar. "Hayır biz haftanın iki günü kan veriyoruz. O kanlar özenle saklanıyor ve haftada iki kez o kanla besleniyoruz. Ama Kralımız farklı. O iki günde bir taze kan ile besleniyor." "Nasıl?" "Bunu bizden duymuş olmayın ama özel bir kan aldığı vampir grubu var. Grup kızlardan oluşuyor. İki günde bir sizin deyiminizle onları ısırıyor" kaşlarım çatıldı. "Neden sadece kadın?" "Çünkü kanları daha taze ve rahat sindiriliyor" Şuna sapıklık olsun diye onlardan kan alıyor demiyor da. Sabah ki kazandığı saygımı an itibariyle kaybetmişti alçak Kral. Kadınlarla oynaşırken emmek daha güzel demiyor da taze ve sindirilir olduğu için kadınları emiyormuş. Tövbe tövbe bu emme işi de nerden çıkmıştı. Ulan hayatıma ilk defa bir erkek girmişti oda emmeli gömmeli bir şekilde girmişti. Düşüncelerimin saçmalığına yüzümü buruşturdum. Sanırım anlaşılmıyor olmak psikolojimi bozmuş, kendi kendime konuşmaya başlamıştım. Ayıp olmasın diye biraz daha dolaştıktan sonra "Beni odama götürür müsünüz?" diye sordum. Kadınlar başını olumlu anlamda sallayınca yine üçlü olarak yürümeye başladık. Beni odamızın yanında ki odaya bıraktılar. İçeriye girince ılık bir hava beni karşıladı. İstemsizce ılık havayı içime çekip odaya girdim. Odada yatak ve bir gardrop vardı. Merakla gardrobu açınca kıyafetlerimi gördüm. Şimdiden sonra bu odada mı uyuyacaktım? Odanın her yerini inceledikten sonra pelerini çıkarıp yatağın üzerine çıktım. Oda ılık olduğu için artık örtülere fazla ihtiyacım yoktu. Belli bir süre tek başıma takıldıktan sonra yine sıkılmaya başlamıştım. Acaba koruma kadınları içeriye çağırıp sohbet etsem ne olurdu? Yok canım buda tuhaf olurdu gibi. Bıkkın bir nefes verip duvarlara bakmaya devam ettim. Çünkü yapacak bir şey yoktu. Saatler sonra Kralın kokusu yaklaşmaya başlayınca mutlu oldum. Kapının çalınmasıyla Boğazımı temizledim. Kral kapıyı açıp içeriye girince onu süzdüm. Sabah ki hastalıklı hali gitmiş çapçanlı bir bedenle geri dönmüştü. Taze kan sağolsun. "Nasılsın?" diye sorunca "İyiyim" diye cevap verdim. "Ben sıcak ortamda fazla duramam. O yüzden sana bir soru sorup odadan ayrılacağım" diyince merakla beklemeye başladım. "Burda mı uyuyacaksın? Yoksa benimle mi?" diye sorunca hiç düşünmeden hemen atladım ve "Seninle uyuyacağım tabiki" dedim. Sonra düşününce yanaklarım kızarmıştı. Kralın yüzü şaşkınlıktan yumuşak bir ifadeye dönerken "Yani burda yeni olduğum ve tek tanıdığım sen olduğun için öyle diyorum" dedim mükemmel ötesi bir açıklama yapmış bir özgüvenle. Aman her neyse. "Tamam her gece burdan seni alırım" dedi. Yataktan inip odada ki gardroba yöneldim. İçinden peluşlu pijama takımı çıkarıp yatağın üzerine koydum. Kral arkasını dönünce elbiseyi çıkarıp pijama takımını giydim. "Hazırım" diyince Kral kapıya yönelip kapıyı açtı. Bende peşine takılıp onunla odasına gittim. Zaten yalnızlık beni bunaltmaya başlamıştı birde tek konuştuğum kişiyi kaybedemezdim kimse kusura bakmasın. Madem beni buralara kadar kaçırttı o zaman derdimi çekecekti...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE