Ölüm, insanı kendine getiren tek şeydi belkide. Siyah mermer taşa sessizce bakıyorlardı. Geleli bir iki dakika olmasına rağmen ikisinin de ağzından tek laf çıkmamıştı. Eflin, Çakırbey'in hazır olmasını bekliyordu. Çakırbey ise her zaman ki gibi mezar başlığında yazan babasının ismine gözlerini dikmiş, çocukluğunu düşünüyordu. Babasının ona öğrettiklerini, annesine olan düşkünlüğünü ve annesinin uzun zamandır parlamayan gözlerini düşünüyordu. Kendinden bihaber olan eli sımsıkı yumruk olmuş bütün damarları patlayacakmışcasına gerilmişti. Genç kızı geride bıraktı ve ilerleyerek mezarın yanına oturdu. Koskoca adamın omuzlarının çökmesi Eflin'in içini ezmişti. Nasıl bir acı çektiğini gözleriyle görüyordu. İlk defa orada, heybetli Çakırbey'i değilde küçük Poyraz'ı görüyor gibiydi. Kocaman om

