2.Bölüm

4342 Kelimeler
İnsanlar....ikiye ayrılır genelde. Biri iyi , biri kötüdür ama şuan bir çeşit daha olduğunu öğrendim, tiksindirici ve gaddar. Kötüden ziyade bu. Kötü dediğin kötülük yapar ama tiksindirici ve gaddarın yaptığı başka şeylerde vardır. Mesela şuan karşımda duran iki çocuk. Öyle bir bakıyorlar ki bana sanki bana....sanki,kötü, mide bulandırıcı bir şey yapacakmış gibi, ki öyle. Yutkundum ve dudağımı dişledim. " ne..istiyorsunuz?" korku ile ağzımdan çıkmasını başardığım cümle ile ikisi de ufaktan gülüştüler ve kumral saçlı olan bana bir adım daha yaklaştı. Elini kulağıma götürdü ve "ne istiyoruz, ha?" dedi. Siyah saçlı çocuğa dönüp anlamlı bir bakış attı ve kulağıma fısıldadı. "sence...ne istiyoruz biz Londralı?" nefesi kulağımı huylandırmaktan başka hiçbir şey yapmadı o an. Hani derler ya öyle olunca etkilenirsin felan o söz sadece bunu sana yapan kişi sevdiğin kişi olduğunda oluyormuş, çünkü şuan...tiksindim. Çocuk geri çekildi ve üzerime doğru yürümeye başladı, bende doğal olarak geriledim. Ve sonunda bir yere çarpıp durdum. Duvar. Lanet olsun sana! Sırtımda oluşan ufak ağrı iki üç saniye sonra yok oldu ve rahatladım, ama rahatlayamadım.. karşımda böyle belalı iki tip varken nasıl rahatlayabilirdim ki? Çocuk güldü ve " dedikleri kadar varsın be Öykü" dedi , ağzından garip bir ses çıkardı, sanki bir şeyi içine çekmek istermiş gibi. Ve şuan titremekten başka hiçbir şey yapamayan ben bu durumdan pekte olumlu şeyler çıkaramıyordum açıkçası bir şeyler oluyordu. Siyah çocuk ise nedensizce bakıyordu bana, o daha garipti, üzgün gibiydi, bana öyle bir bakıyordu ki bir aydır konuştuğum bir arkadaşım olup böyle baksa bana aşık olduğunu düşünebilirdim. Kahve saçlı çocuk dudaklarını omzuma bastırınca gözlerimi yumup bir umut birinin gelmesini bekledim. Sadece bekledim. Ama o an hiç beklemediğim bir şey gerçekleşti, gerçekten de hiç beklemediğim. Çocuğun yükü birden üzerimden kalktı. Gözlerimi açtığımda siyah çocuğun kumral saçlı zorbaya yumruk attığını gördüm. "o kıza bulaşmayacaksın piç!" dedi. Bu çocuk kimdi? Onun yani Fatih'in arkadaşı olduğunu sanıyordum oysaki.. belki de öyleydi ama..ona neden vuruyordu? "buğra! Ne yapıyorsun sen?" çocuk çok şaşırmıştı, bende öyle. Buğra olduğunu öğrendiğim çocuk resmen beni kurtarmıştı şuanda ve ben o kadar mutluydum ki buradan bir an önce sıvışmam gerektiğini unuttum. Arkamı dönüp gidecekken sesini duydum "bu seni son görüşüm Öykü,senin de beni. Dikkat et fatih gibi çok kişi bulunur bu okulda.incinmeni istemem" ve buğra son bir kez baktı bana,daha sonra ise gitti. Ve be yaklaşık on beş saniye fatihe baktım anlamsızca,ve sonra burada bulunmamın güvensiz olduğunu hatırlayıp oradan yavaş adımlar ile uzaklaştım. Kim bilir teyzem beni ne kadar merak etmişti? Ya da etmemişti? Dudağımı dişlemiş okula doğru ilerlerken onu gördüm yine.Ateşi. Yanında iki kız vardı, bir de sürekli yanında olduğunu düşündüğüm bir çocuk, yakışıklı bir çocuk. Maalesef ki onların yanından geçmem gerekiyordu ve maalesef ki geçecektim. Çantamı sırtıma iyice yasladım ve bakışlarımı onlardan uzak tutmak istercesine yürümeye başladım, ama yine de üç saniyenin iki saniyesi oraya bakıyordum. Kızlardan biri kumralken diğeri sarışındı ve Tanrı şahit , ikisi de oldukça güzeldi. "oo! Yeni kızımız nasıl bakalım?" sarışın kızın sesini işittiğimde garipser bakışlar atmakla yetindim ama sonra kızın bana doğru yürüdüğünü gördüm ve durdum. Ne yapmam gerekiyordu? Diklenecek miydim? Yoksa susacak ve gidecek miydim? "sen..sana diyorum kumral kız! Duracaksın!" kız oldukça eğleniyormuş gibi görünüyordu, ve kızda kötü kız havası vardı,cidden. Ayakkabılarıma birkaç saniye boyunca anlamsızca baktım,tam yürüyecekti ki kızın önüme geçmesi ve durmama sebep olması bir oldu. "kumral kız ne oldu sana? Ürkekmişsin ya sen, halbuki okuldaki herkes bize rakip olacağını söylüyordu..?" diğer kıza baktı ve "bu kız mı?" güldü. "hiç sanmıyorum.." o sırada Ateşe baktım, deri ceketi ona çok yakışmıştı, kumral saçlarını diklemiş ve dışarıya karşı kötü bir görünüm yaratmıştı. "cemre senle uğraşamam, bırak kızı gitsin ve geleceksen gel, yok hayır diyorsan seni beklemem!" ateş arkasını dönmüş arabaya binecekti ki o an hiç beklemediğim o an , kızın saçımı tutması ve yine beklemediğim bir anda çekmesi bir oldu.tabi benim büyük bir çığlık atmamda. "aaaaaaaaaa!!!" sesim o kadar gür çıkmıştı ki bu sese kimse dayanamazdı galiba,saçımın kafatasımdan ayrıldığını düşünüyordum şuan çünkü o acıyı şuan sizlere ancak böyle tarif edebilirim, enfes bir acıydı. Özellikle de benim gibi saçlarını çok seven bir kız için. Ve attığım çığlıkla beraber kızın elini saçlarımdan çekmesi ve ateşin gelip cemreyi itmesi bir oldu. "cemre kendine gel!" dedi aynı anda tehditkar dolu bakışları ile. "senin saçma işlerinle uğraşamam, bir daha böyle bir şey görürsem, gruptan çıkarsın, bir daha dönmemek üzere" Cemre duyduğu cümle ile afalladı ve dudağını dişledi. Bana kötü kötü baktıktan sonra Ateşin peşinden yürümeye başladı, ateşse bana bir kere olsun bakmamıştı ve ben sadece ona bakıyordum,tezatlık! Elimi derime götürdüm "sürtük.." diye fısıldadım sadece, "pis sürtük..." okula yeni gelen kız ben olabilirdim,evet. Kuralları bilmiyordum,evet ama bu okuldaki o saf kız ben değildim, ve bilmeleri gereken bir şey vardı ki eğer benimle oyun oynarlarsa, bir hamle yapmalarına izin vermeden oyunu şah mat icabı bitirirdim, çünkü daha önce defalarca kez yenilmiştim ve kaybetmenin ne demek olduğunu bilirdim,kazanmanın da. Elimle saçımı düzelttikten sonra teyzemin dediği yere doğru ilerlemeye başladım, yeni okul,yeni ortam..bu her ne kadar en nefret ettiğim kısım olsa da alışmak zorundaydım, çünkü dediğim gibi bunu ben seçmiştim ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu, orta uyum sağlamak dışında.. ** "öykü! Beni ne kadar da korkuttuğunu biliyor musun sen?" teyzemle eve doğru gidiyorduk, o bir yandan arabayı sürüyor bir yandan da beni azarlıyordu. Bense üzgün olduğumu belli edecek bir şekilde bakıyor ve "üzgünüm teyze,gerçekten..başka bir yerde beklemiştim.." gibi cümleler kurarak teyzemin sinirini azaltmaya çalışıyor ama bir sonuç alamıyordum. "bak öykü,sen bize anne babanın emanetisin kzım, sana bir şey olursa biz ablama babana ne deriz? Dahası sana bir şey olsa biz ne yaparız? Bizi anlamanı umuyorum çünkü gayet açık konuştum,sana zarar gelmesi ben ve eniştenin isteyebileceği son şey, o yüzden lütfen okul çıkışında dediğim yerde bekle zaten buraya uyum sağladığın zaman istediğin yere gezmeye yollayacağım seni ama önce bu şehri tanıman gerekiyor,İstanbul büyük bir şehir ve çarşıda bir anda kaybolabilirsin.." sustu ve nefesi üfledi. "İstanbul'da siyah olman gerekir öykücüğüm,yani sert. Ama sen beyazsın,masumsun ve hemen kırılırsın,kaybolursun..bana benziyorsun aslında.bende senin gibiyim,ama ben alıştım.." iç çekti. "arkadaş edindin mi?" gülümsedim ve cevap verdim. "gibi gibi, misperi adında bir kız var birkaç kişi daha ama onlarla pek konuşmadım, gün boyu misperi ile dolaştım.." "misperi mi? Bizim misperiden mi bahsediyorsun acaba? Gözlük takan güzel bir kızdır?" başımla onayladım. "evet gözlük takıyor ve kumral bir kız.." "ah evet o, neyse hadi gel bagajda akşam yemek için aldığım birkaç şey var sen geç içeriye ben geleceğim." Dedi ve anahtarı uzattı. Anahtarları aldıktan sonra çantamı omuzlarımdan geçirip yürümeye başladım. Teyzemi henüz bir gündür tanıyor olsam da çok iyi biri olduğunu seziyordum. Annemden geri kalmıyordu maşallah. Azarlamalar da bir numara olan annem! Kapıyı açtıktan hemen sonra yukarı kata çıktım ve kendimi odama attım. Bu oda eski odama nazaran daha emo kız tarzındaydı. Gitar,simsiyah bir yatak...şikayetçi olduğumdan değil de ne bileyim bir garip gelmişti. Okul berbat geçmişti , bir tek Misperiyle tanışmam ve uçaktaki çocuğun isminin Ateş olduğunu öğrendiğim için mutluydum. Misperi gerçekten iyi bir kız gibiydi,yani bana yakın gelmişti. En azından eski arkadaşımdan çok çok iyiydi bundan onu henüz beş saattir tanıyor olmama rağmen emindim, bu konuda anlaşalım önce. Üstümü giydikten sonra valizimden bilgisayarımı çıkardım. Misperi watsapp için telefonunu vermişti ancak cevap vermiyordu bende ne yapsam acaba diye düşünüyordum,ama bir dakika facebooku vardı öyle değil mi? arama motoruna Misperi Aykan yazdım ve aradım. Hemen çıktı, tıkladım ve istek yolladım , profil fotoğrafı hoş bir fotoğraftı, gözlük takıyordu ve yanında bir kız ile saçma pozler vererek tatlı duruyorlardı. Altta bir şey dikkatimi çekti ve aşağıya indim. "Karahan Lisesi" Sanırım okuldaki kişilerin ekli olduğu bir gruptu, merakımı gidermek için tıkattım ve hemen açtım . Bir sürü durum gördüm ancak en üstteki durumu okuduğumda .. "Okulumuzun yeni güzeli:Londra'lı. Hayır,hayır. Adı bu değil ancak gelin görün ki güzelimiz daha ilk günden okulumuzun diğer güzelleri Cemre ve Banu'ya yetişti. Yoksa yeni güzelimiz Londralı mı? Hey! Bu yeni kız da kim?" Haber tam olarak buydu ve ben..şuan ne yapacağım bilmiyordum, öfkelenmeli miydim? sevinmeli miydim? bağırıp çağırmalı mıydım? ne yapmalıydım? işte bunu bilmiyordum! Durumu okuyunca moralim bozuldu bende bilgisayarı kapattım ve yaklaşık beş dakika boyunca tavanla anlamsız bir şekilde bakıştım, daha sonra bedenim ayağa kalkacak gücü bulduğunda ayaklandım ve "moralimi bozmayacağım.." diye mırıldandım. Aşağı kattaki fortmantoda bulduğum pembe ev terliklerini ayağıma geçirdim ve saçımı topuz yaptıktan sonra aşağı kata indim. teyzem mutfakta bir şeyler hazırlıyordu bunu duyuyordum. hani normalde yeni bir yere gelince utangaç olunurdu ya, nedendir bilmem ben fazla utangaçtım. teyzem çağırmasa odadan çıkmazdım aslında ama annem böyle olmamamı teyzemle hep iletişim halinde olmamı ve uslu akıllı bir genç kız olmamı söylerdi, bende öyle yapacaktım çünkü Öykü Suskun olmak bunu gerektiriyordu, asil olmak bunu gerektiriyordu. "merhaba teyze....ne yapıyorsun?" utangaçlıklarla kurduğum cümleden sonra teyzem kestiği biberi tavaya koyup bana döndü. üzerinde yeşil bir bluz ve eşofman vardı ,saçını da aynı benim gibi topuz yapmıştı ve gözlük takıyordu, gözlük onu garip gösterse de hala tatlı teyze profili vardı. "yemek hazırlıyorum canım benim sen ne yapıyorsun?" elimi teyzemin omzuna koydum ve bir anlığına utangaç yeğen profilinden çıkmak istedim. "ben..öyle ya, okuldaki misperi ile konuşacaktım ama açmadı, kitap okuyacağım sanırım.." "hım..sende romancısın demek,ne diyecektim, sofrayı kurmama yardımcı olur musun?" başımla onayladım ve gösterdiği yerden tabakları çıkardım. O sırada kapı çaldı, büyük ihtimalle Faruk eniştem gelmişti. "ben bakarım!" dedikten sonra tabağı masaya yerleştirip kapıya yöneldim. kapıyı açtığımda Faruk eniştemin elindeki gazeteye bakıyor olduğunu gördüm. "hoş geldin, enişte!" dedikten sonra gülümseyerek geri çekildim ve eniştemin içeriye geçmesini bekledim. eniştem içeriye geçtikten sonra gazetedeki yazıyı tekrar okudu ve "bu çocuğa da yetti artık!" dedi. kaşlarımı çattım, ne olmuştu ki şimdi? "bi şey mi oldu enişte?" dediğimde bakışlarını gazeteden bana çevirdi ve "ah,hayır bir şey olmadı nasılsın bakalım?" dedi. Ama bir şey vardı,kesinlikle bir şey vardı,emindim ki bir şey vardı çünkü faruk eniştemin suratı bir anda değişmişti. yine de üstelemedim. "iyiyim.." . "Öykü okulla ilgili bir problem var mı?,varsa çekinmeden söyle lütfen,annenlerle konuşur, özel okula alırız?" " hayır bir problem yok teyze" dedim ve odama çıktım. Ne diye öyle demiştim ki?! Nerdeyse tecavüze uğrayacaktım ama hep özel okulda okuduğum için şımarmıştım ve artık şu yaşımda böyle olmamam gerekiyordu. Yani belki de vardı ama artık kayıt olmuştum ve geri dönüşü de zordu. Zaten hep o şımarık veletlerin yanında bende şımarmıştım,daha fazla şımarmak istemiyordum. Telefonuma bakınırken gelen bildirilere baktım,o ara Misperinin mesaj attığını gördüm. "Londralı? kızım yeni ad takmış sana bunlar " yazıyordu. nefesimi verdim, bu iş büyüyecekti,biliyordum.. "Gördüm,Misperi , ne yapacağım?" deyip saçımı ağzıma götürdüm ve cevap bekledim ,endişeli olduğum zamanlar hep böyle yapardım. Ekrana baktığımda cevap yazıyordu. "O lakaptan kurtulacaksın! Sen öyküsün, Londralı değil kızım!." ¤¤¤ " Planın ne Misperi? gerçekten bu lakaptan kurtulmamı sağlayacak mısın? henüz ne yapacağını bile anlamadım ama ?" merakla dolu cümlem karşısında Misperi sadece susmayı tercih etti, bir cevap verse iyi olurdu. nefesimii üfleyince gözlerini devirdi ve "Seni bu lakaptan kurtaracağım ,merak etme" dedikten sonra merdivenden çıkmaya devam etti ,tabi bende onu takip ettim. Okula Misperinin planı uygulayacağız demesi üzerine erken gelmiştik, şuan ise okulun üçüncü katına çıkıyorduk. "Bu oda "deyip gözlerini kıstı ve tatmin olmuşça baktı. " ne bu oda?" dedim, Misperiye ne oluyor ahbap dercesine bakarken. hiç bir şey anlamamıştım açıkçası. " senin dedikodunu yapan kişi paylaşımlarını hep buradan yapar. Okul ona haber yapması için bilgisayar verdi. Ancak eve götürmüyor. Her neyse f*******: hesabından hiç çıkmaz" deyip kapıyı açmaya çalıştı ama tahmin edildiği gibi kilitliydi. "Ne yapacağız?" deyip umutsuzca baktığımda "O durumu düzelteceğiz." Deyip saçlarını savurdu ve geri zekalı mısın sen? İfadesini takındı. "Nasıl?" Dedim ve şaşkınca baktım Misperi'ye. Anahtar bil yokken ve kapıyı açamayacakken nasıl düzeltecektik ? " kızım odanın kapısını açacak ve f*******:'a girip durumu düzelteceğiz anla işte "odasının kapısını nasıl açacaktık? kilitli değil miydi ki? "Kapının kilidini nereden bulacağız peki ? deyip eteğimi düzelttiğimde elinde bir anahtar çıkardı ve "Bunu mu arıyorsun? dedi "kızım sen var ya nereden buldun anahtarı?" deyip anahtara kurtarıcım gibi bakarken sırıttı "Eh benimde kendi çapımda tanıdıklarım var" dedi. gözlerimi devirmekle yetindim çünkü yalan söylediğini biliyordum "Misperi.." "Tamam,tamam . Kızma ama o sayfanın sahibi benim arkadaşım" Duraksadım. "Neden sana kızayım ki ?" "Çünkü o durumu atarken yanındaydım ancak dikkat etmemiştim eve gidince durumu gördüm ve kızdım kendime" suratını astı ve kapıya doğru yaklaştı, benim için sorun değildi, sonuçta bunu o yapmamıştı. "Sorun değil,hadi aç" dudağımı dişledim,umarım bu işe yarardı çünkü yeni geldiğim şu okulda huzurlu olmak istiyordum "Peki hazırsan" *** ¤¤¤ Durumu düzelttikten sonra sınıfa gitmiştik. bu durumu düzeltmenin ne faydası olacak hiç bilmiyordum sonuç olarak gören görmüştü değil mi? Ama en azından daha fazla kişi görmeyecekti. neden yeni gelen kıza böyle davranıyorlardı ki? yeni geldiğim için bu okuldaki kızlardan bir farkım mı oluyordu? gerçi terbiyesiz olanlardan farklıydım ama...Neyse saçmalamayayım şimdi.. Ateş henüz gelmemişti,zaten gelse de bir şey fark etmiyordu. Sıraya oturuyor,ders boyu duvara bakıyor ve gidiyordu. Okulun ikinci günü olmasına rağmen Ateşin ne kadar da çekici bir çocuk olduğunu anlamıştım. tamam ben erkeklerden acayip anlayan bir kız değildim öyle olsa lise dört'e kadar iki sevgilim değil en az yirmi sevgilim olurdu ki tolga dışındaki diğer sevgilim çocukluk sevgilim gibi bir şeydi. sadece bir gün sürmüştü,saçmalığın tekiydi... Hoca sınıfa girdi,ve kendi masasına geçti. Ders başlayalı on dakika olmuştu.Bense dersi anlamamama rağmen anlıyormuş gibi kafa sallıyor adamın beni kaldırmaması için dua ediyordum. Bir anda kapı çalındı ve o yüz görüş alanıma girdi. saçlarını her zaman ki gibi arkaya doğru atmış kendinden emin bir şekilde bakıyor ve yürüyordu. Tanrım..o gerçekten çekiciydi. ya benim hormonlarım da bir sorun vardı ya da ben bir sapıktım; ki şuan birinci seçenek daha mantıklıydı çünkü ben sapık bir kız değildim. sadece yakışıklı birini görünce dönüp bakıyordum. belki şuan bana diyorsunuzdur ki ,kesin sapık değilsin, kesin falan da gerçekten yakışıklı birini görünce bakmıyor muyuz ki? bakıyoruz...bu bir gerçek. ister inek olun ister tembel. hepimiz insanız.. Teneffüse yirmi dakika gelen Ateş,ve öğretmen. cidden öğretmen kızmayacak mıydı? ne bileyim, ateş neden geç kaldın gibisinden bir şeyler söylerlerdi ya...demek burada söylenmiyormuş. öğrendiğim iyi oldu,artık derslere geç kalsam ds dert olmayacak o halde. Birkaç dakika sonra duyduğum ses beni o yöne çevirdi. "Öykü kalk" kalın sesli Trigonometri hocasına döndüm ve dediği şeyin anladığım şey olmamasını diledim. "Buyurun hocam?" dediğimde elindeki tahta kalemini uzatıp bana gel şuraya şımarık kız hissiyatını veren bir bakış yolluyordu. "Şu problemi çöz" dedi,okul açılalı bir ay olmuştu ve bu konu öğrenilmiş olmalıydı ancak ben okuldan 2 hafta önce ayrılmıştım,her gün o iki geri zekalının yüzünü görmek berbattı. O an elime bir şey tutuşturuldu. Ateş "cevap,kalk çöz " diye fısıldadığında ne yapacağımı bilemedim. Ateşin doğru cevabı verdiğini ne bilecektim ki? Diye düşünsem de ben soruyu bile bilmiyordum. Ayrıca çalışkan bir tipe de benzemiyordu. Hemen kalktım ve kağıdı belli etmeden soruyu çözdüm,daha doğrusu elimdeki kâğıtta yazan cevabı tahtaya aktardım. "Aferin.." cevabıma birkaç kez baktı ve tatmin olmuş bakışını yolladı "doğru. Yerine geç "Hoca şaşkın görünüyordu , kaşlarını kaldırıp yerine oturduğunda paytak adımlarla sırama geçtim. "Şey.." deyip duraksadım, ne diyecektim ? konu açmaya çalıştığımı düşünebilirdi. Ateş'e yöneldim,bu çocuğa teşekkür etmek istemiyordum ama onun sayesinde sınıfın önünde tembel konumunda kurtulmuştum, bu yüzden teşekkür etmem şarttı sanırım. "Teşekkür ederim" Cevap vermesini bekledim ama vermedi. Kendi paşa gönlü bilir diye tısladı iç sesim ancak bir cevap almak istiyordum ,dediğim şeyin karşılığını vermeliydi. "Bir cevap verebilirsin?"  hoca o sırada bakışlarını bize doğrultunca tahtaya baktım ama bir tarafım ondan cevap bekliyordu. Nefesini üfledi.Elini saçlarına götürdü ve saçlarını karıştırdı.  "İyi. Rica ederim. Oldu mu?"  OLMAMIŞTI. daha insancıl bir şekilde bir cevap bekliyordum. "cevabı nasıl buldun?" konuyu değiştirdim, gerçi konu da yoktu ortada neyi değiştiriyorsam artık. "buldum işte. önemi mi var? çok konuşmak istiyorsan git arkadaşlarınla konuş benimle muhattap olma anladın mı?" cümlesi beni kırmadı,sadece sinirlendirdi. beni kırmamıştı çünkü benim için önemli olmayan birinin cümlesi umurumda da olmazdı. "Anladım,soğukkanlı olmak için doğmuşsın sen" dedim ve ondan her hangi bir tepki ya da cevap beklemeden misperinin tarafına döndüm ki bana "aynen öyle ,sonunda anladın" gibisinden şwyler demesin. ** Ertesi gün teneffüste Misperi kafeterya'ya geçti, yer tutacaktı . Ben de çantamdan paramı arıyordum o sırada ama bulabildiğim söylenemezdi, neredeydi bu para? Bir daha ki sefere bir cüzdan kullanmalıyım diye not ettim aklıma. Sınıfta benim dışımda hiç kimse yoktu tüm sınıfta açtı ben ve Misperi gibi. Paramı çantamın derinliklerinde ararken bir anda açık olduğundan emin olduğum kapı kapandı. İrkildim ve kaslarımı çatıp gelene baktım. Şaşkınca etrafıma bakınırken kumral bir kız karşımda belirdi. Giydiği minik etek bacaklarını ön plana atarken gömleğinin ilk iki düğmesini açması göğüs dekoltesi veriyordu , saçları özenle düzleştirilmiş ve hafif bir makyaj yapılmıştı. Sanki okula değil de alış veriş merkezine gidiyor gibi görünüyordu. " Londralı sen misin?!" bu cümleyi duyana kadar gayet sakindim ama sinirlerim depreşti! Ne bu Londralı! Londralı! Yetti artık şu lakap! Sanki adım Öykü değil de o ! Bana bu tepkiyi verdiren o lanet olası lakaptan bıktım artık. İnsanı bıktırıyorlardı, "Bana! Öyle , hitap, etme!" diye çıkıştım ve kıza ölümcül bakışlar atıp paramı aramaya devam ettim. Kötü kız imajı yaratmak istiyordum sanırım ama pek başarılı olamamıştım yani kız pek korkmuş  gibi değildi. bunu pek umursamıyordum ama hoşlanmadığım bir isim söyleyen bir kızı da korkutmak istemiştim. Bu okul dedikodu okulu olmalıydı. Tekrar önüme döndüğümde kızda şaşırmış olacak ki kaşlarını çattı ve gözlerini kıstı, yalan değil böyle korkutucu bir kız tavrı vardı ama bu beni korkutmuyordu, Londra'da kaldığım tımarhane de ne kız görmüştüm böyle... "güzel..senmişsin.. her neyse senin Ateşi elde etmeye çalıştığını duydum , doğru mu?" dediğinde o kadar şaşırdım ki şaşkınlıktan bir süre öylece baktım kıza. Ateş ile sadece bir kez aynı sırada oturmuştuk başka bir şey olmamıştı ki? "Ateşi elde etmek mi?" ben...onu elde etmek istemiyordum ki ?  ne alaka? sınıf yalan söylemeyi çok seviyor olmalıydı ,gerçekten yeter ama. " Ateşi elde etmeye çalışmak eşittir :rakip, sen yenisin anlamazsın tabi. Olsun ben sana öğretirim" güldü , bende güldüm. ben gülünce şaşırdı biraz korkmamı bekliyordu sanırım, rüyasında görürdü ancak benim korktuğumu. "Senin gibi biri benim rakibim bile olamaz tatlım " dedikten sonra gülümsedim .Eliyle saçlarını savurup kaşlarını çattı. Sinirlenmişti, kendimden emin tavrım böyle kızları sinirlendirirdi ve şuan işe yaradığını göstermişti "rakibim bile olamayacağını anlamak güzel.." deyip lafı çevirmeye çalıştı ancak işe yaramamıştı, yine de umursamadım ve geçerken omuz atıp ilerledim.   Aşağı kata büyük bir hevesle indim, misperi sırada ofluyordu. "Ah! Sonunda!!" dedikten sonra elindeki parayı elime tıkıştırdı ve "Sıra sende" deyip beni sıraya soktu. Ah! Kurnaz sırayı bana vermeyi bekliyordu demek.Bu misperiye biraz daha ısınmamı sağlamıştı işin aslı. kurnaz arkadaşları severdim ben. Önümde on kişi vardı,her birine bir dakika desek,on dakika daha bekleyecektim! Ah misperi! fazla kurnazsın! Arkamdan biri beni itince geriledim ve önümdeki çocuğun üzerine düşmemek için büyük bir çaba harcadım. Arkamı dönüp bunu kimin yaptığına baktığımda da gördüğüm kişi  dün kötü bir şekilde tanıştığım bir kişiydi. "Banu?" "Adımı nereden biliyorsun Londralı ?,her neyse çekil" dediğinde aptal gibi çekildim ama sonra sıramdan tam çıkacakken durdum.  "Allah,Allah. Benim sıram neden sana vereyim ki ?" Cesur kızı oynuyordum aslında oynamıyordum, öyleydim.,haklı olarak yerimi kapmasına izin verecek değildim. "Çünkü ben öyle istiyorum" deyince kahkaha atmak istedim. çünkü Banu öyle olmasını istiyor ve Banu'nun her istediği olduğu için ben sıradan gideceğim ,hı-hı! "Her istediğin oluyor mu?" Deyip biraz bağırdım beni sinir etmeyecekti o ! Beni sinir ederse oda rezil olurdu. "Evet" kendinden  emin ses tonu  az önce aklıma gelen ve söyleyip söylememek arasında kaldığım cümleyi söylemem gerektiğini hissettirdi ve kendimi tutamadım. "Her istediğin olsaydı sanırım şuan Ateş'le olurdun" dedim , kurduğum cümlenin anlamını fark ettiğimde elimi ağzıma götürdüm , bu biraz...ağır olmuştu.. Ama hak etmişti. Kafeteryada ilgi odağı biz olmuştuk herkes dediğim cümleye şaşırmıştı, yeni kız ortalığı yıkıp geçiyor diye fısıldayan bir çocuk bile vardı. Gözlerini kıstı ve etrafa bakmaya başladı. Ne yapacakta durumu kapatacak merak ediyordum ve her hareketini izliyordum. Aniden birinin elindeki tepsiyi aldı ve bana yöneldi. Yapacağını şeyi anladım ve bana yönelttiği makarna tabağını elimle ittirerek taptaze makarnanın kafasından aşağıya dökülmesini sağladım,makarnaya yazık olmuştu. Misperi dahil herkes bize bakıyordu ,Banu yüzündeki domates sosunu ittirirken bana sinirle bakıyordu. Bir an üzülmüştüm,herkesin önünde rezil olmak.. Bunu en iyi ben bilirdim. Ancak şöyle bir şeyde vardı ki şuan oradaki kişi bende olabilirdim. O yüzden acımayacaktım. Yani düşünsenize sos kafanızın içinde ,iğrenç! "Se..sen haddini fazla aştın Londra'lı,dikkat et!" diyerek neredeyse çığlık atacak kadar bağırdı , sen zaten ancak çığlık atarsın Banucum! "Sende adam gibi konuş o zaman" deyip nefesimi üfledim ,bir Banu bir cemre sıkılmıştım yani! Tam ağzını açıp bana cevap verecekti ki duyduğumuz ses ikimizin de oraya dönmesi için yetti. "Bir sorun mu var?" Ses herkesi oraya bakmaya zorladı resmen. Çünkü her ne kadar mütevazı bir tavırla soru sorsa da sesinde korkutuculuk vardı. "Ateş?" Banu sanki kurtarıcısı gelmiş gibi Ateş'e döndü. Tabii aklınca makarnayı benim döktüğümü falan  söyleyecekti ve beni kötülemeye çalışacaktı ama umurumda değildi! Ateş ilk Banu'ya sonra hemen ona zıt olarak bana baktı. Cidden şuan ki haline gülmemek elde değildi. Hem Ateş kimdi ki ona bunları diyordu,cidden saçma,sanki Ateşe deyince Ateş beni öldürecekti. Yine de kendimi tuttum. "Ateeş.. Şu kız saçıma ne yaptı bak!"  içimden Banu'nun taklidini yapıyordum,  "Atöş şo kozo bok nopto bono" işte tam olarak böyle diyordu bana göre. Ateş Banu'ya baktı, yüzünde bir an güldüğüne dair mimik görsem de hemen silindi. Sadece bir an bana baktı başka bir şey yapmadı ,arkasını döndü ve herkesi merakta bırakarak gitti. ** Diğer dersler Misperiyle oturdum,Ateş olsa dahil onunla oturmayacaktım zaten. öğretmen ile konuştuğumda misperi ile oturabileceğimi söylemişti ve Misperi şok olmuştu nedense.. "Ee o zaman çıkışta buluşuyoruz?" merakla ve doğru olmasını umarak baktı bana, teyzemlerden şüpheli olsam da izin vereceklerini düşünüyordum "Teyzeme sormalıyım.." deyip kararsızlıkla yere baktım , evet teyzem izin verirse kesin gezerdik ama şöyle bir sorun vardı ki ben buraya daha yeni gelmiştim ve teyzemin hemen izin vereceğini sanmıyordum. "Tamam,sizin ev buraya yakın değil mi?,sen izin verdi, deyince okulda buluşalım,tamam?" Misperi de sanki teyzem hemen izin vermiş gibi konuşuyordu , yine de onu kırmamak için "Tamam" dedim. Bir daha konuşmadık,zil çalınca artık yolunu öğrendiğim eve doğru yürümeye başladım,neyse ki olaysız geçti. Teyzemin her ihtimale karşı verdiği anahtar işe yaradı ve eve girmemi sağladı. Direk odama çıktım,telefonumu evde unutmuştum ve elime aldığımda on cevapsız arama gördüm. Annem. Beni arayanın annem olduğunu görünce hemem onu aradım. Normalde yurt içi ve yurt dışı arama yoktu ama benim telefonum ayarı böyleydi. " Öykü? , kızım?" sesi o kadar endişeliydi ki içim burkuldu. Daha yeni gelmiştim ama sanki bi yıl olmuştu. "Annee?" özlem dolu sesim annem duygulandırmış olsa gerek ağladığına dair bir ses duydum. "Kızım nasılsın?, çok özledik seni?" "İyiyim anne. Okula gidiyorum,eve geliyorum, öyle yani. Babam nasıl?" Babamı çok merak ediyordum keşke şuan ona sarılabilseydim. "İyi. Bende iyiyim. Seni çok özledik kızım,nasıl oralar?. Teyzenler nasıl?" "Buralar çok güzel anne,teyzemlerde çok iyi,bende sizi çok özledim" "Okulun nasıl,memnun musun?" annem okulumdan memnun olmamı ve gelmemi istiyordu ama bu ona göre doğru olsa da aslında yanlıştı. o şehirde yaşamak mümkün değildi artık. bu okuldan memnun olmasam da buradaydım artık. Şuan annemin bunu bilerek yaptığını biliyordum. Aklınca benim burada rahatsız olduğumu düşünüyordu. Ee böylelikle Londra'ya geri dönecektim. "Okulum gayet iyi anne. Fark ettim ki özel okul şimdiye kadar boğmuş beni, arkadaşım da var." ** Annemle konuştuktan sonra teyzemi aramış ve izin almıştım yani misperi ile buluşuyordum! Pembe bir kot mavi bir askılı bluz ,kot ceket ve spor ayakkabı giyindikten sonra aynada kendime baktım iyiydim. Giyindikten sonra saçımı ördüm ve evi kontrol ettim. Kapıyı kilitledikten sonra evden çıkıp okula doğru yürümeye başladım. "Oovv,bayan bu hal ne?" duyduğum sesle kafamı kaldırdım ve tulum giyen Misperi'ye baktım. Saçlarını düzlemişti, ve kırmızı ruj sürmüştü. "Ee beni nereye götürüyorsun İstanbul'lu?" dediğimde kahkaha attı "Yoksa bu benim lakabım mı?" "Sanırım.." gülümsedim ve motor sesini umursamamaya çalıştım ne kadar itici bir sesti öyle "Ee nereye?" dediğimde anlamışça" haaa.." diye mırıldandı ve; ". İlk Avm'ye gideriz,sonra yemek yeriz ve bar'a geçeriz diye düşündüm" dedi. Bar mı? Londra'da bara gitmiştim ve pek hoş bir yer değildi. "Olur,hadi gidelim ama bar?" deyip elimi koluna bağladım. "barda tanıdıklarım var korkma yoksa bende gitmem" dedi , bu içime biraz olsun su serpmişti ¤¤¤ "ranger'a biniyoruz o zaman?" Dedikten sonra Misperi'ye baktım. "Tamam, hadi o zaman?" Bilet aldıktan sonra gondol'un olduğu yere ilerledik. Misperi aniden durdu ve gözlerini büyüttü. "Kürşat?" dediği şeye anlam veremedim ne olmuştu? "misperi sen neden bahsediyorsun?" dediğimde gözleri parlamıştı resmen "kızım! Kürşatlar orada!!" Sanki bize kamera şakası yapılmıştı Misperi gerçeği yeni öğrenmişti , evet aynen böyle bakıyordu Kürşat'a. "Ee ne var ?' deyip kaşlarımı kaldırdığımda rüzgar tenime sertçe çarpmayı ihmal etmiyordu. "Ateş'te orada!" o isimi duymam kalbimdeki o his için yetmişti. Ateş diye geçirdim içimden. Sikeyim Ateşi de belasını da. Sürekli onu görme hissi duysam da bunu belli etmiyordum. Banu beni şikayet ettiğinde yaptığı tek şey bana bakmak olmuştu. Gözlerimin içine bakıyordu,bende onun gözlerine.. Misperiye dönüp "Kürşat'la ilgili beslediğin duygular olabilir mi ,Misperi?" deyip Ateşi unutmaya çalıştığımda "Ne,ben mi? Haha çok gülesim geldi" dedi Ve Misperi hislerini kaparken, hiç iyi numaracı değil. Bir ara ona öğretmeliyim! "Öyle olsun,peki ne işleri var orada?" eyip merakımı gidermek için uğraştım. "Bilmem arada ranger'a binerler herhalde.." dedi Sonra yürümeye başladık,en arkada Ateş, Kürşat ve bir çocuk vardı,diğer yerler doluydu,umutsuzca baktık Misperiyle boş yer var mı diye. "Kızım geçin arkaya iki kişilik yer var işte" Gondol'u haraket ettiren adam tip tip baktı bize,bende ona baktım. "Hadi kızım,bir daha çalıştırmayacağım ona göre" Umutsuzca Ateşlerin oturduğu kısma geldik,Ateş bizim tarafta köşedeydi. Arkadaşlarıyla konuşuyordu. bizi fark etmelerini istemiyordum ancak er ya da geç göreceklerdi. Bizi fark etti ki bana bakış attı. "Kayar mısınız?" Dedim ve Misperiye baktım. Ateş" Karşılığında ne vereceksin?" Deyince "İlla bir şey mi gerekiyor?" Diyip sinirle baktım ona. "Çocuğum otur işte,evladım sende çekil,yer ver kıza" "İyi" dedi ve kalktı Ateş. Misperi Kürşat'ın yanına oturmak istese de başka bir çocuğun yanına düşmüştü,kadersizim Bende mecbur Misperi' nin yanına geçtim. Ateş'te yanıma oturdu, benim yanıma. İçim kıpır kıpır olmuştu o kadar yakındık ki sanki bir anda üstüne düşecektim. Bu kıpırlık sinirden miydi? bilmiyordum Adam çalıştırmaya başladı.İlk dakikalar hiç yükselmedi , yavaş yavaş kalkıyorduk falan yükselmeye başladığı anda ayağa kalktım, mükemmeldi! Ateşse tepkisizdi , ben o kadar bağırırken o duruyordu sadece Misperi'ye 'diğer tur ikimizde kalkacağız dedikten beş saniye sonra kalktık ve ellerimizi tuttuk çok güzeldi. Her şey bu kadar güzelken aniden dengemi kaybettim ,karnım demire değiyordu ve hatta bacaklarım bile demire gelmeye başlamıştı. Etrafa bakıyordum, aşağı düşeceğimi anlamıştım. Her şey için çok geç,gondoldan düşüp öleceğim düşüncesiyle gözlerimi kapattım. Birkaç çığlık sesi duyuyordum. Karnım bizi koruyan demire iyice batmıştı ve karnıma yeterince baskı uygulamıştı bile . Ne kadar garip ölecektim. Yeni geldiğim bir ülkede lunapark'tayken. Beni hatırlayanlar ölümümle dalga geçebilirlerdi sanırım. O an biri , oldukça yapılı biri beni kalçamdan tuttu ve düşmemi engelledi.ölümle yaşam arasına kalmış olmalıydım.rüzgar tenime usulca okşarken ölümden korktuğumu itiraf etmeliyim. Kusmuğum ağzımdaydı. Gözlerimi kapattım ve kollarımı karnıma koydum. Canım çok yanıyordu . Acımın azalmasına izin verdim ve gözlerim istemsizce kapandı... ** yorumlarınızı bekliyorum <3
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE