Çağdaş... Daha önce Hilal'in bu hallerini düğün yorgunluğuna versemde, bu akşam, akşam yemeğinden sonra yine aynı şeyleri yaşaması, üstelik yine aynı kızı görmesi bana da artık normal gelmiyordu. Üstelik gece kabus olarak gördüğü o rüya da gördükleri tesadüf falan olamazdı. Çünkü Nihat'ın Kemerburgaz'daki ahşap orman evini bilmesi, üstelik bahçedeki kulübeyi ve bahçe de ki elma ağacını bilmesi imlikazsızdı. Tabi bir de Hilal'in kahve içerken Nihat'a "Sevde diye birini tanıyor musun?" diyerek sorduğun da Nihat'ın verdiği tepki hiç normal değildi. Mutlaka tüm bunların bir sebebi, bir anlamı olmalıydı. Üstelik geçmişte yaşadığımız onca şeyden sonra bunlara saçmalık demek büyük bir hata olurdu. Ama niye? Niye Hilal? Hilal ağlayarak kanter için de uyandığın da, rahat bir nefes aldım v

