Yiğit' le birlikte oturmuş sohbet ediyorduk fakat benim aklım saçma, sapan şeylerdeydi Hepside Pınar' ın suçuydu. Aklıma bütün bu saçmalıkları o sokuyordu. Yiğit' in birden Sahra demesiyle gerçek hayata dönmüş. Düşüncelerimden hemen kurtulup bir şeymi söyledin anlamadım dedim. " İyimisin daldın gittin " diyen Yiğit' e sadece iyiyim öyle dalmışım dedim. Aklımdan geçenleri neyseki anlayamıyordu. Yoksa rezil olmuştum. "Sahra diyorum ki şu senin nefis kurabiyelerinden kaldıysa anneme giderken götüreyim" Tamam ben hemen paket yapıyorum deyip kalktım. En iyisi uzak olmaktı. Zaten uzun süredir uzaktık. Şimdi tekrar görünce aynı hisler olmuştu. Kötümü oldu yoksa iyimi bilmiyorum ama artık İstanbul' a geldiğini ve buradaki bir hastanede çalışacağını ve artık daha sık görüşürüz demişti. Yiğit gitti

