Eğilerek kırılacak bir eşyaymış gibi nazikçe kenarlarından tuttuğum fotoğrafa kilitlenip kaç dakika öylece durdum bilemiyorum. Uykusunda öksürerek kafasını iki yana sallayıp "oğlum" diyerek sayıklayan adamı duyunca korkuyla yerimde sıçrayıp dolap kapaklarını kapattım. Arkama döndüğümde gözleri kapalı bir biçimde de olsa acı çektiği fazlasıyla anlaşılan adamın hala uykuda olduğunu fark ettim. Demek Mahir'i özlemiş diye düşünürken bir kez daha "oğlum" diye sayıklayıp gözlerinden yaşların süzüldüğünü gördüm. Yavaşça omuzlarından sarsıp "Uyanın efendim," dedim ama herhangi bir değişim olmamıştı. "Rüya görüyorsunuz uyanın," diye yumuşak bir sesle tekrar edince bu kez gözlerini açmıştı. "Neden uyandırdın? Üstüne vazife mi? Defol çık odadan!" Beklemediğim tepkisiyle şok olmuş bir şekilde kalak

