Telefona cevap verir vermez konuşmak yerine derin bir nefes alışından Emrah'ın bir karın ağrısı olduğunu anlamıştım. "Hayırdır kanka," dedim lakayıt. "Elif tekmeyi koydu mu sonunda?" "Yok lan," dedi o da konuşmanın ağırlığını dağıtmaya çalışır gibi. "O sıkar biraz." Balta balta konuşmasını görmezden gelip "Öt madem artık, Beybaba uyanacak birazdan," diye söylendim. "Burak Amerika'ya gidiyormuş." Bir tarafım gideceği için yaprak dökerken bir tarafım benim için oraya gittiğine inanmak isteyip samba yapıyordu. Saçmalıyor muydum? Dibine kadar ama hakkımdı. "Niye ki? İş için falandır kısa süreliğine, döner birkaç güne." "Uzun süreliymiş duyduğuma göre. Bir ihtimal yerleşmeyi de düşünebilirmiş." "Kaynak?" "Geçen akşam beraber çıktığı gruptan biri yakın arkadaşıyla konuşurken kulak misaf

