'Gidiyorum'

1504 Kelimeler
Lidya Alper Arabanın camından baktım, baktım, baktım... Boşluğa baktım. Bıraktığım adama baktım. Onun, o gözlerine baktım. Bana ilk öpücüğümü kondurduğu o dudaklarına baktım. Kerim'den böyle ayrılmak zoruma gidiyor ama ben mecburum. Beni getiren araç, lojmanın önüne geldi. İnip eve çıktım. Bu eve son girişim. Artık çok eminim. Odama geçip, hemen duşa girmek için hazırlandım. Duşa girince sıcak suyun altında, dakikalarca ağladım. Şuan Kerim içeride olsa, gidip ona sıkıca sarılsam, herşeyi unutacakmış gibi hissediyorum. Duştan çıkıp, hemen üzerimi giyinip, valizimi son kez kontrol ettim. Parmağımdaki tek taş yüzüğü yatak odasındaki konsolun üzerine koydum. Artık bana ait olmasına gerek yok. Benim olmasına hiç gerek yok. Telefonun alarmını kurdum. Saat 04.30 gibi uyanır hemen evden çıkarım. .. Odaya geçip uyumaya çalıştım. Bu sabah Kerim'le bu yatakta uyandığım anlar geldi, gözümün önüne.. Yattığı yastığa sarılıp, kokusunu içime çektim. Kerim'in kokusunu almak bile bana huzur verdi. O huzurun verdiği rahatlıkla uyumaya başladım. .. Saat gelip, telefonun alarmı çalınca hemen hızla kalktım. Aklıma gelenle salona geçip, Kerim'in gelip gelmediğini kontrol ettim. Hâlâ gelmemiş. Kerim'i son kez göremeden gidiyorum. Nasip, koca bir nasip... Çünkü bu hayatta nasipten öte yol yok.! Elimi yüzümü yıkayıp, hızlıca üzerimi değiştirip, çantamı ve valizimi aldım. Taksiyi lojmanın arka bahçesine çağırdım. Merdivenlerden inip, sığınak kısmından asansör dairesi kapısından çıktım ve arka bahçeye geçtim. Hemen oradaki küçük kapıdan çıkınca bekleyen taksiyi gördüm. Taksiye binip; "Havaalanına gidiyoruz, " dedim. Sanırım, Kerim'in işi çok. Bence bir veda mesajını hak ediyor. Yazıp, sonra engellerim. Mesajımı Allah bilir ne zaman görür. O gelene kadar ben çoktan gitmiş olurum. Ben; Ben gidiyorum.! Kanada'ya annemin yanına gidiyorum. Ben yapamadım Kerim. Ben buralarda yapamadım. Ben, kendimi ait hissetmediğim yerde yapamadım. Kendimi ait hissetmediğim adamın yanında yapamadım. Hoşçakal.!!! Diye yazıp hemen Kerim'i engelledim. Mesajımı görüp görmediğini yada ne cevap vereceğini görmek istemiyorum. Yol uzayıp, gözlerimin önünde öylece ilerledi. Veda ediyorum. Nasibim neyse ona doğru gidiyorum. .. Havaalanına geldim. Taksiden inip ücreti ödedim. Arkama baktım. Öylece baktım. Ne için bakıyorum, hoş onuda bilmiyorum. Ben hem gitmek, hemde gitmek istemiyorum. Mantığım git Lidya diyor. Kalbim, kal Lidya diyor. Havaalanından içeriye girip, uçuş saatini beklemeye başladım. Yarım saatten az bir zaman kaldı. Beklerken kulağıma, kulaklık takıp müzik dinlemeye başladım. Berrin Keskin- Heba olan dünler şarkısı çalmaya başladı. O söyledikçe ben ağladım. Sessizce küçük bir mırıltıyla şarkıya eşlik ettim. Heba olan dünlere mi yanayım? Herkes beyaz, bi' ben mi karayım? Geçip giden günlere mi yanayım? Kapanmayan bir acı yarayım Varayim uyansın ömür gafletten Geçer mi bilmem, yine sabretsem Daha dibi var mı, mahvetsem? Tutarsa ahım, sana kahretsem Heba olan dünlere mi yanayım? Herkes beyaz, bi' ben mi karayım? Geçip giden günlere mi yanayım? Kapanmayan bir acı yarayım.. Şarkı bitti ama gözümdeki yaş bitmedi. Çok üzgünüm, hiç burdan giderken böyle olacağımı tahmin dahi etmemiştim. Bir iki ay kalır, başımdaki bela biter ve geri dönerim diyordum. Böyle acı çekeceğimi hiç düşünmedim. Buradan kalbim acıyarak gideceğimi hiç ama hiç düşünmedim. Bir tane Yüzbaşına kapılıp, acı çekeceğimi hele hiç düşünmedim ve hiç tahmin etmedim. Çok büyük boşluktayım. Kerim'e doğru düzgün bir veda bile edemedim. Dün sabahki o tenini oksadığım anlar kâr kaldı bana. Hava iyiden iyiye aydınlanmaya başladı. İstanbul uçuşu için anons yapıldı. Kalkıp iç hatlar kısmına doğru girip kontrol noktasında beklemeye başladım. Hâlâ ağlıyorum. İçimde büyük bir boşluk var. Mahşer yeri gibiyim. Kontrol noktasına iyice ilerledim. Tam sıra bana geldiği esnada, birinin 'Lidya' diye bağırdığını duydum. Kerim bu, gelmiş. Ama nasıl geldi? Nasıl yetişti. Tekrar bağırdı bana. Arkamı dönüp bakıp, onu görünce içim çok kötü oldu. İyice ağlamaya başladım. Hızlı adımlarla yanıma doğru gelip, elimden tutup beni sıradan çıkardı. Bana birden hızla sarıldı. Öylece kaldım, kaldık. Kendimi geri çekmeye çalıştım ama bırakmadı. "Sakın, sakın Lidya. Gidemezsin, göndermem. Buna izin vermem. Sen gidersen, ben..." konuşmasına izin vermedim." "Sus, ne olur sus. Hiç birşey söyleme. Yalvarırım sus. Ve beni bırak Kerim." "Bırakmam," deyip iyice sarıldı. Yapma be adam! Yapma işte bana bunu. Bana böyle yapıp, ümit verme. "Kerim, ben gidiyorum. Ne olur bırak. Gitmem lazım. Uçuş saatim geldi bak. Anons yapıldı." "Gidemezsin, izin vermem buna." "Gidiyorum, izin istemiyorum." "Lidya, bunu bize yapma. Hem tehlikedesin. Bak sana zarar verebilirler. Ne olur gitme. Yalvarırım gitme." "Olmuyor Kerim. Ben kaldıkça kapılıyorum bazı şeylere. Buda canımı yakıyor. Bazı şeyler imkansız farkındayım. Ve bunu kabul ediyorum." "O imkansızlıklara karşı yanımda ol. Ben senle olursam, o imkansızlıklar bana yani bize zor gelmeyecek gibi hissediyorum." "Kerim, bitti. Ben gidiyorum. Kimseden birşey beklemiyorum. Koruma beklemiyorum. Başımın çaresine bakacağım. Boşanma içinde, sana vekalet yollarım. Anlaşmalı biter zaten." "Ben kimseyi boşamıyorum, sende bir yere gitmiyorsun." "Gidiyorum." "Lidya, lütfen güzelim. Lütfen canımın içi, hadi gel eve geçelim düzgünce konuşalım. Bak sen anneni özledin, farkındayım. Sana söz olsun onu buraya getireceğim. Ama şimdi eve dönelim." "Sen dön. Ben kararımı verdim. Gidiyorum Kerim. Ne olur sende git." "Nereye gideyim lan. Söylesene nereye gideyim. Ben seni bırakıp gidemem Lidya. Bak sen gidersen, bende biterim. Olmaz Lidya. Eğer sen gidersen, burda herşeyimiz biter, ben eminim. O yüzden gitme." "Herşeyimiz bitsin diye gidiyorum zaten. Çünkü buna mecburum." "Ya mecbur falan değilsin. Siktiğimin yerinde hiç birşeye mecbur değilsin. " "Niye bırakmıyorsun Kerim. Ben senin görevindim. Artık görev falan kalmadı. Ben görevi bitirdim. Size çok teşekkür ederim. Beni çok güzel korudunuz. Elinizden geleni yaptınız ama bitti. Görev olarak gördüğün kişi gidiyor işte." "Ne görevi Lidya. Sen benim için görev falan değilsin." "Neyim peki Kerim.? Senin ailene layık olmayan, senin yaşantına ve yaşam tarzına uymayan biriyim. Ailenin karşısına bile çıkaramayacağım biriyim. Ötesi yok." "Öyle değil Lidya. Eğer ben istersem, herşeyi yaparım. Ama karşımdan emin olmam lazım. Emin olmadığım şeyi yapmam ben.." Istanbul uçağı için tekrar anons geçti. "Kerim ben gidiyorum. Ne olur zorlama. Git Kerim. Bitti." "Lidya yapma, ne olur yapma." "Mecburum." "Lidya eğer gidersen; artık Kerim diye biri olmaz hayatında. Seni silerim Lidya. Adıma bile hasret kalırsın, duymaya dahi hasret kalırsın...O yüzden iyi düşün. Ne olur gitme." "Ben zaten birşeylere hep hasret kalıcam, Kendine iyi bak Kerim. Ben..benn.. hoşçakal Kerim," dedim ve elimi tuttuğu elimi çektim ve ondan uzaklaşıp kontrol noktasına ilerledim. Hem ilerledim hemde dönüp, dönüp Kerim'e baktım. Onunda gözleri dolu dolu. Yüzü kızardı. Ellerini yumruk yapıp, öylece beni izledi. Bende kapıdan çıkana kadar ona baktım. Dönüp, dönüp baktım. Görüş alanımdan kaybolana kadar ona baktım. Bitti.! Bu macera burada bitti. Hoşçakal Kerim, hoşçakal kalp sızım. Yüzüne bakarak söyleyemedim hep kaçtım ama seni seviyorum komutan, deyip uçağa doğru adım attım. Yeni umutlara doğru gidiyorum. Aklımda ve kalbimde Kerim'le birlikte Kanada'ya dönüyorum. Bu yük bana çok ağır geldi. Kerim'in iyiliği için buna mecburdum. .. Uçağa binip, kemerimi taktım. Uçak kalktı, yüreğimi sanki oraya bıraktım. Benim kalbim burda kaldı Kerim. Senle kaldı. İki saatlik uçuştan sonra İstanbul'a iniş yaptım. Yarım saat sonra yine uçuşum var. Yaklaşık 13 saat sürecek bir yolculuk yapacağım. Baya uzun olacak benim için. Telefonuma baktım. Kerim'den asla arama yok. Uygulamadan engelini kaldırdım. Attığım mesajı görmüş ama hiç birşey yazmamış. Ben artık gidince, geldim diye mesaj yazarım. Beni merak etmesin. Çünkü ben onu çok merak edeceğim. Hemde haddinden fazla. Doğum gününde çekildiğimiz resimleri var. iyi ki var. Onlara bakıp, kendimi rahatlatırım. Anons yapıldı yeniden. Dış hatlara geçiş yaptım. Gerekli kontrolleri geçip uçağa bindim. Anneme kavuşacağım için ayrıca çok mutluyum. Uçak havalandı. Artık herşey bitti. .. .. Uzun bir uçuştan sonra Kanada'ya geldim. Taksiye atlayıp, annemin verdiği adresi taksiciye uzatıp gösterdim.. Yarım saatlik bir yolun ardından belirtilen adrese geldim. Bina adının yazdığı binayı bulup, oraya girdim ve yazan kata çıkıp zile bastım. Annem kapıyı açınca; "Annem," diyerek ona sıkıca sarıldım. "Kızım, Lidya, ömrüm. Hoşgeldin annem. Hoşgeldin kızım. Bir daha ayrılmak yok annecim. Daha seni bırakmam. Bitti artık! Hasretine dayanmak çok zor. Babandan sonra sende gidince ben mahvoldum. Bırakmam seni daha annecim." "Buradayım artık annem. Yanındayım. Artık birlikteyiz. Kokunu özledim annem. Şu hayattaki en değerli varlığıma hasret kaldım. Ama daha hasretlik yok annem. Hep yanındayım, bitti." İçeriye geçtik. Teyzeme de sarıldım. Oda beni çok özlemiş. Harika bir sofra hazırlamışlar. Oturup yemek yedik. Annem ve teyzem bana, Kerim'i sordu.. Hâlâ evlisin Lidya. Ne yapacaksın diye sordular. Vekalet yollayıp bitireceğim bu işi. Zaten öylesine yapılmış birşeydi, dedim. Öylesine ama içimi yakan bir evlilik. Sonunda acı çektiğim bir evlilik. Bizimkilerle sohbet, muhabbet edip, uyumaya geçtik. Teyzem bana özel oda bile hazırlamış. Yol yorgunu olduğum için hemen hızlı bir duş aldım ve uyumaya geçtim. Kerim'e geldiğimi mesaj atmak istedim. Belki beni merak eder, yani etmiştir bence. Ben; Kerim, ben Kanada'ya geldim. Teyzemle annemin yanındayım. Herşey için çok teşekkür ederim. Yazıp yolladım. Çevrimiçi oldu, hatta mesajımı da gördu iki mavi tik oldu ama birşey yazmadan geri çıktı. Görüldü kısmı çıktı. Neden bana cevap vermediki. Ben onun iyiliği için buraya geldim. Benimle ailesi arasında kalmasın diye. Onu zorda bırakmak istemediğim için geldim. Umarım birgün beni anlar. Tekrar mesaj yazdım. Ben; Kerim, lütfen ok bile yazıp yolla ama bana soğuk yapma. Diye yazdım. Yine gördü, yine okudu ama asla cevap yazmadı. Kerim, gerçekten bana çok kızdı. Dediğini yapacak galiba. Kerim diye biri olmaz hayatında dedi. Seni silerim dedi... Dediğini çok çabuk yaptı. Kerim beni sildi. Hemde aynı gün sildi. Haklı.! Hemde yerden göğe kadar haklı. Ama mecburdum. Umarım birgün normal bir şekilde karşılaşırız ve bu soğukluk biter Kerim. Ben seni unutmaya çalışarak zorlu günler geçireceğim. Aklımda fikrimde senle yatıp, kalkacağım. Sadece resimlerine bakıp, seni anacağım. Seni çok zor unutacağım. Yürek sızım.!!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE