Zeyneplerin evinden çıkmıştık, arabadaydık. Arabanın camından dışarı bakıyordum. Güneş öğleye yaklaşmış, yolda toz bulutları kalkmıştı. Konağın havası içimi biraz ferahlatmıştı ama yine de aklımda dolanan sorular vardı. Tam o sırada Tufan’ın telefonu çaldı. Direksiyonun üzerinde bir eliyle hâkimiyetini korurken, öbür eliyle telefonu kulağına götürdü. Sesi sert değildi ama ciddiydi. “Ben birazdan gelirim,” dedi karşısındaki kişiye. Sonra gözlerini kısa bir an bana çevirdi. Dudaklarında hafif bir tebessüm vardı. Telefonu kapattığında bana döndü. “Güzelim, ben seni eve bırakayım,” dedi. “Sonra yanına geleceğim.” Sanki dünya o an bir anlığına durdu. Kulağıma gelen o tek kelime kalbime çarpıp geri düştü. Gözlerim ona çevrildi, dudaklarımın kıpırdadığını fark ettim ama kelimeler çıkmadı. Sade

