Bana eve git dedi ama ben öyle şaşkın, öyle karışıktım ki ne yapacağımı bilemiyordum. Serhan, kapıldığı korkuyla Azagül'ümü alıp gitmişti ve ben, az önce fırtınalar esen bu evin, koca salonunda iki çarpılmış insan ile kalakalmıştım. Ölmüşler miydi, yoksa yaşıyorlar mıydı hiç anlayamıyordum. Öylece hareketsiz duruyorlardı ve açıkçası onlarla yalnız kalmaktan ürrkmeye başlamıştım. Dışarı çıktığımda evin bahçesinde birbirine sokulmuş, perişan halde olan o insanları görünce, onları bırakıp gidemeyeceğimi anladım. Tam karşılarına gidip durduğumda, hepsinin de gözlerinde gördüğüm o korku içimi acıttı. Hacer abla bir anda ellerime yapıştı. "Allah aşkına söyle, az önce ne oldu öyle?" diye resmen yalvardı. Hiçbir şey bilmedikleri gin gibi ortadaydı. Derin bir nefes aldım. "gerçekten bilmek istiy

