"Efendim, Okan?" "Esin, biraz konuşabilir miyiz? Sana anlatacağım önemli şeyler var." Kaşlarını çatıp koluna çantasını takan Esin, hızlı adımlarla merdivenleri indi. Kafası karışmıştı. "Konuşacak bir şeyimiz kaldığını düşünmüyorum." "Konuşmamız lazım, Esin." Bıkkın bir nefes verdi dışarıya ve ilk gördüğü yerin içine girdi. Israr eden insanlardan nefret ediyordu. Kolayca hayır diyememekten nefret ediyordu. "Konu ne?" Okan'ın aydınlanan yüzü arkasından çirkin bir sırıtmayı da getirmişti. Eser'in mutlu olmasını istemiyordu. Bu konuda Esin'le konuşmalı, bildiği her şeyi anlatmalıydı. Boğazını temizledi. Belki ekstradan ufak tefek dokunuşlarda bulunabilirdi. Uzun bir süre sorusuna cevap alamayan Esin, hiçbir şey söylemeden telefonu kapattı. İşine gelirdi sessiz kalması. Girdi

