Akşam serinliği iyiden iyiye kendini belli ederken Hüseyin üşümenin de etkisiyle abasına iyice sarıldı. Bundan sonra sırtını kayın tutmakta fayda olduğunu düşündü. Hava değişimi bu topraklarda çok hızlıydı Turhal'a oranla. Rüzgarın sertliğinden burnunun ucu buz tutmuş gibiydi. Sağ elindeki değneğini sol eline geçirdi. Sağ elini kaldırıp burnunun ucuna dokundu. Kaz Gölü yılın belli vakti buz tutardı. Emmisi ile gittiğinde de bir keresinde böyle burnunun ucu donmuştu. Ah memleketi burnunda tütüyordu şimdi. Ah hasretlik... Hayırlısı ile düğünü olup muradına erdiğinde kim bilir Emine'yi de alıp emmisinin elini öpmeye götürür oradan da köyüne gidip anasının babasının mezarını ziyaret ederlerdi. Umutla yüreği kabardı. Acep o günler yakın mıydı? "Bahın anam, babam size kimi getirdim, derdi. O kü

