Abim o günden sonra yanımızdan bir an bile ayrılmadı. Sabahları erkenden evden çıkıp tarlaya gidiyor, öğlenleri gelip bizi kontrol ediyor, ardından yeniden tarlaya dönüyordu. Akşam ise mutlaka bizimleydi. Bu durum birkaç gün böyle devam etti. Onun varlığı hem benim hem de Saadet annenin içini biraz olsun rahatlatıyordu. Ama yine de, içimde bir yerlerde huzursuzluk hâlâ kıpırdanıyordu. O geceden sonra kimseyi etrafta görmemiştik. Bahçeye gidip gelen olmadı, gece karanlığında bir gölge bile fark etmedik. Ama bu durum beni rahatlatacağına daha da tedirgin ediyordu. Sanki her şey bir sessizliğin içinde gizlenmişti. Acaba adam gerçekten pes etmiş miydi? Yoksa başka bir zaman mı ortaya çıkacaktı? Bu sorular zihnimi kemirip duruyordu. Bir sabah, kahvaltıyı hazırlarken Mehmet abi elinde çuvalıyl

