ÖMÜR Perşembe günü öğleden önce sınava girmiştim. Sınıfın sessizliği, sadece kalemlerin kâğıt üzerindeki hışırtısıyla bozuluyordu. Sorular o kadar kolay gelmişti ki, neredeyse gülümseyecektim. Her bir soruyu dikkatle okuyup cevapları hızla işaretledim. Zihnim berrak, ellerim hızlıydı. Sanki bu sınav, uzun zamandır beklediğim bir fırsattı ve ben bu fırsatı kaçırmayacaktım. Cevap kâğıdımı kontrol ettikten sonra, saate baktım; henüz süre dolmamıştı ama benim işim bitmişti. Kâğıdı toparlayıp sessizce hocanın masasına bıraktım. Hoca, kaşlarını hafifçe kaldırarak bana baktı, sanki bu kadar erken bitirmeme şaşırmış gibiydi. Omuz silktim, hafif bir tebessümle sınıftan çıktım. Koridorda yankılanan adımlarımın sesi, özgürlüğün küçük bir habercisi gibiydi. Kantine doğru ilerlerken, boğazımda hafif

