"Feyza?" Hemen yanından isminin seslenilmesiyle asıl dönmesi gereken yere yönünü çevirince dalgın bir şekilde ismini seslenen genç adamın yüzüne baktı. Baştan ayağa siyahlar içindeki adamın teni bile hafif koyucaydı. Tek renk ışıl ışıl parlayan karamel rengi gözleriydi. Göz göze geldiklerinde Feyza karşılıklı dikeldikleri sokağa bir göz attı. Huzursuzdu. "Feyza güvenlik önlemleri için kaskı başına takmamız gerek, iznin var mı?" Göz ucuyla adamın elinde tuttuğu, parlak siyah kaska baktı ve başını el mecbur aşağı yukarı salladı.
Akın uslu uslu baş sallayan kızın hala 'asla binmem' demeye devam etmesini bekliyordu. Bir kez daha deseydi aslında kızı, taksiyle okuluna bırakacaktı.
Dün partimsi geceden dönünce annesinin koltukta öylece yattığını görüp endişelenmişti. Annesi abisi aradıktan sonra heyecandan ve özlemden tansiyonu yükselmişti. Eşi de yorgun geldiğinden uyuyan adamı uyandırmamış dışarıya çıkan oğlunu beklemişti.
Dün gece rahatsızlanan annesini hastaneye götüren Akın'ın arabası dönüş yolunda maalesef su koyvermişti. Çok geç bir saatti ve kadına dil altı hapı verilip evine yollanmışlardı. Mahalleden Serdar'ın yardımıyla arabayı tamirhaneye götürmüşlerdi. Şükürler olsun ki annesi sabah iyiydi ve oğlunu öperek uyandırmıştı.
Gece hastaneden geldikten sonra geç uyumak zorunda kalan Akın pek uykusunu almış sayılmazdı. Duşa sırf ayılmak için girmişti ve saçlarına, giyimine vereceği özeni bugün duş kısmında harcamıştı. Ferit'e dün gece haber verebilirdi ama söylemedi. İçten içe bu motora şu kızın binmesini istiyordu.
Yerlere bakıp burnunun ucuna işaret parmağıyla gergince dokunan kızın kişisel alanına yaklaştı. Ayakları uç uca baktı. Kaskı başının üzerine doğru havaya kaldıran Akın bir kez daha kıza seslendi. "Feyza?" Ne hoş ismi vardı, söylemesi güzeldi, anlamı güzeldi, tınısı güzeldi ve ona yakışıyordu. Yüzüne bakan kıza burnundaki parmağını gözleriyle işaret edince, Feyza elini küçücük yumruk yaparak aşağıya indirdi. Yüzüne bakan kız başını tekrar eğmesin diye Akın hemen ekledi. "Korkuyor musun hala?"
Feyza'nın gözleri Akın'dan hemen biraz arkasında kalan motora çevrildi. "Evet. İki teker üstü ya hiç güvenli gelmiyor." Motora bakarken söyledikleri gerçek düşünceleriydi. Ferit Abi'siyle binebilirdi, hem abisi onun düşmesine asla izin vermezdi. Akın hala motoru izleyen kızın başına koruması daha yüksek olan aldığı yeni kaskı yavaşça geçirdi.
Motora bakan hafif yana dönük başını, kaskın iki yanından tutrak kendisine çevirdi. Altındaki klipsi geçirmek için Feyza'nın yüzüne eğilince kızcağız panikle başını eğdi. Kaskın yüzü gizleyen kapağı açıktı ve Akın'ın nefesi aralıktan yüzüne çarpıyordu.
"Başını kaldır bakalım, klipsi takmamız gerek." Akın'ın ellerinin içi kaşınır gibi oldu, yanaklarına ellerini koyup 'neden bakmıyorsun bana, niye kaçıyorsun' demek istiyordu. Yapmadı. Akın usluca başını kaldırıp omzuna dikilen bakışları yakalamaya çalışmadı. Zorlarsa 'önemli sınavım var' falan demez kaçardı. Uzun saçların kapattığı boynuna dokunmadan o serin tutamları, parmak uçlarıyla geriye çekti. Omuzlarından geriye o kalın tutamları şevketle bıraktı. İyice yaklaştığının pek farkında değildi.
Akın biri görünen diğeri görünmeyen klipsi kaskı artık ezbere bildiğinden onu kaskın içinden almaya çalışıyordu. Biraz daha eğildi ve fazla süren uğraş sonrası sallanan iki kopçasını birbirine yaklaştırıp kapanmasını sağladı. Sıcak sakin nefesleri Feyza'nın yüzünü ve boynunu yaz yeli gibi yalayıp geçti.
Üzerine iyice eğilip başını yan yatırıp çene altından, kaskı bağlamaya çalışan Akın Abi'sinin yüzüne ve ayrıntılara istemsiz odaklandı Feyza. Genç adamın kavisli ona ciddi bir hava katan kaş yapısının altında, karamel tonlarındaki açık kahve gözlerini çevreleyen iki alacalı küre vardı.
İki kaşının arasında belli belirsiz iki çizgi yer edinmişti, ciddiliğinin ve şu an bağlamaya uğraştığı klipsin getirisiydi. Karamel rengi gözleri ve gür kirpiklerin çevrelediği hareleri yaptığı işe tamamen odaklıydı. Kirpikleri gözlerinin hareketleriyle birlikte minik bir yelpaze gibi açılıp kapanıyordu.
Sağ gözünün biraz altında çaprazca duran iki küçük beni vardı. Bu kadar yakın oldukları için fark ediliyordu. Ve yine genç adam bilinçsizce dudaklarını dişleriyle ezip duruyordu. Ön dişlerinde ortadakiler hafif tavşan dişi dedikleri şekilde diğerlerinden ikisi azıcık uzundu. Dudaklarına en çok temas eden şüphesiz o iki uzun dişti. Normalden daha kırmızı daha dolgun görünen dudaklar kızın bakmaması gereken yerlerdi.
Burnu kemersiz düz bir şekilde uzuyor ve yüzüne yakışıyordu. Şimdi bile o bağlamaya çalıştığı şeyle uğraşırken dudaklarını dişleriyle eziyordu ve adam bunu yaptığının farkında değil gibiydi. Sık sık yaptığı bu şey yüzünden dudakları kıpkırmızıydı ve dişlerinden gelen nemden dolayı hafifçe parlıyordu. Üstelik yanaklarındaki ay şeklindeki gamzeler şu an adam gülümsemiyor olmasına rağmen hafif hafif çukurlaşıyordu. Dudak hareketleriyle o gamzeler bir görünüp bir kayboluyordu.
Sağ gözünün altındaki iki küçük ben ve dişleri hiç durmadığı için odağını çeken dudaklar arasında Feyza'nın bakışları mekik dokuyordu. Feyza nerelere ne kadar baktığının asla ayırdında değildi. Bile isteye yapmıyordu. Değişik bir iç güdüyle hemen önünde duran yüze sadece bakıyordu ve ayrıntıları istemsiz yakalıyordu. Başını çevirip bakmıyordu. Zaten gözlerinin hemen önünde ve çok yakınında olduğu için bakıyordu.
Genç adamın naneli nefesi, kızın sabah serinliğinde üşüyen yüzünü ısıtmıştı. Yada yakınlıkları. Yada adamın ayrıntılarla yakışıklılığı. Yada yaydığı değişik enerji. Feyza birine bu kadar uzun ve yakından baktığını hiç hatırlamıyordu. Cidden yüzü çok güzel bir adamdı. Hele ayrıntılarıyla neredeyse kusursuz gibiydi. Güzel bakıyordu, güzel görüyordu ve aslında tüm mesele buydu.
Traş losyonu kokusu, daha önce de duyduğu hoş ferah kokusu, sabahın temiz havasında burnuna daha çok doluştu. Sakallardan arındırılmış temiz yanaklarının çeneye yakın kısmında küçük bir kesi izi vardı. Yaptığı traşın azizliğine uğramış olmalıydı. Bir karışlık mesafe yüzünden onu bile fark etmişti. Hafifçe kan rengi belli olan kesik bile bir kusur gibi değildi.
Sabah soğuğu bu adam birde duş mu almıştı? Saçları nemliydi, geriye attığı ama eğildiği için neminden dolayı bir kaç tutam aşağı kaymıştı. O saçlar hep derli toplu olurdu, şekli bozulmazdı ama bugün dağınıkça dalgalı bir şekilde alnına gözlerinin üzerine doğru düşüyordu. Saçların bir erkeğe yakışabileceğini hiç düşünmezdi. Şampuanının hoş kokusunu bile soluyordu resmen. Hemen hemen kendine gelmeliydi!
Feyza kimseye böyle bu kadar uzun uzun bakmazdı. Ayrıntılar ve kişiye has özellikler onun için önemli olmazdı. Hala dişlenen ardından yavaş bir şekilde, dil ucuyla nemlendirilen iki kırmızı dudaktan bakışlarını gözlere doğru aniden çıkardı. Karnına darbe almış gibi öylece kalakaldı! Kızcağızın dudakları bir şey söyleyecekmiş gibi aralandı, nefesi içinde kaldı.
Klipsi takmış saçlarını usul usul omuzlarından geriye parmak uçlarıyla atan genç adam, onun gözlerinin nerelere baktığını mı izliyordu? Rezillikti! En ince ayrıntısına kadar genç adama inceler gibi bakarken yakalanmıştı. Bugün bu adama ikinci yakalanışıydı. Avlanmış bir av gibi hissediyordu.
O son anda gördüğü, yavaşça diliyle dudak yalama hareketi neydi öyle? Niye karnına hafif bir sızı girmişti mesela?
Yanlış anlar diye ödü koptu, ela hareleri titreşti. Bu sefer gözlerini neden bir türlü çekip o karamel kahvesi dikkatli bakışlardan kaçıramıyordu? O bakış nasıl bakıştı öyle? Dikkatli, pür odaklı...
Gözlerinden ağzının oralara düşen bakışlarla Feyza'nın karnının içindeki sızı arttı. Adet falan mı olacaktı acaba? Hala dudak kısmında oyalanıp yavaşça gözlerine çıkan pür dikkatli bakışlarla, Feyza'nın kalbi çalkalandı. Bedeninde hissettiği bu ani değişimlerle, kızın kaşları çatıldı. Neler oluyordu ya!
O kaçıp duran yeşili baskın ela gözler ilk kez uzun bir müddet Akın'ın yüzünün her yerinde, karınca adımlarıyla gezinip durmuştu. Akın bir şeyi çok isterse alırdı. Yakışıklı olduğunun elbette farkındaydı, kız hiç yüzüne bakmıyordu ki görsündü. Kaskın klipsini el alışkanlığından çabucak takabilecekken o dakikalar geçecek şekilde uğraşıyor gibi görünmüştü. Baksın ve görsün istiyordu.
İşinin getirisi stresten dudak kemirme alışkanlığı ise bugün bilinçli bir şekilde kızın gözlerinin önüne sunulmuştu. Dişlerini dudaklarında hareket ettirdikçe dudaklarına düşen bakışlar kan akışını hızlandırmıştı. Feyza, yüzünü inceler gibi baktıkça Akın heyecanlanmıştı. Elleri titremişti. Ve bu kalbini hızla çarptıran heyecanı Akın çok sevmişti. O anlarda ise yaşadığını iliklerine dek hisseder gibi garip bir hazla dolmuştu.
İkisini içine çeken anları daha fazla uzatmak isterdi lakin kızdan kendine geçen enerjinin giderek değişip yoğunlaştığını fark edince kan akışı bedeninden aşağıya doğru yol almıştı. İlk kez karşılıklı hissettiği cinsel gerilim, elini ayağına dolaştırır korkusuyla, anı noktalamak istedi. Feyza'nın yanındayken aklının başında olmasına çok ihtiyacı vardı. Eğer Feyza ilgisini fark ederse her şey çok pis ters teperdi. Biliyordu.
Feyza'yı ölçmek istiyordu. Sağ gözünün hemen altı ve dudağına bastırdığı dişin altına kayan bakışlar eşliğinde, alt dudağını yavaşça yaladı. Anında belasını siken o ela irisler dudaklarına düşüp bilerek yavaşlattığı anı, sonuna dek izledi. Sonra bir uykudan uyanır gibi hızla gözlerine tırmanan bakışlarla, Akın bir kez daha avlandığını hissetti. Kalp atışlarını önce göğsünde, ardından boğazında ve sonrasında kulaklarında yankılandığını hissetti. Nefes kontrolü eğitimi almasa deliren heyecanı onu ele verebilirdi.
Artık en azından aklını avlamak istediği ceylanı ürkütmek istemiyordu. Kaşlarını çatma, savunma, kaçma ve geri püskürtme atağına geçmek üzere olan Feyza'yı ehlileştirmeliydi. Vaşak kedileri gibi pozisyon alan kıza güvence vermek istedi. Az önceki anları, sorun yokmuşçasına yok saydı. Akın samimice Feyza'ya gülümsedi. ikisinin midesinde de filler tepişiyordu, kelebekler uçuşuyordu. Kalpleri bilinmeyen bir ezginin notalarına kuvvetle basıyordu.
Feyza'nın zorlukla topladığı dikkatini dağıtmak Akın'ın ilk hedefiydi. "Yanında saç tokan var mı? Rüzgardan çok karışırlar, toplayalım. Birazcık motor korkun yatıştı gibi görünüyor."
Akın az önce sanki hiçbir şey olmamış gibi devam edince, Feyza azıcık rahatladı. Gerilen omuzları yavaşça aşağı düştü. Oysa ki en yakın arkadaşından uzak kalmış Akın'ın içindeki çocuk, ona yeniden kavuşmuş gibi bayram sevinci yaşıyordu. Bastırmak zordu. Doyasıya gülümsememek için dudaklarını içinden ısıran Akın, aynı yakınlıktan o duru gözleri izlemeye devam etti. Karamel kahvesi harelerinin içi mutlulukla gülümsüyordu, adamın bundan haberi yoktu. Hatta çok güzel bakıyordu.
Akın biliyordu birini fark etmenin yolu bakmaktan geçiyordu. Feyza kendisine bakınca görsün istiyordu. Kelimelerle arası iyi olduğu kadar bakışlarlada derdini anlatabilirdi. Ama bakmasını bileneydi tabii. Fırsatlar yaratmayı ve değerlendirmeyi bilen adamdı. Akın'ın ayn'larının yani gözlerinin farkına Feyza ilk kez varmıştı ve son olmayacaktı.