Ferit, Akın'ın yanına geçip hemen hemen aynı boyda olduğu genç adamın geniş omzuna kolunu attı. Eli dostunun omuz başına ulaştırdı ve kıskançlık şiddetiyle, kalın parmaklarıyla tüm kuvvetini uygulayarak sıktı. Feyza salça olamamıştı ama Akın'ın, Ferit tarafından hırsla sıkılan tek omzu, patates ezmesi olmaya yakındı.
"Asayiş berkemal mi, amirim? Yok değil mi bir sıkıntı?" O omzu parmaklarının bütün gücüyle ezdi. Akın 'gık' bile demedi. Hak etmişti! Derince bir yutkunuş ve dimdik bir duruş ile yerlerde önemli bir şeyler varmış gibi baktı. Dostunun radarına yakalanacak kadar kaybolmuş, dikkatsizlikle sınanmış ve adamın kardeşine haddinden fazla istekli temas etmesiyle utandı. Kulakları fena kızardı.
Akın, Ferit hıncını ve kıskançlığını iyice çıkarsın diye öylece bekledi. Sessiz bir saygıyla, canı yansa bile hareketsiz kaldı. Eğitim almış biri olarak daha diri ve iri vücutlu Akın için Ferit'i un çuvalı gibi savurup atmak çocuk oyuncağıydı. Lakin Akın, Ferit tarafından yapılan bu göz dağını sonuna dek hak etmişti.
Ferit elbette başından beri o masalarına gelen genci ve sonrasında onları, Funda'nın omzu üzerinden kaçak göçek izlemişti. Funda'nın yönünü onlara iyi ki ters çevirmişti. Hatta Funda'yı oyalayacağım diye neredeyse göbeği çatlamıştı. Aslında Funda'ya da bu beğenisi için destek olabilirdi lakin kızın gözlerinde aşktan yana zerre bir şey yoktu. Dilindeydi. Gözlerinde hırs ve beğeniden başka bir şey görememişti. Hoş görse ne olurdu ki? Ferit elbette bilmiyordu ama öğrenecekti.
Ferit'in bir tarafı, Akın'a tek dostu olduğu için hiç kızamıyordu. Hatta küçük kardeşi için doğru kişi, Akın gibi hissettiriyordu. Diğer tarafında abilik damarları deli deli atıyordu. Henüz kalbinden emin olmadan neden hormonlarına sahip çıkmıyordu? Hızlı giden atın boku seyrek düşermiş ya Akın tıpkı öyleydi ve böyle giderse Feyza sırf suçluluk duygusundan dolayı onu saf dışı bırakır o bokları Akın'a tek tek toplatırdı. Feyza'nın altında yatan minik aslanı en iyi abisi bilirdi.
Akın'ı kardeşine dokundu diye bir şeyleri henüz başlamadan bitirme çabasında olan adamı, bu kalabalık içinde, evire çevire dövmek istiyordu. Dövemeyebilirdi. Adam iriydi. Eğitimliydi. Fakat sessizce yanında taş kesilen adam sanki o meydan dayağını yemeye bile hazırdı. Daha çok sinir oldu.
O toplamda iki dakikalık temas, Ferit'e sayısı belirsiz çiviler batırılıyor gibi hissettirmişti. İki dakikalık diyeti, Akın ödesin istiyordu. Ferit, o omzu çürütür gibi yüz yirmiye dek normalden çok daha yavaş saydı. Kendinin belirlediği iki dakika ama bir dakikası da kendinden olan süre doldu. Çürütme işlemi vaktini bulunca, Akın'ın omzundaki parmaklarını yavaşça gevşetti. Akın'ın canını iyice yaktığı omzunu sever gibi pat patladı. Lakin sevmekle alakası yoktu.
Gevşettiği an heykel kesilmiş, kulakları kıpkırmızı olmuş Akın'ın başı, Ferit'in kafasına yaklaştı. Sessizce şunları dile getirdi. "Özür dilerim. Planlı bir şey değildi. Telafi etmez biliyorum. Özür dilerim, Ferit. Çocuk gibi davrandım farkın-"
Ferit'in yapıştırılan cevabı çok keskindi. "Çocukkende kardeşimin dibinden asla ayrılmazdın. Kuyruğu gibiydin. Hala hatırlıyorum. Omzun için kusura bakmayacağını da biliyorum."
"Ferit... Bir daha ol-"
"Tutamayacağın sözler verme Akın. Bu beni daha çok yaralar." Ve Ferit son noktayı o kalabalığın içinde Akın'ın ensesine sert bir tokat geçirerek koydu! Akın öne doğru savrulmadı bile çünkü utançtan ve yakalanmış olmaktan kaskatı kesilmişti.
İki dost arasında kısa bir bakışma geçti. Biri mahçup diğeri sinirli ama birazda minnet doluydu. Akın o gözlerde saf öfke okumayı daha çok isterdi, daha huzurlu hissederdi. Hayır Ferit sadece öfkeli değildi ve dile de getirdi. "Sen yanındaysan içim rahat. Şiddetim abisi olduğum içindi, şiddetli inkarların içindi... Anlıyor musun?"
"Sen neler söylediğinin farkında bile değilsin, içtin mi lan?" Akın, normale dönüp dostuna yükselmek istiyor ama hala çok utanıyordu. Ferit'ten bir içki kokusu almayı bekledi. Hayır içmemişti. Başını iki yana salladı. Ama bu baş sallayış ne içindi, kendisi bile bilmiyordu. İçi rahatlamış, çözülmüş olması gerekmez miydi? Hayır aksine karmakarışık hissediyordu.
Akın sesi bile çıkmadan "Siktir!" Diye soludu. Ayvayı yedim der gibiydi. Aydınlanma mı yaşıyordu bilinmez.
"Kapana kısılmış kurt gibi uluma. Babam su akar yolunu bulur derdi." Ferit içine doğan hissin olma hızına, içinden küfürler ediyorken dağ gibi Akın'ın bocalayış hali, onu ufacık keyiflendirdi.
"Bir daha ol-" Akın sayıklar bir haldeydi, Ferit'in güvenini kırmak zoruna gittiği için geveledi.
"Kes şunu demeyi lan!" Ferit, Akın'a uyarır gibi tersçe baktı. "Ben seni mert bilirdim. Dilinden çıkanlara dikkat et. Bir kez daha dile getirirsen ciddiye alacağım. Ve söz senettir. Tutamazsan ne olur biliyor musun?"
"Dostluğun biter..." Akın bilerek tekil konuşuyordu, dostluğumuz değil dostluğun biter diyordu.
"İyi bari anlamışsın şükür! Önce karar ver. Sonra icraate geç. Yaralarından ölecek gibi olsa da sana ağır hasar vermeden geri çekilmez. Sesini çıkarmadığına bakma. Sabrediyor çünkü en büyük silahı bu."
Feyza çok değer verdiklerine susardı evet ama Akın daha henüz o eşiği geçmemişti. Püskürtülmesi an meselesiydi. Feyza için ağır basan kişi şu anlık tamamen ablasıydı. Zeki geçinen dostunun anlamasını umdu. Daha fazla da yüz göz olmak istemiyordu. Hem abiliğini hem dostluğunu yapmıştı. Yeterdi.
O andan sonra ikili bir müddet sustular. Feyza ise abileri arasında yaşanan gerginliğin sebebi olduğunu bilmiyordu. Her zamanki itişmeleri zannetti. Funda bir şeyler sezdi hatta Akın'ın kendisi için Ferit'le konuşmasını bile umdu. Bilmiyordu, bilseydi o gece mutlaka eşeler olmasın diye bir şeyler yapmaya çalışırdı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde dans için piste çıkan gençlerden sonra Ferit, Funda'nın gönlünü hoş tutmak için onu dansa kaldırmak istedi fakat Funda tarafından reddedildi. Sorun çözülmüş gibiydi fakat Funda'nın kalbi öyle kolayca yumuşamazdı. Ferit barıştık rehavetine erkenden kapılıyordu. Ferit şansını Feyza'yı dansa kaldırmak için kullanırken aldığı cevap bu sefer neyse ki olumluydu.
Funda abisinin dans teklifini, arkadaşlarımla konuşacağım bahanesiyle geri çevirmişti. Feyza'yla dansa giden abisinin arkasından hemen Akın'a dönüp sordu. "Dans edelim mi Akın?" Çok fena heyecanlıydı ve merakla cevap bekliyordu. Verilen ters cevaplar moralini bozsada onu kazanma savaşına devam etmeye yemin etti.
"Hayır istemez. Yaşıtın oğlanlarla danset abicim sen."
Funda 'abim değilsin, hiç olmadın' diye genç adamın yüzüne yüzüne bağırmak istiyordu. Yapamazdı. Ters teperdi. Yumuşak davranmalıydı.
Akın daha dans kelimesi edilir edilmez namlunun ucunun kendisine döneceğini biliyordu. Funda, abisini geri çevirirken kendisine dans edelim diyeceğini de iyi biliyordu. Artık Akın, Funda'nın bütün hamlelerine idmanlıydı. Yüzüne bakmadan konuştu bilerek ve tam o an çalan telefonu onu kurtaran can simidi oldu.
Emniyetten gece nöbeti olduğu bildirilince hemen kapatması gereken telefonu bilerek kapatmadı. Konuşmayı olabildiğince uzatarak Funda ile yalnız kaldığı masadan uzaklaştığı an telefonla konuşmayı sonlandırdı. İçeceklerin olduğu masadan kolaya uzanarak dans edenler arasından Ferit'leri bulmaya çalıştı.
Ferit, kardeşiyle dans ederken çevresine göz dağı veriyordu. Dikkat çekmeyen bir elbise giydiği halde kardeşi ay gibi parlıyordu. Hele bugün tamamen açık bıraktığı dalgalı saçları ahenkle dans ediyordu. Ve hala akbaba gibi dans sırası gözeten adamları gördükçe asabı bozuluyordu.
Ferit iki şarkılık dans sonrası üniversiteden sınıf arkadaşı olan Yıldız'ı fark etti. Kız da tam o sırada onu görünce birbirlerine gülümsediler. Sınavlara birlikte hazırlandıkları grup arkadaşıydı onlar.
Ferit, Feyza'nın gülümseyen huzurlu yüzünü görüp onu Funda'nın yanına bırakmak istemedi. Gözleri Akın'ı ararken ona yer bildirimi yapar gibi tek elini havaya kaldıran dostunu fark ediverdi. Feyza'nın belini saran kollarından birini kaldırıp eliyle Akın'a 'gel' işareti yaptı. Sonra yaramaz çocuklar gibi sırıttı. İkisinin dans etmesini istiyordu. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusuydu?
Az önceki göz dağından dolayı dostunun temaslar konusunda, pervasız davranmayacağını umuyordu. O içine doğan his yanılmıyorsa böyle fırsatlar yaratmaya devam edecekti. Feyza ne alemde anlaması gerekiyordu... Ama Funda? İşte onu da zamana bırakmaya karar verdi. Sonuçta Akın, Funda'nın tavırlarını ve yaklaşımını sevmediğini söylemişti.
Akın, Ferit'in kendisini yanlarına çağırdığını fark edince kaşlarını çatsada adımları onu kardeşlere doğru götürdü. Ferit, yanlarına gelen Akın'la göz göze geldi. Yüksek müzikten dolayı konuşmadan kardeşini hafifçe Akın'a doğru itti. Bakışlarıyla üniversite arkadaşı Yıldız'ı gösterip aralarından sıyrılıp kayboluverdi. Yüzünde yine o sırıtmalardan vardı, 'ben bir şey yapmadım ki' olanından.
Akın şaşkınca dostunun ardından bakıp pistte Feyza ile yapayalnız kalmasıyla içinden bir küfür savurdu. Dans etmeyi kesinlikle sevmiyordu fakat kızı burada kabak gibi ortada bırakmakta ayıp olacaktı.
Abisinin arkasından nereye gittiğine bakakalan Feyza, dans ederken kendisine çarpan çiftleri görmezden geldi. Taa ki aynı kişiler Akın'a da çarptıkça, alan daraldığı için birbirlerine yaklaşmak zorunda kalan Feyza ve Akın göz göze geldiler. Akın bilirdi, Feyza kendisinin gözlerine pek bakmazdı, baksa da o gözler orada çok az konaklardı.
Pistin ortasında kalabalıklar içine ve merkeze çekilmiş olarak kalmalarıyla Akın, tek kolunu uzattı. Çünkü bir an önce bu dar alandan çıkıp onu boğan kalabalıktan kurtulmak istiyordu, bunalmıştı. Yediği haltlar da tuz biber olmuştu tabii... Feyza ise uzatılan kola karşılık ikilemde kaldı. Bunu bir dans teklifi sandı ve küçük narin ellerini, Akın'ın omuzlarına çekinerek hatta çokça utanarak koydu.
Ablasının aşk adı altında yaptığı aşırılıkları, Ferit Abi'si görsün istemiyordu. Ablası farkında olmadan çok açık veriyor sürekli komşu oğluna sokulup duruyordu. Ferit'in bu hali fark etmesinden çok korkuyordu. Kendince adam dans teklifi ediyor sanarak zaman geçsin diye kabul etmişti.
Akın omuzlarına hafifçe tutunan ellerle bir an öylece kalakaldı. Tam 'tamam, burası dur noktası' diyordu. Ama hiç bir işe yaramıyordu. Duramıyordu. Durduramıyordu. Dur dediği her seferinde bir kavşak yeni bir yön beliriyordu.
Akın'ın gözleri sorarcasına hemen Feyza'nın gözlerini aradı. Fakat kız tedirgin bir şekilde sürekli etrafına bakıyordu. Abisini arıyor diye düşündü ve o da ellerini Feyza'nın beline emanet bir şekilde çok temas etmeden koydu. Ferit'in ayı gibi sıktığı omzu bu temasla uyuz uyuz sızladı. Akın dişlerini sıktı. Ferit az bile yapmıştı, kabulüydü.
Akın'ın ırmağının yönü Feyza gibiydi, hafiften belliydi. Peki Feyza'nın nehrinin munsapı neresiydi? Akın mıydı? Funda mıydı?