Soğuk bitmiş, aylar birbiri ardına geçip gitmişti. Güneş yeniden tenleri ısıtıyor, kahverengi dallardan umudun bitmediğine dair gösterişli pembe çiçekler açıyordu. Atabey otağı, Melike konağı ise hala yerli yerinde, yağan karlara, esen rüzgârlara rağmen sapasağlam ayakta bekliyordu. Daha bir heybetliydi şimdi. İçindekilerle birlikte daha bir gözü karaydı. Kapılar daha sıkı korunuyor, hanım ağa gözlerden daha uzak olduğu için daha çok ilgi uyandırıyordu. Onu görmek, bir kez olsun göz göze gelmek için yine, yeni ve yeniden yarışlar başlamış, öfkesinden sakınılmak üzere her bir arzusu usul usul yerini bulur olmuştu. Elbette bu hayranlığın yanı sıra çekingeler de çoktu. Çünkü hanım ağanın güler yüzünün, anne şefkatinin yanı sıra bir de karanlık tarafı, büyük bir gazabı olduğu konusunda he

