Yazardan; Havin, odasının banyosunda bilekleri kesik ölümle pençeleşiyordu. Gözleri dalmış, şuurunu kaybetmişti. Ölüm sessizliği bedenine kavuşmak üzereydi. Yerde bulunan kan yoğunluğu çok yaklaştığını dile getiriyordu. Havin, gözlerini bu dünyaya kapamadan babasını hissedip elini uzatarak gözlerini yummuştu. Azat uçurumun kenarında kendine olan öfkesini dile getirip vicdan rahatlatmaya çalışıyordu. Artık vicdanı da kirlenmişti. Havin'in damarındaki saf temiz kanın banyoya dağılması gibi dağılıp gitmişti vicdanı. Soğuk rüzgarın kendine getirmesini beklerken Havin'in ölümle yaşam arasında ve anahtarının Azat'ın cebinde olduğu gerçeği Havin'i ölüme daha yakın kılıyordu. Meryem ana odasında oturmuş oğlunun gelinine söylediği sözleri işitmesinin verdiği hoşnutluk ile kahvaltısını odasında

