11.Bölüm

1295 Kelimeler
Ali hastanedeydi, bıçaklanmanın yarattığı acı bedenini sarmalamıştı. Yatakta yatan Ali, gözlerini açıp kapamakta zorlanıyordu ama zihni Elif’in hatıralarında kaybolmuştu. Onunla geçirdiği anları düşündü, ama en derin acısı, Elif’in Cem ile nişanlandığını öğrenmesi üzerine canlanıyordu. İçinde bir fırtına vardı; sevgi ve kaybetmek arasındaki derin bir boşluk. O esnada, Zeynep odaya girdi. Şoka uğramış görünüyordu, ama içindeki öfke ve kaygıyı gizlemek istemedi. Ali’nin başucuna yaklaşarak, onunla yüzleşmek için kararlı bir ifade takındı. “Ali, zayıf düşme,” dedi. “Biliyor musun, Elif’in senin için gerçekten bir şeyler hissettiğini sanmıyorum. O, Cem’in yanında ve bunun bir sebebi var.” Ali, Zeynep’in gözlerinde kendisi için duyduğu endişeyi gördü, ama içindeki acıdan onu korumaya çalışmak istemedi. “Zeynep, Elif… onu seviyorum. Onun benim için nasıl hissettiğini biliyorum,” diye yanıtladı, sesi zayıf ama kararlıydı. “Hayır, Ali,” Zeynep neredeyse bağıracak kadar yüksek sesle konuştu. “Eğer Elif seni gerçekten sevmiş olsaydı, bu noktada Cem’in yanında değil, senin yanında olurdu. Ama o, yalnızca hayatını kolaylaştırmayı tercih etti.” Ağır bir sessizlik Ali'nin boyunca durdu; bu gerçek, zihninde yankılanıyordu. Zeynep’in kelimeleri, Elif’in nişanlandığını öğrendikten sonra kalbindeki şişlik gibi büyüyordu. Ali kendi duygusal karmaşasında kaybolmuştu, Zeynep’in hissettirdiği son derece dinamik bir gerçeklikten kaçınmaya çalışıyordu. “Belki de her şey fazla karmaşık hâle geldi,” dedi Ali, sesi titreyerek. “Ama Zeynep, Elif, her zaman o benim kalbimde bir yer kaplayacak. Onun benden uzak durması, beni sevmediği anlamına gelmez.” Zeynep, Ali’nin inatçılığına tahammül edemedi. “Ali, açık olmalısın! O, Cem ile hayat kurmayı seçti. Bu, sana değer vermediğinin ve seni unuttuğunun bir kanıtı. Unutma, seni bıçaklayana kadar Elif yanında değilken, o sadece kendi yaşamı için endişelendi.” Ali yüzünü buruşturdu; Zeynep’in sözleri canını yakıyordu. “Bazen insanlar basitleşir her gün farklı bir hayat sürmektedirler,” dedi. “Ama bu, benim Elif'i mi sevmek için sebep olma ihtiyacımı geliştirmiyor.” Zeynep, endişeli gözlerle Ali’ye baktı. “Belki burada senin iyiliğin için bunu söylüyorum ama… Elif’in üstünde fazla kalmaman gerekir. Kendi sağlığına ve geleceğine odaklanmalısın, Ali. Yoksa bir gün geriye döneceksin, ancak her şey çoktan geçmiş olacak,” dedi. Ali, sözlerin büyüsüne kapılmayı reddetmekte zorlanıyordu ama aklı onu boğuyordu. Kalbinde Elif’e karşı bir hasret var, ama o da bir yandan gerçekliği hissetmek zorundaydı. “Zeynep, başka bir yol olmalı. Belki biz kaybolmuşuzdur ama aşk her zaman bir çözüm kaynağıdır.” Zeynep, sinirli bir ifadeyle başını salladı. “Senin kararın, Ali. Ama nasıl anlıyorlarsa duygularında gidecek kadar acı da olabilirsin.” Hastanenin mavi duvarlarına dönerek kafasını yastığa yasladı; onun hayalleri bir bahar sabahı gibi yaşama arzusuna karışıyordu. Ali hastane odasında yalnız kaldığında, kafasında dönen düşüncelerle baş başa kalmıştı. Zeynep, geri döndüğünde Ali'nin yüzündeki karamsar ifadeyi hemen fark etti. Odanın atmosferi gergin ve yüksekti. Zeynep, Ali’nin başucuna oturarak, elini onun omzuna koydu. “Ali, seni bu kadar üzgün görmek istemiyorum,” dedi Zeynep, endişeyle. “Biliyor musun, her şeyin bir sonu vardır. Elif’in Cem ile evlenmesi, artık kaçınılmaz bir gerçek.” Ali, Zeynep’in dikkat çekici sözlerine döndü. “Ama Zeynep! Elif hala kalbimde,” dedi, sesi doluydu. “Başka bir şeyi düşünemiyorum.” Zeynep, Ali’nin anlamsız ısrarlarını görmemezlikten gelemezdi. “Ali, Elif artık Cem’in karısı. Onun yanında olmaktan başka bir şansı yok,” dedi kesin bir sesle. “Eğer onun peşinde koşarsan, hayatını tümüyle tehlikeye atarsın. Unutmalısın onu.” Ali, Zeynep’in sözlerini dinlerken içindeki boşluk derinleşiyordu. “Biliyorum ama… onunla yaşadığım anılar silinmeyecek,” diyerek çaresizce yanıtladı. Zeynep, Ali’ye ilk defa daha net bir şekilde yaklaşmaya karar verdi. “Elif’in hayatı artık Cem ile bağlı. Töreler karşısında durma şansın yok. Eğer Elif için kendini tehlikeye atarsan, hem kendi hayatını hem de onun hayatını yakmış olursun. O artık senin için yok, Ali. Gerçekleri kabullenmek zorundasın.” Ali, Zeynep’in söylediklerinde bir anlam bulsa da acısı daha da büyümekteydi. Zeynep, Ali’nin önünde daha büyük bir gerçeklik açmak istiyordu. “Bu zor bir süreç ama kendi hayatına bakmalısın,” dedi, gözlerinde bir kararlılık vardı. “Seni yeniden güçlü görebilmek ve sağlığına kavuşmanı görmek istiyorum. Evliliğini ve Elif’in ilişkisini artık geride bırak.” Ali, Zeynep’in duygu dolu bakışlarında bir şeyler hissetti. Bu etki, içindeki boşluğu biraz olsun doldurmuştu. “Belki de haklısın, Zeynep,” dedi ağır bir nefesle, “Elif’i unutmak zor olacak ama kendi hayatıma yeniden odaklanmalıyım.” Zeynep, Ali’nin sözleri doğrultusunda gülümsedi. “Mesela yeni hedefler belirle veya yeni bir hobi edin. Kendine yeni bir yol çizmeli ve hayatına devam etmelisin. Elif artık senin geçmişinde kalan bir hikaye,” dedi. Ali, Zeynep’in doğru noktalara parmak basmasını kabulleniyordu. İçinde büyüyen hüzün, zamanla yerini güçlü bir iradeye bırakmaya başlamıştı. “Eğer Elif’i unutursam ve ilerlemeye başlarım… seninle birlikte kalmayı kabul ettim,” dedi, Zeynep’in eline tam anlamıyla sımsıkı tutarken. Zeynep, Ali’nin kararını onayladı. “Birlikte bu süreci atlatırız. Hayatta kalmak için mücadele etmeli ve nefret yerine sevinç dolu anları yaşamalısın,” dedi. Ali, duygularını kontrol etme çabasıyla başını salladı. “Evet, Zeynep. Elif artık Cem’in karısı ve benim ileriye odaklanmam gerek. Kendi hayatımı tekrar kurmalıyım,” diye duygu dolu bir sesle yanıtladı. Zeynep, Ali’nin bunun için mücadele edeceğini bildi. “Bunun için buradayım, Ali. Birlikte atlatacağız.” Ali, Zeynep’in cesaretlendirmesiyle içinde bir umut ışığı beliriyordu. Zeynep’in kararlı duruşu, Ali’nin yeniden çözümler peşinde koşmasına yardımcı oluyordu. Hastaneden çıktıktan sonra birlikte neler yapacaklarını planlamaya karar verdiler. Zeynep, “Ali, burası sana yetersizdi sadece. Neden hayatına yön vermek için yeni bir başlangıç yapmıyorsun? Spor veya yeni bir aktivite denemeleri seni yeniden canlandırabilir,” dedi. Ali, Zeynep’in teklifine sıcak bakıyordu. “Belki de bugüne kadar hiç denemediğim bir şey yapmak iyi bir fikir. Spor yapmayı denebiliriz,” diyerek heyecanla yanıtladı. Zeynep’in gözleri parladı. “Mükemmel! Yüzme, koşu ya da belki de bir takım sporları. Kendi ruhunun dinlenmesine yardımcı olmalıyız.” Bir hafta boyunca ikisi de hastaneden çıktıktan sonra kendilerine bir hedef belirlemek için huzurlu bir buluşma planladılar. Ali, enerjisini toplamak için spor salonuna gitmeye başladı. Zeynep, onu desteklemek ve her anında yanında olmak için elinden geleni yapıyordu. Ali ilk birkaç gün zorlandı; ama Zeynep’in motive edici sözleri onu durduramadı. “Unutma, Ali! Her zaman düşmek bir fırsattır. Yeter ki her düştüğünde yeniden ayağa kalk!” dedi Zeynep. Ali bu süreçte kendisini yeniden keşfetmeye, yetenekleri ve kuvveti konusunda yeni şeyler öğrenmeye başladı. Bir gün birlikte spora gitmek amacıyla anlaştıklarında Zeynep, “Artık Elif’in yanında kendimi kaybetmiyorum,” dedi. Ali, Zeynep’in yanında rahatlayabiliyordu; duygularını paylaşmak, zamansal olarak bir boşaltma yaşarken Zeynep’in kararlılığı motivasyon kaynağı olduğunu düşündürüyordu. “Gerçekten çok teşekkür ederim, Zeynep. Seninla bu kadar moral bulacağımı düşünmemiştim,” diyerek açıktan yüreğini açtı. Zeynep gülümseyerek, “Bunu her zaman yapmaya hazırım, Ali. Önyarısı günleri geride bırakmalı ve bu kendine çemberi kapatmak haline getirmelisin. Özellikle Elif hakkında düşündüğün her şey geçen zamanla kalbinde uzaklaşacak,” dedi, olumlu bir ruh haliyle. Zamanla Ali, Zeynep ile yapılan antrenmanlarda sağlamlaşıyor, kendisine yeni hobiler ediniyor ve kendisini daha hapise uygun bir hale getiren yeni arkadaşlıklar kuruyordu. Kendi hayatının gerçeklerini kabullendikçe, Elif ile olan geçmiş anılarında hassas bir anlayış ve onurlandırma hissi bulmuştu. Bir gün, yaklaşık bir ayın ardından, Zeynep ve Ali bir kafede oturmuşlardı. Zeynep sıcak bir çay sipariş ederken, Ali aniden derin bir düşünceye daldı. “Bak, Zeynep,” dedi, “Artık Elif’in yerini dolduracak bir şey yok. Hayatımı yeniden yaşıyorum ama geçmişimi anı olarak kullanmalıyım.” Zeynep, Ali’ye içten bir gülümsemeyle bakarak, “Evet, işte önemli olan bu! Geçmişte yaşadıklarından ders çıkarabilirsin ama altında tutmak yok. Yeni bir başlangın için geleceği kucaklamak zorundasın,” diye yanıtladı. Ali, Zeynep’in söylediklerini kalbinde hissederek onayladı. “Biliyor musun, sanki yeniden doğmuş gibiyim,” dedi. Rahat bir gülümsemeyle, Zeynep’in yanındaki değeri ona ilham veriyordu. Her geçen gün Ali, Elif üzerindeki üzüntüsünü yavaş yavaş silip atmaya başladı. Zeynep ise onu desteklemeye devam etti. İlişkileri daha derinleşiyordu ve Ali, hayatına yeni bir yön vermeye çalışıyordu. Ve Elif, Cem’in karısı olarak yaşamına devam ederken Ali de kendi yolunu bulmanın peşindeydi. Yaşamlarındaki değişimi hissederken, ikisi de yeniden kendilerini bulmanın her geçen gün biraz daha mümkün olduğunu fark etti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE