Pars
Bir yerde ben varsam oranın kontrolü tamamen bendedir. Gittiğim mekanda da böyle özel bir davette de. Kimse anlamaz belki ama onların güvenliğini de güvenliğe alan, onların teknolojisini bile sıfırlayan ekipmanlarım daima mevcut ve önceden planlı her yere ben gitmeden benden olanlar gider. Bu davette onlardan biri. Ekibim günler öncesinden yerleşti içeriye, garsonların içinde de adamlarım var, IT kısmında da. Hele ki o gidilecek mekana benim ailemden biri katılacaksa o zaman her şey değişir işte. Kendim için bir önlem alıyorsam onlar için yüz önlem alırım. Ve biri benim ailemden birine zarar vermeye kalkışırsa onu bitiririm! Hiçbir bahaneyi umursamam, hiçbir açıklamayı dinlemem.
Şimdi olduğu gibi!
Dışarıdan belli olmayan bir kulaklık var bende bu şekilde ekibimle daima irtibat halindeyim ve kulağıma gelen şey yumruklarımı sıkmama sebep oldu.
"Tespit edilemeyen bir IP buranın sitemlerine sızmaya çalışılıyor" dendi.
"Mani olamıyor musunuz?"
"Uğraşıyoruz efendim ama yapan her kimse işinde çok iyi olduğu belli" dedi görevli.
"Annem ve babam zarar görürse hepinizi yakarım!"
"Elimizden geleni yapıyoruz efendim" dedi karşıdaki ses ama ben yumruklarımı sıktım, o esnada babam sahneye çıktı ve anlık olarak telefonuna baktığını gördüm.. Kaşları çatıldı.
"Babamın telefonuna sızın ve sadece bana aktarın bilgileri." dedim birkaç saniye içinde benim telefonuma aktı bilgiler. Gördüğüm şeyle o ağzı bozuk gazeteciye baktım. Yüzünde bir sırıtış var aynı anda sinevizyona anlık bir görüntü düştü hemen müdahale etti bizimkiler ve görüntü yakalanmadı ama benim için yeterli oldu bu. Basının içinde görevli adamımla göz göze gelip o kızı işaret ettim, kızın boynuna ilaç enjekte etti aynı anda kız bayıldı zaten. O da sanki birden bire olan bir şey gibi davrandı.
"Açılın lütfen hanımefendi bayıldı."
"Boş bir odaya alın geliyorum" dedim o da aldığı odayı söyledi bana ama babamı zapt etmek mümkün değil şuan. Konuşmasını kısa kesip masaya döndü.
"Ali, Asya Gerçek! Bugün vadide istiyorum o kızı."
"Baba bir sakinleşir misin lütfen ben ilgileneceğim bu konuyla."
"Lafımı ikiletme, o kız kime şantaj yaptığını bilmiyor belli ki, bugün halledilsin."
"Peki baba" dedim ama o kızı babamın meşhur kelebek vadisine götürürsem oradan sağ çıkamaz. Kelebek vadisi babamın düşmanlarını koyduğu ve başına bıraktığı kelebeğin ömrü kadar ömür biçtiği bir yer. Ve oradan sağ çıkılması imkansız, kelebek ölünce kişi de ölüyor. Hoş benim de sağ bırakmak gibi bir niyetim yok ama birilerinin maşası mı derdi babam mı ben mi kardeşlerim mi bunları anlamam lazım. Babam daha fazla kalmadı annemi alarak ayrıldılar, ben de usulca kalktım yerimden, kızı koydukları odaya gittim. Bir sandalyeye oturtulmuş, elleri ve ağzı bağlı halde hâlâ baygın.
"Asya Gerçek... Kimsin sen bir bakalım."
Benim görevlilerden birini aradım.
"Bu kızı benim tekneye götürün."
"Emredersiniz efendim."
Kızı onlar alıp gittikten sonra ben bir süre daha davet alanında kaldım, plaketimi aldım kısa bir konuşma yaptım falan filan. Rutin süreç yani. Oradaki işim biter bitmez çıktım mekandan. Babam ve Kenan Kurt dünya deniz ticaretinin yön verenlerinden onlarca gemimiz var ama ben onların işlerine direkt müdahil olmam. Kendi teknem var adı da Pi tabi ki ve kaçamak yapmayı seviyorum onunla. Bu kızı da mahsus tekneye götürmelerini istedim bakalım denizin ortasında kaldığında da bu kadar cesur olabilecek mi! Arabama binip hemen geçtim tekneye. Kendi kamarama geçip üzerimi değiştirdim. Kızı da odalardan birine koymuşlar, hiç bakmadım ona dümene geçip açılmaya başladım. Bir süre ben orada dümenin başında kaldım ama çok geçmeden bağırtılar daha doğrusu ağıza alınmayacak küfürler gelmeye başladı. Sesleri duyunca dudağımın kenarı kıvrıldı. Tekneye otomatiğe alıp usulca onun kaldığı odanın önüne geldim. Kapıyı açmamla üzerime bir cismin uçması bir oldu.
O kadın!
Nasıl uçtu ne ara uçtu anlamadım ama panter gibi yüzümde gözümde yırtmadık yer bırakmadı mecburen zor kullandım, üzerimden hışımla attım bunu popo üstü düştü yere.
"Senin cinsini cibilliyetini sikerim onun bunun çocuğu, sen kimsin de beni alıkoyuyorsun dümbük."
Bunlar girizgah sadece bu ve buna benzer 50 farklı küfür sıraladı aralarında ilk defa duyduklarım bile var. Amcık hoşafı dedi bana, bu nedir mesela bilmiyorum.. Kırkağaç kavunu suratlı gavur tohumu dedi... Anası doğurmayı unutunca sıçılmak suretiyle çıkmış bok.. ile finalini yaptı. Tek kelime etmeden bitirmesini bekledim. Stres anında mevcut sendromunun pik yapacağını tahmin ettim çünkü. Sanırım ettiği küfürler bitince yere bağdaş kurdu. Kendini sağa sola sallana sallana ağlamaya başladı ama ağlamak denmez ağıt yakıyor bildiğiniz.
"Vay Vay vay ben bu akılsız başımı alıp nereye gitseydiiim. Vay Cevriye'yi ben nasıl dinlemediim. Arda orospusu beni uyardı ben niye yaptııım."
Cevriye kim, Arda kim hiçbir fikrim yok.
"Ah akılsız Asya ah kaşınan göte yarak şamdan şahlanarak gelirmiş derler, aldın mı ebeninkiniiii"
Dayanamadım kahkaha attım o nasıl laf ya.
"Asya Asya seni eşekler kovalasa az değil mi, anan kadına ne diyecen, etlerini lime lime etseler, gözlerini oysalar senin o muhtişim vucutunu 82 yerinden kesseler ne bok yiyeceeeen Asyaaa."
Şuan tek kişilik bir sitkom izliyorum, nasıl ağlıyor nasıl bağırıyor size yemin ederim ben hayatımda bu kadar uzun süre gülmedim.
"Sen kendini Cüneyt Arkın mı sandın gavur Asya, Altarın oğlu Tarkan mısın sen, 40 kişiyle Çin sarayını basan Kürşat mısın kahpe karı."
Tekrar kahkaha attım, kendime mani olamıyorum. Bence kesinlikle kelebek vadisine gitmeli bu kız, ancak babam gelir hakkından. Ağıdı bitti herhalde ayağa kalktı tam karşımda duruyor. Yüzü gözü kıpkırmızı ağlamaktan. Sarı saçları sağdan soldan çıkmış, gözlerinin mavisi farklı, masmavi denilenlerden safir gibi. Boyu uzun benden 20 cm kadar kısa sanırım. O beni inceliyor şuan ben onu. Sonra etrafımda dönmeye başladı, hiç kıpırdamıyorum. Üzerinde kesici alet yok, yakın dövüşte fena değilim alt ederim diye düşünüyorum. Epey gezdi etrafımda.
"Emmoğlu?"
Baktım yüzüne.
"Bak bu süt gibi vucutum, dolgun memelerim efendime söyleyim fındık burnum kiraz dudaklarım iştahını kabarttı da bana tecavüz edip sonra beni 49 parçaya bölüp denize atacaksan baştan söyleyim çükünü dibinden keserim. Südük yolların bile durur!"
Profesyonelliğimi korumakta o kadar zorlanıyorum ki şuan, bugüne kadar böyle bir vakayla karşılaşmadığıma yemin edebilirim.
"Nasıl mani olacaksın ki bana, fiziksel üstünlüğüm var ve o saydıklarını pek âlâ yapabilirim."
Bana bir el hareketi çekti ardından bağırdı.
"Naaaah yaparsın!"
Güzel Allahım neyse sınıyorsun beni.
"Küfürlerin, dövünmen, ağıtın bittiyse güverteye çık."
"Sebep?"
"Ben öyle istiyorum."
"Bon oylo ostoyorom.. Ordan bakınca laf dinleyen bir kıza mı benziyorum dayıoğlu?"
"Başka şansınız yok hanımefendi, ya benimle paşa paşa çıkacaksınız ya da ben adamlarım aracılığıyla zorla çıkaracağım."
"Hele bir dokunsunlar kaburgalarından salıncak yaparım kendime."
"Peki siz bilirsiniz ben çağırayım o halde."
"Taam lan taam dur zengin züppe, çıkarız sizden mi korkcaz olum."
Gülerek kenara çekildim elimle kapıyı gösterdim kabadayı gibi yürümeye başladı bir yandan da hayda rinna rinna rinna rinanay diyor. Yahu karikatür müsün be kadın! Ben buraya gelirken ağzına kadar öfke doluydum biri benim ailemden birine dokununca ben bambaşka bir adam oluyorum oysa şimdi kendimi tanıyamıyorum.. Bu kız ya çok profesyonel ya da türünün tek örneği.
Güverteye çıkınca etrafa baktı, alabildiğine deniz tabi.. Yutkundu sanırım işin ciddiyetini yeni anladı.
"Anlat!"
"Ne anlatayım abicim valla billa ben masumum. Allah seni çarpsın ki kimseye bir şey yapmadım."
"Davette babamı hedef aldığın o sabote ne içindi?"
"Beni içeri aldırmadı diye?"
"Babamın yaptırdığını nerden biliyorsun?"
"Kızına laf söyledim diye gözleriyle böğrümü deşti çünkü başka kim yapacak."
"Bana bak ben sabırlı bir adamım ve teknede yeterli yiyecek var! Yalan söylediğin sürece bu tekneden inemezsin."
"Abariii köpek balığı var mı la bu denizde, balina, anasını satayım kılıç balığı var mı kılıç balığı?"
Hayretle baktım, ben kıza ne anlatıyorum o neyin telaşına düştü..
"Denize atarsam öldürdükten sonra atarım rahat ol."
"Haa iyi o zaman koçum bir rahatladım. Midem kıyıldı iki lokma yemek getir de yiyek bari."
"Sen beni anlamadım galiba. Diyorum ki yalan söylemeye devam edersen sayılı nefeslerine veda edeceksin?"
"Şşş hele bak ne diyecem öldürme la beni, topuğuma sık bence şık bir tehdit.. Ne bileyim Rapunzele taş çıkaracak saçlarımı kazı, psikolojim bozulsun, bıyık çiz telefon numaramı direklere as cümle alem dayıları abansın ben kafayı yiyim olmaz mı?"
"Sen tam olarak ne tür bir delisin ya?" diyorum ama gözlerimin kocaman olduğuna eminim. Ne hastalar tedavi ettim bu başka bir şey!
"Deli demek çok günah biliyor musun Allah seni cehennemine atar."
"Senin ettiğin milyon tane küfürle cennetin kapıları mı açılıyor."
"Aaa bak küfür başka bir şeydir. Yerinde edilen küfür şiir gibidir. Sevgiliye yapılan serenat, fanatiği olduğun takıma ettiğin tezahürat gidibir. Lütfen sapla samanı karıştırmayalım bey abicim."
Derin bir nefes aldım, tüm meslek hayatım boyunca ilk kez sakin kalamıyorum ki bu konuda eğitim verebilecek kadar iyiyiydim. Mikro mimik bilirim ve kızın mimiklerinde en ufak yapmacıklık yok!
"Sana son bir şans Asya Gerçek! Ya adam gibi gerçekleri söyleyeceksin ya da sonuçlarına katlanırsın."
Yutkundu, kararlılığıma sanırım ikna olmaya başladı.
"Anlattığımdan fazlası değil. O beni içeri almayınca intikam almak istedim bu mevzuyu öğrenince de patlatacaktım."
"Kimden yardım aldın, arkanda kim var?"
"Kim olacak kardeşim arkamda Allah Allah bir babam var işçi. Bir de anam var ev hanımı."
"Asya Gerçek. 24 yaşında, İstanbul üniversitesi gazetecilik bölümünü ite kaka zor bitirmişsin. Staj yaptığın gazetede çalışıyorsun. Anne babayla yaşıyorsun. 2 tane küçük erkek kardeşin var."
"Aferin lan iyi çalışmışsın dersine sol azı dişimde de dolgu var onu da ben ekleyim" dedi. Gülmemek için dişlerimi sıkıyorum.
"Bana bir isim ver Asya."
"Mahmut."
"Mahmut kim?"
"Sen işte, bana bir isim ver dedin adını sevmiyorsun diye düşündüm. Ben Mahmut ismini çok severim. Çok lirik, bir o kadar epik aynı zamanda şiirsel."
"Mahmut?"
"He gardaş beğenemedin mi?"
Burun kemerimi sıktım, neyin içine düştüm bilmiyorum ama ben yeterince sabırlı davrandım. Bundan sonrası Bay Pi'nin işi.
"Sen bilirsin Asya, o halde balıklara benden selam söyle" deyip bir hamlede kaldırdım yerinden ve bıraktım bunu denizin serin sularına...