Karar vermem için son bir günüm kalmıştı. Rençper, her zamanki gevşek adımlarıyla, yanında üç-beş adamla birlikte ahıra girdi. Demir kapı gıcırdadı. Kafamı kaldırmadım. Ne kıpırdadım, ne yüzlerine baktım. “Delal, atlar iyice acıktı, susadı…” dedi, sesi sanki zevk alıyormuş gibi uzuyordu. “Yarın herkesin gözü önünde, iffetsiz birinin sonu nasıl olurmuş, cümle âleme göstereceğiz.” Tırnaklarım avuçlarımı kesti. Ellerimi kaldırmak istedim ama zincirler izin vermedi. O pis suratını parçalamak istedim. “Bu şekilde bir sonu biz de istemiyoruz,” dedi, suçsuzmuş gibi. “Ama törelerimiz böyle.” Sözünü kestim, “Tören batsın!” dedim, sesim çatladı ama korkmuyordu. “Masum birini atlara parçalatmanın neresi töre?” Sustu. Sanki böyle bir yanıtı beklememişti. Ama çabuk toparlandı. “Biz koymadık bun

