8. LİMONLU KEK

1287 Kelimeler
BÖLÜM ŞARKISI : KARSU - DOMATES BİBER PATLICAN Barlas'ın ağzından Kafeye gitmek için Can'a danıştığımda bana bunun iyi bir fikir olmadığını söyledi. Söyledi söyledi de ben onu dinleyecek miyim peki ? Nasıl bunca yıldır aradığım insanı görmezden gelip, yanına gitmem ki. Onunla vakit geçirmek istemem, onu yakından tanımak istemem neden kulağa hoş gelmesin ? Şirket kapısından ayak bastığımı gören Selin oturduğu yerden doğrulurcasına yanıma gelip, günlük programı üstünden geçmek istedi. Can ortalarda yok. Çünkü Pelin- Can'ın sekreteri- hala telefonda Can'a günlük planını ve buraya gelip gelmemesi için ikna çalışmalarını sürdürüyor olmalı. Çünkü Can perşembe günleri şirkete gelmez. Yapacağı tüm işleri evinde yürütür. Bu alanda çalışıyorsan özel hayatına ait prensiplerinden ödün vermek zorundasın. Ama malesef Can bu kuralı çiğnercesine hareket ediyor. Selinle odaya girdiğimizde öğleden sonra bana 2 saat bir boşluk yaratmasını ve bu konuda acele etmesini söyledim. Yüzüme böyle bir şeyin mümkün olmayacağını anlatan bakışlarıyla bakıp Bana bugün tüm gün Japon iş adamlarıyla toplantıda olacağımı, hafta sonuna kadar verdikleri sözleşmeyi imzalamamız gerektiğinin önemini belirtti. Ben bugün o kafeye gidip Revan' ı görücem. Bana kimse mani olamaz. Tam 1 hafta geçti üzerinden. Ama ne yanına gitmeye cesaretim var ne de buna izin veren bir Can. Cesaretli olamayışımın sebebi o aldığım ilaçlara sebep olan hastalığımın , onu tekrar görünce nasıl nüksedecek olması. Kafam çok karışık ama onu da görmediğim her an sanki tanımadığını bildiğim benliğimden daha da uzaklaşıyor olması ruhumu karartıyor. Artık anlamalı. Yıllar önce tek arkadaşım olan kızın, arabamın altına yazdığı 'o isimle' yıllardır ayakta durduğumu anlamalı. Selin tekrar odamın kapısını çalıp içeri girdiğinde telaşlı bir ses tonuyla " Barlas Bey Çakyli Jewpo Beyin sekreteriyle konuştum ama bize böyle bir şeyin mümkün olmadığını, hafta sonu imzalanması gereken sözleşmenin de hemen bugün imzalanması için tarihleri erkene çektiklerini söyledi. " Şu an Selin'in nasıl gerildiğini, vereceğim tepkinin ne olacağını kestiremediği için kapının hemen yanında duruyor olması artık alıştığım durumlar. Bu kız bana niye katlanıyor diye düşünürken ailesine bakmak zorunda olduğu, evde 2 engelli kardeşinin olduğunu hatırlattı. " Tamam Selin sen Can'ı ara. Bugün toplantıya o gitsin ki zaten biz sözleşmeyi imzalayacaktık. Can imzalar. " Selin daha çok gerildiğini, hissettirecek bir ses tonuyla " Barlas Bey bana kızacaksınız şu an ama görüştüğüm asistan bizzat Barlas Bey ile görüşeceklerini aksi takdirde bu işten gelecek zarara ellerini sürmeyeceklerini söyledi. " Bu insanlar bizim hala ortak olduğumuzu kavrayamamış. Çünkü bu adamlar yıllardır babamla iş yapan adamlar. Şirketin isim hakkı bende olduğu için şirketin ismi ARHANGIL GRUP olarak kaldı. Can da bu duruma ses çıkartmadı sağolsun. " Tamam iptal et görüşmeyi. Sözleşmeyi imzalamayacaklar, feshediyorlar antlaşmayı de ! " ben bunları Selin e söylerken Selin'in ağzından çıkacak bir şeyin makul olmayacağını çoktan anlamıştım. " Çık şimdi Selin. Hemen ! " Milyon dolarlık antlaşma umrumda mi ? Selin arkasına bakmadan kapıyı örtüp çıkarken. Bende hareketlenmiştim çoktan. Şirketin kapısından çıkarken valenin bana uzattığı anahtarı alıp İstanbul caddelerinde hızlanmaya başlamıştım. Yolda defalarca Can'ın aramalarına, yirmi yedi hakaret içeren mesajlarına maruz kaldım ama bugün beni kimse yolumdan döndüremezdi. Ben bugün Revan' ı görecektim. Kafenin sokağına döndüğüm an karşımdan gelen iki kızın bana doğru yaklaştığını görmemle bunların Revanla Berrak olduğunu anlamam bir oldu. Berrak ın kim olduğunu öğrenmem sizi şaşırtmasın. Revanın da çevresininde seceresini çıkartma işini o gördüğüm gün hakkını verdim ben araştırmacı kimliğimin. Üzerinde beyaz pantolonla beyaz tşört vardı. Nasıl da yakışmıştı beyazlar. Darısı gelinliğeydi inşallah. Ben bu düşüncelerle kendimi boğarken, arabamın önünde duran bir arabaya dikkat çekti gözlerim. Can'ın gelme ihtimalini bile düşünmek istemem ama bu plaka Can'a ait. Arabasının kapısını sanki sökercesine kapattığıı için çevredeki insanların bakışlarına maruz kaldık. Yanıma gelip, arabanın sağ tarafına bindiğinde o an anladım beni burda eliyle bulmuş gibi bulmasının sebebinin ona defalarca gideceğimi söylemiş olmamın olduğunu. " Kardeşim senin amacın ne? Revani görmek için mi hayatına mâl olabilecek antlaşmayı mı feshettin ? " ben yüzüne sinirli sinirli bakarken " Evet! " dedim. " Eğer benimle gelmek istersen gel ama gelmeyeceksen de bana engel olmaya kalkma. " ben bunları söylerken Can sanki olayı kabullenmiş bir havayla " Zaten aksinin mümkün olmayacağını bilmek için yıllardır kardeşlik yapmamıza gerek yok ki kardeşim, şu bakışlarına maruz kalan kimse hemen kabullenir bu durumu zaten. " Ben gülerek emniyet kemerini çıkartırken Can'ın da ayaklandığını gördüm. Benimle gelecekti. Ne kadar rahatlattı beni bilmeden de olsa. Kapıdan içeriye girdiğimiz an Revan'ın Berrakla kasanın orada konuştuğunu gördüm. Birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Fakat kafasını girdiğim yere çevirmesiyle benim ona tutuklu kalan bakışlarımı fark etmesi bir oldu. Onların karşısına denk gelen bir masaya oturduk. Yanımıza gelen garsonun geçenki garson olduğunu anladım ama  içimden sakin kalmamı söyleyen seslere kulak asmam gerektiğini daha çok anladım. Garsonun "ne alırsınız ?" sorusuna Can'ın söylediği şeyle bakışlarımı Can'a döndüm. "Biz limonlu keklerden alalım. " Garson bir şeylerin ters gittiğini anlatan bir bakışla " Efendim bugün ne yazık ki bugün o keklere hayat veren bayan  izinli , ama başka bir şey dilerseniz yardımcı olabilirim. " Can suratıma bakıp ne yapacağımı anlamış gibi elini masaya koyup lafa girdim " Biz onun için geldik. Müdürünüzü çağırın bize. " Revan'ın kafe sahibi olduğunu tabiki bilerek bu cümleyi kurdum. Berrak la Burcuyla ortak olduğunu biliyorum. Burcu ortalarda yok şansım yüzde elli yüzüme gülerse Revan yanımıza gelecekti. İstediğim gibi de oldu. Revanla Berrak garsonun söylediklerine şaşırmış olmalı ki epey bi bakıştılar. Revan yanımıza doğru gelirken benim kalbim sanki sesini duyuracakmiş gibi atıyordu. " Buyrun benimle görüşmek istemişsiniz, nasıl yardımcı olabilirim ? " dediğinde ben ona bakmaktan, cevap veremeyeceğimi anlayan Can söze girdi. " Biz o limonlu keklerinizden istemiştik ama garsonunuz bize bugün mümkün olamayacağını, yapan bayanın izinli olduğunu söyledi. " Suratı sirke satar bir havayla Revan bunları dinledi ama  ben hala bakışlarımı değiştirmeden baktığım için o an Can'a ne söylediğini anlayamadım. Can ın  tekrar söze girdiğini duydum. " Yaa aslında onlar için gelmiştik biz buraya. Çok methetmişlerdi de. " şu an kesinlikle içinden bir şeyler düşünüyordu. ya da bize karşı bileniyordu çünkü yüzünde net bu ifade var. Ben bunları düşünürken sessizliği o muhteşem sesiyle bozdu. " Yaa öyle mi geçen telef ettiğiniz keklere sayalım mı bu pişmanlığınızı? " biz Can'la birbirimize şaşkın gözlerle bakarken yüzümde oluşan o gülüşü fark ettim. Berrak yanımıza doğru geldi. bizimle ilgilenmek istediğini söyleyince Revan yanımızdan ayrılmak için geriye doğru döndüğünde benim de içimde bir şeyler gidiyordu sanki. Nasıl da mahcup olmuştu o güzel gözleriyle. Hiç fakında değil utanınca  ne kadar güzel olduğunun. Berrak a kendi önerebileceği şeyi sorup hızla siparişi verdik. Yanımızdan ayrılıp Revan a doğru ilerledi. Berrak ın sinirli sinirli bir şeyler söylediğini gördüm.  " Nasıl da güzel laf yedik kardeşim bir bardak su isteyelim mi? " Can bana bunları söylerken benim suratımda önünü alamadığım bir gülümseme vardı. Ellerimi şakaklarıma götürüp " Hakkını savundu bir şey demedi Can. " deyince Can kahkahasını  savurdu.  " Sen bu kıza kavuşunca beni silecekmiş gibi bir hava verdiğinin farkında mısın  Barlas? "  " Abartma kardeşim demek buraya yengenden ilk lafı işitmeye gelmişsin. Sanırım buna alışmamız gerekecek çünkü çatal dilliye benziyor. " Can yere eydiği başını bir anda kaldırıp deli gibi gülmeye başladı. Biz aramızda böyle muhabbet etmeye başlamıştık ki kafenin kapısı hızla çarpıldı. gelenin kim olduğuna bakacakken yanımızdan hışımla geçti. Gelen Burcuydu. elindeki çantayı masaya savurup Berrak büyüyen gözleriyle Burcu ya kızmaya hazırlanmıştı bile. Bir anda Revanın da yanlarına gelmesiyle benim dikkatim yine ona çevrildi. Aralarında hararetli harareti konuşuyorlardı. Ne söyledikleri anlaşılmasa da onları üzen bir şeyin olduğu çok belli. Ahh benim buzlar kraliçem seni böyle hüzne sokanın ne olduğunu bilsem ahh. Biz ayaklandığımız an yanımıza doğru geldiğini gördüm, yanımdan geçmesi için fırsat verdim ki o an sanki dünya durdu benim için. Kokusu.. Yasemin !  bir insanın tenine kişiliğine nasıl bu denli yakışırdı. Saçlarının kokusu burnuma geldiğinde onu bağrıma basıp sanki hiç bırakmayacakmış gibi sarılmak istedim. Ama olmadı. Yapamadım. Yapamam. Ona söylediğim son cümlenin onda şok etkisi yaratacağını biliyordum. " Hiç şüphen olmasın, daha çok görüşeceğiz. " BÖLÜM SONU Eheheheh ve yine günlük bölüm attım. keyifle okudunuz inşallah. Eller yoruma hadi bakalıım ?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE