5- VAVEYLA

1128 Kelimeler
BÖLÜM ŞARKISI : SEKSENDÖRT - MASUM DEĞİLİZ Kaç kez dillendirir insan unutmak istemeyeceği bir şeyi. Beynine kaç kez baskı yapar unutmayacaksın derken?  Her mevsim güzelliğiyle övünür durur. Benim mevsimimin güzelliği de o. Ben biliyorum. O yıllar önce baktığım gözler şimdi bana yabancıymışım gibi bakarken de bu böyle. BARLASIN AĞZINDAN Şirketin kapısından girerken Can ' ında arkamdan geldiğini fark ettim. Odanın kapısından girdiğim an çarptığım kapı tüm katı ayağa kaldırmaya yetti bir anda. Herkes odama doğru bakarken Can'ın sesini işittim. " Tamam , bir şey yok herkes işinin başına . " Can odama girdiği an ceketini çıkartıp koltuklardan birine koyarken bana dönüp " Kardeşim emin misin? " diye sorduğunda benim sinirim ikiye katlanmış yüzüne vurmamak için kendimi zor tutuyordum. " Eminim  !" dediğimde yüzünde alayla karışık bir o kadarda soru sorarcasına bir gülüşle " Anlamıyorum ,  nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ? Yıllardır görmediğin , adından bile tam emin olmadığın biri . Karşıma geçip bugün adını Leyla duyduğumuz kızın , o olduğunu söylüyorsun . " Hala bir cevap beklercesine yüzüme bakarken elimi başıma yaslayıp rahat bir şekilde " Eminim , ben o bakışları asla unutmam . Yıllardır aradığımın o olduğundan adım kadar eminim Can . " dedim gözümü bir saniye ondan çekmeden . " Leyla ' ymış kızın ismi duymadın mı Leyla diye bağırdılar arkasından ? Niye anlamak istemiyorsun ? " " Anlıyorum o kız Leyla değil . O kız o lanet yetim hanede arabamın altına ismini yazan kız ..  ' Revan . ' bunu sana ispatlayacağım sen beni anlıyor musun ? " " Tamam Barlas , bak bunu yaparken kimseye zarar vermeyeceksin , duydun mu beni kimseye ! " Can yanımdan geçerken ceketini almaya yeltendiği gördüm. Dışarı çıkacağı an " Gördün demi ? " dedim sırıtarak. Can durakladı yüzünü bana dönüp " Neyi ? " dedi . Gözlerim tek bir noktaya yoğunlaştığında yanıma yaklaştı yüzümde anlamsız sırıtma devam ederken " O it garsona nasıl gülümsüyordu , o gereksize nasıl da gülüyordu ? " o an manyakça bir kahkaha attım. Canı yanımda hissettiğimde omuzlarımdan tutup beni silkeleyerek " Barlas yüzüme bak kardeşim , yüzüme bak beni duyuyor musun?  Kimse kimseye gülmüyordu. Onlar arkadaşlar, arkadaş onlar. Duyuyor musun beni? Kimseye gülmüyordu. Nerde ilacın ?  Barlas ! Bana bak nerde ilacın ? " dediğinde ben masanın yanındaki çekmeceyi işaret ederken , Can çoktan koşup çekmeceden ilacı almıştı. Yanıma aynı hızla geldiğinde elinde tutan kutudan bir tanesini çıkartarak ağzıma sokup suyu da uzattı. O an bütün sinirlerinin gevşeyip , aklımdaki düşünceler silinmeye başlamıştı . Kahrolası anti depresanlar nasılda kedi gibi yapıyordu tüm vücudumu . Can tekrar omuzlarımdan tutup koltuğa oturttuğunda " iyiyim tamam." diyebildim kısık sesle. Üzerimdeki titreme geçer geçmez Can ' ın yüzüme eğilip " Barlas iyi misin ? " dediğini yeni yeni idrak edebiliyordum . " İnanıyorsun demi bana, onun Revan olduğuna inanıyorsun ? " dediğimde Can yanıma oturdu . " İnanıyorum Barlas. Lütfen sakinleş kendine zarar veriyorsun, bunun kimseye faydası yok. O kızın senin varlığından haberi bile yokken bu denli hırpalanman beni de anneni de korkutuyor. Yapma kardeşim, buna hakkın yok! " Can'la ortaklığımız 7 yıla dayanıyor. Babalarımız şirketlerini bize devrettiklerinde kafa kafaya verip birlikten kuvvet doğar diyerek birleştirdik. Şimdi hem çok iyi ortak, hem de çok iyi birer dosttuk. Ki zaten birlikte de büyüdük. O aile beni evlatlık edindiğinde, babasıyla babam yıllardır birlikte iş yaptıklarından bizde hep bir aradaydık. Onunda benimde kardeşimiz olmadığı için birbirimizi kardeş bildik. Revandan sonra benim dilimi çözen ikinci insandı. Ben yavaşça doğrulup lavobaya doğru koridorda ilerlerken çalışanların yüzüme canavarmışım gibi baktıklarını hissedebiliyordum. Kendi aralarında "Bu adam nasıl bu hale geldi? " diye konuşuyorlardı. O an anladım. Yıllardır içimde tutsak ettiğim o çocuğa neler yaptığımı.. Tekrar odaya döndüğümde babamın geldiğini, Can'la fısır fısır konuştukları şeyi bir anda kestiklerini fark ettim. " Gel oğlum bende seni bekliyordum." dedi babam. Can ayaklanıp bizi yalnız bırakmak ister gibi bir tavırla " İşlerim var Haldun Amca, izninle yine görüşürüz . " diyerek odayı terk etti. Ben babamın karşısına oturmak için yerimden hareketlenirken bir anda babamın söylediğiyle göz göze geldik . Az çok birazdan  söyleyeceği şeyleri tahmin edebiliyordum . " Barlas ne oluyor ? Şirkete geliyorum belki oğluma bir akşam yemeği yeriz diye düşünürken şu geçtiğim koridorlar bana dar oldu . Çalışanların ağzına sakız olmuşsun. Arkandan bu adam bu hale nasıl geldi diye konuşuyorlar . Odana geliyorum , Can berbat bir suratla oturmuş koltukta kara kara düşünüyor . Barlas nerde diyorum suratıma salak salak bakıyor. Ne oluyor Aslanım , seni bu denli hırpalayan ne ? " Babam bir çırpıda bunları söylerken, bense yüzümü yere eğip sıkkın bir şekilde ayaklarımla yerde ritim tutuyordum.  Ta ki o umursamaz gülüşümü yüzüme takınıp sessizliğimi bozana kadar . " Ne yani Can sana hiçbir şey söylemedi öyle mi ? " Şimdi ise babam o sinirli tavırlarıyla bana bakıyordu . Sorumun cevabı bu mu der gibi . " Terbiyesizlik yapma . Onun söylemesine gerek yok . Zaten anlayabiliyorum sebebini . O kız demi ?  . Aslında olmayan ama senin hayalinde yarattığın o saçma sapan kız . " Elimi masaya sertçe vurduğumda babam şaşkın gözlerle yüzüme bakıyordu. ' Tamam sakin ol ' der gibi. Artık insanların bana ne imayla baktığını az çok anlayabiliyorum. Burnumdan soluyordum, ayağa kalkıp masayı dağıtırken kısa bir an sakin olmam gerektiğini düşündüm. O lanet ilacı bir daha almamak için. " Buldum onu! " dedim bana korkuyla bakan babama gözlerimi dikerken. " Nasıl? " dedi babam yumruk yapan kolumu tutarken " Nasıl buldun? " " Buldum işte, en yakın zamanda gelininle tanışmaya hazır ol baba. " derken babam gözünü bir saniye yüzümden ayırmıyordu. Kapıya doğru adım atacakken arkamdan gelen sesle duraksadım " Yapma oğlum, bu kadar ileri gitme. " O sarsılmaz gülüşümü yüzüme takınırken hala babamın Barlas diyen bağırışlarını duyuyordum. Sekreter masasının önünde durduğumda Selin korkarcasına yüzüme bakıyordu. Ayağa kalkıp " Barlas Bey," derken lafının arasına girdim. " İyiyim Selin, bugünkü akşam yemeğini iptal et. Can'a da söyle eve gidiyorum ben. " Cevap vermesini beklemeden çoktan döner kapıdan çıkmıştım. Derin derin nefesler alıp verirken vale arabamı getirip anahtarını bana doğru uzattı. Arabaya bindiğimde hala o adamın niye ona Leyla diye seslendiğini düşünüyordum. Ben emindim o kız Leyla değildi. Elimi direksiyona sinirle vururken gözüm torpidoya kaydı. O kırmızı araba ben nereye gidersem benimle geliyordu yıllardır. ' Aynı bundan sonra benimle geleceğin gibi ' diye düşünüyordum gözlerimi arabaya dikip . Biraz sonra o kışkırtıcı gülümsemeyle ağzımdan çıkacak cümleleri bekliyordum. " Çok az kaldı. Çok az.  Benim olacağın o güne çok az kaldı Revan .! "     BÖLÜM SONU ahh nasıl güzel yerde bitti ama evet Barlascığımla tanışın. hikayemizin beyaz atlı ceosu. bu diğer ceolar gibi sessiz sakin uysal sağlıklı bir ceo değil. ama kalbi çok güzel bir ceo. neyse okudukça anlayacaksınız zaten. daha fazla uzatmayacağım. "Sevgili yazar uzatacağın kadar zaten uzaatın" diyenleri duyar gibiyim. tamam be gidiyorum kjljjljj  ayrıca lütfen yorumlarınızı yazın. nokta dahi olsa. orada olduğunuzu bilmeye hakkım var öyle değil mi ?  sizi seviyorum.. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE